Sentezhaber sitesi yazarı Hüseyin Eren daha önce Şanlıurfa başta olmak üzere birçok ilde yapılan mevlitlerin ortadan kalkmasına değinerek bazı hayır ve hasenatların sanal aleme kadar düştüğünü ancak gerçeği kadar faydalı olmadığına dikkatleri çekti.
Bir zamanlar Van Mevlidi, Urfa Mevlidi, Isparta Mevlidi vardı; bu mevlidler içe ve dışa dönük büyük fonksiyon icra ediyor, büyük hareketliliğe sebebiyet veriyor, büyük canlılık getiriyordu Nur hizmetine. Az olan Nur müntesiplerini bir araya getiriyor, kaynaşmaya vesile oluyor, içte muhabbet ve uhuvveti perçinliyor, dışa dönük şahs-ı mnevî gücü gösteriliyor, kuvvetli bir sivil toplum hareketi görüntüsü veriliyordu...
Belki de bu mevlidlerin finali Ankara Kocatepe Camii’nde yapılanı idi. Neydi o kalabalık, neydi o coşkunluk, neydi o heyecan, neydi o ses getirme, neydi o tesirlilik. Türkiye gündemini sarsmış, aydınlar ve siyasetçiler Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nur’u tartışır olmuş, medyada günlerce konuşulur olmuştu. Evet, olmuştu…
Şimdi öyle mi? Kocatepe Mevlidi tarihin yaprakları arasına karıştı, diğerleri devam ediyor etmesine fakat yeni fonksiyonlarla, yeni işlevlerle devam ediyor. Geçmişi geriye getirelim deseniz getiremezsiniz, geçmişe gidelim deseniz gidemezsiniz; bugün yeni bir hayat, yeni bir hl, yeni bir dünya var. Zamanı anlamak, zamanın ilcaatına göre yeni hizmet tarzları, yeni yöntemler, yeni şekiller, yeni şekillenmeler yapmak Nur hizmetini yarınlara daha sağlam taşımaz mı?
Saflar genişledi, saflar çeşitlendi, saflar renklendi; bir taraftan da saflık ve safiye özlenir oldu. Yeni zaman, yeni dönem; akıllı telefonlar, internet, facebook, twitter, hızla gelişen bilişim sektörü… Uzak diyardan, yakın mekndan düşünce aktarımı, fikir paylaşımı, görüntü gönderme çok kolay ve kısa zamanda yapmak mümkün. Mevlidi aynı anda sanal olarak dünyanın diğer yerlerine gönderebilirsiniz, isteyen herkes de bunu takip edebilir? Bilişimdeki gelişmeler meknı ve zamanı yeniden sorgulatır oldu? Bir merkez yok, her hizmet meknı kendinin merkezi. Isparta, Van, Urfa, İstanbul, Kosturma, Kahire, Newyork, Viyana birbirine yakın…
Risale-i Nur’u aklına ve kalbine indirmek var, bir de cep telefonuna, bilgisayara indirmek var… Uzak yere gitmeden, bir sandalyeye oturmadan, eline kitabı almadan; otobüste, trende, uçakta, yolda, kırda, bayırda Risale okunabilir. Mesel Isparta Mevlidini internete atarak “canlı” olarak izletmek mümkün. Sanal bir canlılık ne kadar gerçekçi?
Uzak yerden yorularak gelmek, camide omuz omuza saf tutmak, dulara birlikte min demek, avluda sohbet etmek, muhabbet devşirmek, uhuvvetle musafaha etmek; sanaldan seyretmeye benzer mi? Sanaldan seyretmek de bir şey, o da istifadeye medardır bu da başka bir gerçeklik.
Mevlidler du vesilesi, muhabbet vesilesi, uhuvvet vesilesi, irtibat vesilesi. Sanal irtibatlar canlı görüşmeyle aynı olur mu? Du ellerle yürekleri tutuşturmak, sükûn konuşmalarla kalpleri irtibatlandırmak, hikmet nazarlarla bakışmak, tebessümlerle selmlaşmak; facebook paylaşımlarına, twitter irtibatlarına benzer mi? Bu sanal gerçeklikle de hizmet yapılabilir, o da ayrı bir hakikat.
Safları sıklaştırmak, safiyete kavuşmak, saflıkta buluşmak için mevlidlere devam. Devam ki muhabbet kırılmaları, uhuvvet gevşemeleri, henk bozulmaları olmasın. henk bozulursa geriye ne kalır?









