İstanbula daha önce gelmiş miydiniz?
- Hayır, bu ilk gelişim. Çok güzel bir şehirmiş. Dün kısa bir tur organize ettik. Önce restoranları gezdik, ardından adalara gittik.
Peki gezip gördüklerinizden sonra İstanbul hakkında neler söyleyebilirsiniz?
- Çok muazzam bir yer. Büyüleyici ve bir o kadar da etkili. Özellikle Avrupa ve Asya kıtasını birbirine bağlayan Boğaz Köprüsüne bayıldım. İnanılmaz bir şey. Bu şehirde keşfedilmesi gereken daha çok yer ve mekn var.
Türkiyeye geliş nedeninizden de bahseder misiniz kısaca?
- Vodafone Red Winter Weekend etkinliği için geldim. Yarın da buradaki kayak merkezini göreceğim. Kulağa tuhaf gelmiyor mu sizce de? Türkiyede bir kayak merkezi?
TOMBA LA BOMBA, KARİZMAMI YANSITAN BİR LAKAP
80 ve 90lı yıllarda kayak fenomeniydiniz. Önemli şampiyonluklar elde ettiniz. Bu başarının sırrı neydi?
- Annem. Onun sayesinde birçok başarı elde ettim. O, beni Alberto Tomba haline getirdi. İmajım olsun, başarım olsun, hepsine bir katkısı vardır. Annem sayesinde insanlar beni çok seviyor. Muhteşem bir hayat hikyem var. Alberto ismini duyan herkesin aklına direkt lakabım Tomba La Bomba geliyor.
Bu lakap, kişiliğinizi yansıtıyor mu?
- Kesinlikle... Art arda ödüller ve madalyalar kazandığınız zaman bir bomba gibi patlama yaşıyorsunuz. Ben de şampiyonluklarım sayesinde bomba gibi bir kariyer sergiledim. Başarılarım nedeniyle bana bu lakabı layık gördüler. Karizmamı yansıtan bir lakap.
Sizce kayak sporunda yeni Tomba olacak biri var mı şu anda?
- Şu an için kimsenin bu konumda olmadığını söylüyorlar.
BABAMIN HAYALİNİ GERÇEKLEŞTİRDİM
Muhteşem bir hayat yaşadığınızı söylediniz. Geçmişinizle ilgili pişmanlık duyduğunuz hiçbir şey yok mu?
- Asla. Hiçbir kararım ya da hareketimden dolayı pişmanlık duymadım, duymuyorum da. Her yaşımda ayrı deneyimler edindim. Hayatımda her şey tam vaktinde oldu. Ne çok geç ne de çok erken. Sadece kariyerime çok erken başladım. Yıldızım parladığında henüz 20 yaşındaydım. Aynı Boris Becker gibi. O da benim gibi genç yaşlarda kariyerine başladı, yıldızı parladı ve şampiyonluklar kazandı. Kayakçılar, futbolcu veya tenisçiler gibi değiller. Biz senenin 10 ayını dağlarda idman yaparak geçiriyorduk. Binlerce metre yükseklikte. Ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyor musunuz? Şampiyonluğa hazırlık için dağlarda yaşıyorduk...
Dünyaya yeniden gelme şansınız olsaydı, tüm bu zorluklarına rağmen yine aynı mesleği mi seçerdiniz?
- Beni bu konuma ailem getirdi aslında. Ben babamın hayalini gerçekleştirdim. Babam kayak hastasıydı. Kendisi İsviçrede bir koleje gitmiş, orada kayakla tanışmış ve sonrasında çılgınca bir aşk ortaya çıkmış...
Bu sporda Türkiyeyi nasıl buluyorsunuz?
- Türkiyede İtalyadaki gibi daha çok futbola ilgi duyuluyor. Ama Türkiyenin bu spor dalında da gelişme kaydedeceğini düşünüyorum.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
- İstanbula bu kadar geç geldiğim için üzgünüm...
ANNEM TORUN İSTİYOR
Kendinizi üç kelimeyle anlatmanızı istesem, neler söylersiniz?
- Sevecen, sempatik ve her şeye açık bir kişiliğe sahibim.
Evli değilsiniz bildiğim kadarıyla. Evlenip çoluk çocuğa karışmak gibi bir planınız var mı peki?
- Aslında annem artık bir torun bekliyor. Kızlarım ve oğullarım olsun istiyor. Ancak şu an çok meşgul olduğum için vaktimi bu tarz konulara ayıramıyorum. 10 sene önce aile kurma planlarım vardı ama olmadı. Kısmet. Gelecekte ne olur bilemeyiz. Henüz hayatımın aşkını bulamadım. Belki de arayışta olmadığım için bulamıyorumdur. Ama bulduğumda evlenirim.
BABAM, FERRARI SÖZÜ VERMİŞTİ AMA ALMADI
Geçmişte, babam bana altın madalya karşılığında Ferrari alma sözü vermişti. Ancak ilk altın madalyamı kazandığımda, çok genç olduğum için almadı. 1992de ana sponsorum bir Ferrari hediye etti. Öncesinde hiç kimseye bu tarz bir ödül verilmemişti, bu konuda bir ilke imza atmış sayılırım.









