Manisa’nın Soma ilçesinde özel bir şirkete ait kömür ocağında meydana gelen patlamada şu saat itibarıyla 274’ten fazla madencinin hayatını kaybetmesi hepimizi derinden sarsmıştır. MAZLUMDER Şanlıurfa Şubesi olarak ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor; hayatını kaybeden emekçilerin ailelerinin ve sevenlerinin acısını paylaştığımızı ifade ediyoruz.
Bu ülkemizdeki ilk maden kazası olmamakla beraber, bu boyutta büyük can kaybı açısından yaşanan ilk kazadır. 2012 yılında yalnızca maden sektöründe 81 işçinin, 2013 yılında ülke genelinde 1235 emekçinin ve 2014 yılının daha ilk dört ayında en az 369 emekçinin ağır ve denetimsiz çalışma koşullarında hayatını kaybettiği bilinmekle beraber, bunun bir kaza olmanın ötesinde adeta cinayet olduğu ortadadır.
Küresel sermayenin pençesinde kıvranan ülkemiz insanı bir lokma ekmek için insan onurunu zedeleyen uygulamalara tabi tutulmakta, çalışma koşulları, tedbirler, iş hukuku gibi unsurlar göz ardı edilmektedir. Daha fazla para kazanma hırsı yüzünden çalışanların yaşam hakkını riske koyan uygulamalara göz yumulmaktadır.
Birçok alanda büyük atılımlar ve yatırımlar yaptığını her defasında tekrarlayan hükümet, ülkenin zenginleşip büyümesinden emekçilerin payına hep ölüm düştüğünden rahatsız değildir. Zira muhalefet partileri tarafından teklif edilen fakat iktidar partisi tarafından reddedilen meclis araştırma önergeleri bunun bir örneğidir.
Bu soru önergesinde; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çeşitli tarihlerde yapılan teftişlerde tespit edilen noksanlara rağmen üretim faaliyetlerinin durdurulmadığına, bunun yerine para cezası ile geçiştirildiği bilinmektedir.
Maden işçiliğinin hata kabul etmeyen, ağır ve tehlikeli işlerden olması, en küçük bir eksikliğin büyük tehlikelere yol açabileceği bilinmesine rağmen, denetimlerin yetersiz kaldığı, tespit edilen hatalara ve eksikliklere karşı kesin çözümler üretilmemesi bu vahim sonucu doğurmuştur.
MAZLUMDER olarak bu acının son olmasını, benzer bir acının tekrar yaşanmaması için iktidarın kamusal yetki ve denetim mekanizmalarını işçilerin can sağlığı ve güvenliğini korumak üzere daha etkin bir şekilde işletmesi gerektiğini ve iktidarın artık sermayenin değil, çalışanın, üretenin ve emekçinin yanında olmasını bekliyor ve umuyoruz. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün, işverenleri kazaları önlemek için her türlü önlemi alma, riski kaynağında bertaraf etme ve güvenli çalışma sistemleri tasarlama gibi maddelerle yükümlü tutan “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi”nin vakit geçirmeden imzalanmasını talep ediyoruz.İfadelerini kullandı









