Kısa adı Eğitim-Sen olan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası Şanlıurfa Şube Başkanı Sıtkı Dehşet yaptığı yazılı açıklamada; Konfederasyonumuz KESK, sendikamız Eğitim Sen, kamu çalışanlarının maaşlarını bankadan almaları karşısında ele edilen promosyonların kuruma değil, kamu emekçilerine ödenmesi için hukuksal ve örgütsel düzlemde mücadele yürüttüğünü belirtti.
Dehşet açıklamasında ; Sendikamızın yürüttüğü bu mücadele neticesinde başbakanlık genelgesiyle çalışanlara promosyonun %70 i son genelgeyle de %100’ün çalışanlara ödenmesi hükmü yer aldı. Yine genelgede bu çalışmaların şeffaf ve çalışanların lehine sonuçlanması amacıyla komisyon kurulması ve bu komisyonlarda sendikalarında yer alması hükmü mevcuttur. Her ne kadar yetkili sendika ifadesi yer alıyorsa da sendikamız Eğitim Sen yetkili olduğu dönemlerde diğer sendikalarında komisyonlarda yer almasının demokrasinin ve sendikal dayanışmanın gereği olarak savunmuştur.
Bu ilkeli tutumuyla diğer sendikaların da komisyonlarda yer almasını sağlamıştır .Hatta üç yıl önce yetkili sendika olmamıza rağmen, milli eğitim müdürlüğü protokolü bizimle değil gözlemci sıfatıyla komisyonda yer alan Türk eğitim sen’e imzalatmıştır.. Ne zamanki yetki eğitim bir sen’e geçti Milli Eğitim yetkilileri sadece yetkili sendika temsilcisini komisyona dahil ederek sendikamıza karşı olan tahammülsüzlüğünü bir kez daha ortaya koymuştur. Bu tahammülsüzlüğün nedenini bizler çok iyi bilmekteyiz. Çünkü sendikamız Eğitim Sen her ortamda sadece ve sadece eğitim çalışanlarının çıkarını gözetmiştir. Bireysel ve kurumsal çıkar amacı hiçbir zaman gütmemiştir. Rant ve menfaat peşinde olanlara prim vermemiştir.
Ancak anlamakta zorlandığımız asıl konu ,Eğitim Bir Sen’inde Milli Eğitim Müdür Yardımcısı ile aynı safta yer almış olmasıdır. Komisyon Müd. Yardımcısına bağlı 3 memur ve Eğitim Bir Sen temsilcisinden oluşmakta. Bu komisyonda diğer sendikalarında temsilci bulundurması ,çalışanların lehine bir sonuç elde etmeye katkı sunulacağını bilindiği halde sesiz kalınması bu sendikanın sendikacılık anlayışının ne kadar sakat ve emekten uzak olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Acaba Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Eğitim Sen’e dönük tahammülsüzlüğün nedenleri Eğitim Bir Sen için demi geçerlidir. Kamu emekçilerinin çıkarları dışında sendikaların başka çıkarlar elde etme çabası ve düşüncesi olmamalıdır. O zaman yapılan bu işin adı sendikacılık değil rantçılık olur. Kurum amirlerine kötü olmama, bireysel ilişkiler ve çıkarlar kaygısıyla sendikacılık yapılmamalıdır. Eğitim Bir Sen’in sendikacılık geleneğiyle bağdaşmayan bu faydacı, çıkarcı ve fırsatçı tutumunu kınıyoruz. Körler sağırlar birbirini ağırlar misali oluşturulan bu komisyonu ve bu komisyonun kararlarını şeffaf bulmadığımızı, hukuksuz bulduğumuzu, belirtmek isteriz. Bu komisyondan çıkacak kararlar şaibelidir. Çünkü bu komisyonun alacağı kararlar sadece Eğitim Bir Sen üyelerini bağlamamaktadır. Tüm Eğitim Emekçilerini bağlamaktadır. Dolayısıyla diğer sendikalarının da komisyonda temsil edilmesi gerekmekteydi. Geçen yıl sayın valiyle ve milli eğitim müdürüyle yaptığımız görüşmelerde promosyonlarla ilgili tüm sendikaların kurulacağı komisyonda temsilci bulunduracaklarını belirtmişlerdir. Buradan sayın valiye ve milli eğitim müdürüne sözünüzün arkasında durun çağrısında bulunuyoruz.
Eğitim Bir Sen’e de bir çağrımız olacak, birilerinin rantı uğruna bu hukuksuzluğa ortak olmayın. Kapalı kapılar ardında yapılan görüşmeler neticesinde bu sözleşme birilerinin lehine olabilir. Ancak ING bank ile yapılan sözleşmenin, eğitim emekçilerinin lehine olmadığı bilakis aleyhine olduğu sözleşmede bitiş süresinin belirtilmemiş olması bankanın alt yapı yetersizliği ve altı ayda bir ödenecek 121 TL’lik ücretten de anlaşılmaktadır. Kamuoyunun bilmesinde yarar gördüğümüz bir hususunda altını çizmek istiyorum. Yukarda yaptığımız açıklamada Eğitim Sen olarak birçok kaygıya yer yer de kimi iddiaları dile getirdik. Bu durum kurumlara karşı önyargılı bir tutumumuzdan kaynaklı değildir. Tamamıyla kimi kurum temsilcilerinin sendikamıza karşı önyargılı ve tahammülsüzlüğün sonucudur.
Dolayısıyla bu kaygılarımız ve iddialarımız yersizde olsa, gerçekte olsa sorumlusu i bu düşüncelerin bize sirayet etmesine sebebiyet veren kimi kurum temsilcileri olduğu belirtmek isteriz.
Yetkili kurullarımızla hukukçularımızla ve üyelerimizle yapacağımız görüşmeler neticesinde şayet ING banka ile yapılan sözleşme yürürlüğe girerse, bizlerde sendika olarak tutumumuz belirleyeceğiz. Gerekirse Eğitim emekçilerinin bankaya bireysel olarak yetki vermemesini işyerlerimizden doğru örgütleyerek demokratik tepkimizi ortaya koyacağız. Amacımızın sorun çıkarmak değil haklarımıza emeğimize sahip çıkmak olduğunu belirtmek istiyoruz. Eğitim Sen eğitim emekçilerinin geleceğini sözde sendikaların insafına dün olduğu gibi bugünde yarında bırakmamakta kararlılığını sürdürecektir. Hiçbir güç bizi bu ilkesel ve kararlı sendikacılık anlayışımızdan alı koyamayacaktır. Dedi (Haber Merkezi)









