Mine Çayıroğlu, Reyting olayına pek inanmıyorum

Oyuncu/Sanatçı Mine Çayıroğlu ile oyunculuk serüvenini konuştuk. Dizi sektörüyle ilgili düşüncelerini aktardı. Samimi açıklamalar da bulundu.

Mine Çayıroğlu, Reyting olayına pek inanmıyorum

Oyuncu/Sanatçı Mine Çayıroğlu ile oyunculuk serüvenini konuştuk. Dizi sektörüyle ilgili düşüncelerini aktardı. Samimi açıklamalar da bulundu.

Mine Çayıroğlu, Reyting olayına pek inanmıyorum
13 Nisan 2015 - 20:15

Yeşilçam filmlerinin, Türk dizi-sinema tarihinin unutulmaz çocuk oyuncularından. Bir dönemin yıldız oyuncularıyla onlarca sinema filmi ve televizyon dizilerinde başrol oynadı. 90’lı yılların sonunda Türkiye’den İngiltere’ye drama okullarından (Guildford Scholl Of Acting) a oyunculuk eğitimi almaya gitti. Gittiği gibi geri geldi. Ülkesine dönüşü yine bıraktığı dizi ve sinema filmleriyle oldu. Oyunculuk serüveni 6 yaşında başladı. Küçük yaşlarda müzik eğitimi de aldı ve 2 albüm çıkardı.

Mine Çayıroğlu Adıyaman GAP Oscarları ödül töreninin ardından, 15 yıl önce film çekimleri için bir ay kaldığı Şanlıurfa’ya iş adamı Süleyman Ayhan’ın daveti üzerine 2. Kez geldi.

Çayıroğlu ile oyunculuk serüvenini konuştuk. Dizi sektörüyle ilgili düşüncelerini aktardı. Samimi açıklamalar da bulundu.

Oyunculuğa nasıl başladınız ?

6 yaşımda film ve dizi sektöründe olan bir akrabamın beni film setine götürmesiyle oyunculuğa başladım. Dizide ilk oynamamın ardından yönetmenler sevdiler beni. Çocuk yaşlarda olmama rağmen başarılı bir oyunculuk sergiledim.

Oyuncu olunur mu ? doğulur mu ?

Oyunculuk doğuştan gelen bir yetenek. İnsan elbette sonradan oyuncu olabilir, oyunculuğunu sonradan geliştirebilir, eğitimini alabilir ve atölye çalışmalarına katılabilir ama yetenek yoksa hiçbir şey gelişmez. Ailemde beni keşfetmişti ve beni oyunculuğa yönlendirmişti.

Çocukken ne olmak istemiştiniz ?

Oyunculuğu bir meslek olarak çocukluktan görmüştüm. Ya oyuncu olacaktım ya da şarkıcı. Sürekli ayna karşısındaydım. Saatlerce kendimi çeşitli karakterlere büründürüyordum. Ya annemin gardrobunu indirip elbiselerini giyiyordum ya da ayna karşısında şarkıcıyı canlandırıyordum. Fırçayı alıp mikrofon yapıyordum. Her çocuk meraklı olur ama benim ki biraz abartılı bir durumdu.

Babanız iki dönem Şile Belediye Başkanlığı yaptı.

Sanat ile siyaset arasında yoğurulmuşluğunuz var mı ?

Hayır yok. Çünkü babam siyasete girmeden önce oyunculuğa başlamıştım. Babam siyasete girdiğinde 14-15 yaşlarındaydım. Siyasetin içerisinde hiç olmadım. Babamın asıl mesleği eczacı. Siyasetçi kimliğini bize hiç hissettirmedi.

Dizilerde sanki hep yaşayarak oynuyordunuz. O dizilerde oynarken nasıl bir ruh haline bürünüyordunuz ?

Sette bir karakteri canlandırıyorsunuz. Set bitince kendiniz olup çıkıyorsunuz. Sağlıklı olanı da bu aslında. Oyuncu olmanın gerekliliği bence bu. Çocukken de aslında bunun bilincindeydim. Bu benim doğuştan gelen algım ve yeteneğim olsa gerek.

Şanlıurfa’ya 15 yıl önce gelmiştiniz. Sizce Urfa değişmiş mi ?

Çok seyredilen, keşke devamı gelseydi, dizi yapılsaydı denilen Şara diye bir filmde oynamıştım. Şanlıurfa’ya 15-16 yıl önce bu vesileyle gelmiştim. Şanlıurfa’nın tarihi yerleri korunabilmiş. Bugün gezdiğimde bunu hissettim. Bu yönden pek bir değişiklik olmamış. Şanlıurfa çok güzel bir şehir. Göbeklitepe’ye bugün gittik. Taş devrinin izlerini gördük. Şanlıurfa ve tüm çevresi görülmesi gereken bir şehir.

Eskilere gitmişken, o tarihlerde Kürtçe filmlere karşı mesafe vardı oyuncularda. Siz Kürtçe bir filmde de oynamıştınız. O tarihlerde Kürtçe bir dizi de oynamaya karar verdiniz ?

Şare’nin yanı sıra Siyabend u Xece kürtçe bir aşk destanı filmiydi. Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun gibi bir aşk hikayesiydi. Her kültürüne kendine özgün destanları var. Bir aşk destanını yansıtabilmek ve karakteri oynamak bana gayet doğal gelmişti.

Çalıkuşu dizisindeki ‘Minuse’ rolü ile akıllara kazındınız.

O film ve rolünüzle ilgili neler söyleyeceksiniz ?

O zamanlar çocuktum. Doğuştan gelen yeteneğimin üzerinden gidiyordum. Daha sonra oyunculuğumu geliştirmeye karar verdim. O zamanlar bir isimdim aslında. Nasıl olsa bir isim oldum diye kendimi geliştirmeyebilirdim ama ben İngiltere’ye eğitim almaya gittim. Bence oyunculuğu geliştirmenin sonu yok. Hala oyunculuğumla ilgili atölye çalışmalarına katılmak istiyorum. Daha ne yapabilirim onu araştırıyorum. Ben oyuncu oldum dediğiniz anda kaybedersiniz.

Eski zamanlardaki dizi sektörü ile günümüz zamanındaki dizi sektörü arasında ne fark var ?

Günümüz dizi sektöründe kaliteli diziler yapılsa bile yayından kalkabiliyor. Üzücü olan durumlarla karşılaşabiliyorsunuz. Emekleriniz boşa gidebiliyor. Sadece oyuncular açısından değil, tüm teknik kadro açından bu böyle oluyor. Eskiden öyle değildi. O zamanlar tek kanal dönemiydi. Bir proje başlıyordu, ne kadar bölümse o kadar bölüm çekiliyordu. Her şey daha planlı, daha sistemli ve olması gerektiği gibiydi. Şimdi çok iyi bir dizi de olsa, senaryosu iyi olsa da birkaç bölüm sonra ne olacağını kestiremiyorsunuz. Çünkü reyting kaygıları var.

Reyting sonuçlarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz ?

Benim hiçbir zaman anlayamadığım reyting kaygısı vardır bu sektörde. Ben bu reyting olayına pek inanmıyorum.

Yeni projeleriniz var mı ?

Teklifler geliyor, değerlendirme aşamasındayız.

Oyunculuk konusunda seçiciliğiniz var mı ?

Projeye bakarım, yönetmene bakarım, senaryoyu, oynayacağım karakteri beğenirsem, kadro da iyi bir cast varsa, oynarım. Bunlara dikkat ediyorum.

Röpörtaj: Muhammed Taşçılar/Nedim Atilla



UrfaHA

YORUMLAR

  • 0 Yorum