AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Şanlıurfa Milletvekili Emin Önen, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle bir mesaj yayınlayarak, Basının vatandaşın gözü, kulağı ve adeta avukatı olduğunu ve özellikle yerel medyanın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Basın özgürlüğünün, Birleşmiş Milletler tarafından; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde ilan edilen ve birçok ülke tarafından kabul edilen bir hak olduğunu belirten AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Şanlıurfa Milletvekili Emin Önen, “Özgür Basın, demokratik sistemin korunması ve güçlendirilmesinde son derece önemli bir unsur olma özelliğini taşıyor, insan haklarına dayalı, demokratik bir toplumsal ve siyasal düzen özlemimizin gerçekleşmesi yolunda önemli yapı taşlarından birini oluşturuyor. Her 3 Mayıs’ta Dünya Basın Özgürlüğü Günü kutlanıyor. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 1989’dan beri geleneksel olarak Basın Özgürlüğü Ödülleri veriyor. Ödülleri, 1989 yılında gazeteci olarak Nazlı Ilıcak, kurum olarak Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) alırken 2007 yılında ise, bu ödül Hrant Dink, Ragıp Zarakol ve Av. Gülçin Çaylıgil arasında paylaştırıldı” dedi.
Basın, ülkemizin kurumsal gücüdür
Günümüzde Türk basınının özgürlüğü, kanunlarla hür ve sansür edilemez olarak garanti altına alınmış zaman zaman bazı kıstaslarla sınırlandırılmış olduğunu belirten Önen, “Çünkü günümüzde medya daha çok devletin değil de medya patronlarının kendi çıkarları doğrultusunda yaptığı kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor. Önce özelleşen ardından da tekelleşmeye başlayan medya kuruluşları, patronlarının istekleri ve çıkarları doğrultusunda yayın yapmak zorunda kalıyor. Medya patronlarının, sahip oldukları çok sayıda basın yayın kuruluşu aracılığıyla çok geniş kitlelere seslenebilme olanağının bulunması; basının özgürlüğünü kısıtlamakla birlikte halkın doğru ve eksiksiz bilgi almasını da engelliyor. Kendi şirketini veya yakın olduğu kişileri zarara uğratacak haberlerin yayınlanmasına izin vermeyen medya patronları ya da onlara bağlı genel yayın yönetmenleri yaptıkları haberlerin doğru olmasına özen gösterseler de her doğru haberin yayınlanmasını önlüyor. Böylece medya kuruluşları kamuoyunu bilgilendirme görevinden uzaklaşarak, güçlerini kullanarak patronlarının çıkarlarını korumuş oluyor. Medya patronlarının yalnızca ticaret kültürü olan iş adamları ve büyük bir tekelleşmenin söz konusu olması, gazeteciliği, iş adamlarının gazetelerini ticarethane olarak görüp daha çok para kazanma politikası haline getirmiştir. Durum böyle oldukça patronlar, gazeteleri halkın bilgi kaynağı değilde kendilerine para getirecek bir işyeri veya çeşitli siyasi ve benzeri konularda propoganda aracı olarak görmektedir. Aslında basın, vatandaşların gözü, kulağı ve hatta Avukatıdır. Vatandaşların sözcüleri durumundadırlar. Onların söyleyemediklerini söyler, ulaşamadıkları yerlere ulaşırlar. Çalışma şartlarının zorluklarına rağmen, fedakarca çalışarak, sürekli güçlenen, büyüyen, doğru habercilik görevini başarıyla gerçekleştiren basın, ülkemizin bir kurumsal gücü haline gelmiştir. Onun için özellikle yerel medyanın güçlendirilmesi için destek olunmalıdır diye düşünüyorum. Bu vesileyle basınımızın Dünya Özgürlük Gününü kutluyorum” diye konuştu.(Haber Fatih Güler)









