Dünya ekonomi üzerine dönüyor, güçlü bir ekonomiye sahip ülkeler, güçlü siyasal politikaları uygulayabiliyorlar. Dünya’da ve Uluslararası siyasal kuruluşlarda sözleri dinleniyor.
Sayın Başbakanımız iktidara geldiği ilk günden buyana bu gerçeğin farkında olarak, milletimizin mutluluğu ve Ülkemizin itibarı için ekonomik politikalar geliştirdi.
Ak Parti Hükümeti, ihracata ve istihdama bu güne kadar gelen tüm hükümetlerden ayrı bir bakış açısına ve motivasyona sahip olarak yaklaştı ve bunun meyvelerini de toplamaya başladı.
Tüm Dünya yı etkisi altına alan ekonomik kriz onun ifadesiyle “Türkiye’yi teğet geçecekti” ve geçti de. Krizin ilk günlerinde söylenen bu iddialı söz Türkiye Ekonomisin ne kadar güçlü temellere oturduğunun ve ne kadar doğru bir yolda olduğunun bir ispatı oldu.
Sayın Başbakanımız dünyada yüzlerce Ülkeyi hem bürokratlarıyla hem de işadamları ile birlikte ziyaret etti, gittiği ülkelerde yapılan ticari anlaşmaları, sonrasındaki tüm ticari ilişkileri hem kurumsal olarak hem de bizzat takip etti, tıkanan süreçleri hızlı bir şekilde çözdü ve çözmeye devam ediyor.
TÜSİAD gibi önyargıların çok olduğu STK’ lar da bile haklı olarak büyük beğeni topladı. Geçtiğimiz hafta bir gazeteye demeç veren Eczacıbaşı Holding’in patronu Bülent ECZACIBAŞI “ son 10 yılda Türkiye nin çok büyük bir değişim geçirdiğini belirterek, Türkiye, halledemiyor ve hiçbir zaman da halledemeyecek dediğimiz sorunları aştı. Bunlar, bir türlü düzelemeyen kamu finansmanı dengeleri, borç sorunlarıydı. Türkiye, borcunu olumlu düzeylere çekerek sağlıklı bir kamu finansman yapısını elde etmeyi başardı. Bütçe açıklarını yüzde 3,5 düzeyine çekti. Bu açıdan pek çok Avrupa ülkesinden çok daha iyi bir noktaya geldi. dedi.
Bilişim dünyasında çalışan ve 90’lı yıllardan beri Türkiye ve Dünya’da ki gelişmeleri takip eden ve şu anda da profesyonel olarak bu sektörde çalışan Üst düzey bir yönetici olarak Türkiye Ekonomisi için kendi kulvarımdan bir şeyler söylemek istiyorum.
Türkiye Bilişim sektöründe eğer gerekli organizasyonu hükümet politikası olarak bu dönem gündemine alırsa, Sayın Başbakanımızın 2023 Vizyonunda revize edilmesiyle beraber 545 milyar $ olarak hedefe koyduğu ihracat rakamlarımızı, 600 milyar $ üzerine çıkarabiliriz. Yüksek teknoloji ürünleri ihracatının genel ihracata oranında Türkiye Etiyopya gibi ülkelerle maalesef aynı sıralarda yer alıyor, Türkiye bunun çok daha iyisini yapmaya aday bir ülkedir.Şu an dünyada bilişimden para kazanan Ülkelerin geçmişleri 10-11 yıllarla sınırlı, 2011 yılından bilişimde bismillah diyen Türkiye, 2023 yılına iki milyon yeni istihdam ve 50 milyar $ üzerinde bir ihracat geliri ile girebilir, bu bir hayal değil.
Türkiye’de Bilişim sektörü kendi yağıyla kavrulmaya çalışan bir sektör, sektör içerisinde yer alan paydaşlarla ilgili Devletin Bilişim Politikası oluşturmasını var olan bilişim politikalarını da tekrar gözden geçirmesini ve tek bir yapı içerisinde koordine etmesinin gerekliliğine inanıyorum.
Bunun içinde öncelikle TBMM de Bilişim ve Teknoloji adıyla bağımsız bir ihtisas komisyonu kurulması gerektiğini düşünüyorum, şu anki yapı içerisinde Bilişim, geniş bir ihtisas komisyonunun (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu) alt konularından biri durumunda ve maalesef bu komisyonda görev yapan değerli Milletvekillerimizin 25 inden sadece 2 tanesi bilişim konusunda deneyimlere sahipler.
Yine bu komisyonun geçmişte yaptığı Bilişime özel çıkardığı kanun teklifleri oldukça azdır.
Bunu da normal karşılamak gerekmektedir.
Bilişimde dünyada son 10 yılda ciddi gelişmeler kaydeden ülkeler, Türkiye olarak 2023 yılı planlarını yapan ve ekonomide Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hedefleri arasında koyan bir Türkiye’nin bilişim politikaları konusunda yapacağı çok şey var.
İlk olarak yapılması gereken, Bilişim konusunu tek başına veya teknoloji ile beraber bir TBMM ihtisas komisyonu olarak yapılandırmak, bundan sonra yapılacaklar her ne kadar İhtisas Komisyonunun çalışmalarına bağlı olarak olacaksa da genel hatlarıyla; dünya da neler yapıldı, Ülkemizde neler yapılmalı ve bunların ülkemize kazandıracakları konusunda kısaca bazı şeyler söylenebilir.
Dünya’da bilişim sektöründe 3i ülkeleri olarak bilinen Hindistan (İndia), İrlanda ve İsrail’in kısa sürelerde yaptıklarını anlatmak isterim.
Hindistan; 1997–98 yıllarında bilişim sektöründe kazanılan toplam ihracat gelirleri 1,8 milyar dolar iken, 2008–09 yıllarında %35’lik toplam yıllık büyüme oranlarıyla 46,3 milyar dolara yükseldi.
Bilişim sektöründe çalışan sayısı 2001–02 yılında 520 bin iken 2008–09 yılında bu sayı 2,2 milyon kişiye çıkmıştır. Sektörün dolaylı yoldan yarattığı istihdam sayısı ise 8,2 milyon dur.Hindistan’da 2010 yılına kadar yazılım ve hizmet ihracatının 60 milyar dolara, toplam satışların 73–75 milyar dolar seviyesine ulaşacağını öngörülmektedir.
Türkiye’nin 2010 yılı toplam ihracatının 113 Milyar dolar olduğu düşünüldüğün de bilişim sektörünün Türkiye’nin önünü ne kadar açabileceği sorusunun cevabı önem arz etmektedir.
İrlanda;
1996 yılında bilişime önem veren ekonomi politikalarını öne çıkaran İrlanda, 2010 yılında ülke toplam ihracatının dörtte birine denk gelen yıllık 50 milyar euroluk yazılım ihracatı gerçekleştirmiştir.
İsrail:
1990’lı yılların başında 90 milyon dolar olan yıllık İsrail yazılım ihracatı 2006 yılında 3,65 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.Toplam hizmet ihracatı 19,3 milyar dolardır. Bilgi ve iletişimsektörleri ihracatı ise 15,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Nüfusun 7 milyon,GSYİH’nın 140 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde, rakamların büyüklüğü daha net
ortaya çıkmaktadır.
Son söz olarak belki de en başta söylemem gerekenleri, sektörde ciddi çalışmalar yapan Fuat ALİCAN’IN sözleriyle bitirmek istiyorum.
Yazılım, doğru yönlendirilirse, gelişmekte olan ülkeler için yararlı bir sektör olabilir.Yazılımın sektörler hiyerarşisinde önemli bir yeri vardır, diğer üretim sektörleri için birdeğer katkısı yaratabilir, karar mekanizmalarını, ürünlerin fiyatları ve kalitelerini deiyileştirerek, verimlilik, üretkenlik ve rekabetçiliği artırabilir. İstihdam yaratır, enerjigiderleri ve ithal girdisi çok azdır, vergi ve ihracat gelirlerini artırır, bilgi toplumu olmayı,ülkelerin kültürel, entelektüel ve e-dönüşümünü kolaylaştırır. Yerel yazılımlar ve ilgili
hizmetler ülke özelliklerine uygun olduğundan hem e-dönüşüme destek verir, hem deülke ekonomisinde önemli yer tutan küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) güçlenmesi
ve rekabet edebilir hale gelmesinde kullanılabilir. Yazılım sektörünün gelişmesi veyaygınlaşması kayıtdışı ekonominin dizginlenmesine yardımcı olur, bu da yazılımıolumlu etkileyeceğinden bir erdemli döngü sağlanabilir.Yazılım sektörü aynı zamanda bölgelerarası kalkınma eşitsizliğini gidermede
kullanılabilir, hem devlet, hem özel sektör hem de bireylerin gelişmesini hızlandırabilir,ve bu sayede demokratikleşmeye katkıda bulunabilir. İnovasyon ve araştırma ve
geliştirme (arge) çabalarını destekler, yeni ürün, pazarlama, satın alma, alıcı ve satıcıbağlantısı, dağıtım ve müşteri hizmetleri alanlarında gelişme sağlar, dış kaynak kullanımıaracılığıyla giderleri azaltır, sanayi ve tarım gibi geleneksel sektörlere kıyasla az yatırımla yüksek katma değer yaratarak, ülkenin büyümesi ve sürdürülebilir biçimde
kalkınması için itici güç olur.Yazılım sektörünün sağlıklı bir şekilde büyümesi, üretim ve kullanımının artması,ülkenin bütünü için olumlu olacaktır. Vatandaşın yaşamı kolaylaşacak, yazılımcı vebilişimci olumlu etkilenecek, verimlilik ve üretkenlikteki gelişmeden bütün sektörleryararlanacak, ülke daha zenginleşecek, istihdam yaratılacak, devlet daha etkili işleyecek.
Türkiye olarak geç kalmadık, şimdi atacağımız adımlarla önümüzdeki 5 yıl içerisinde bölgemizde, sonraki 5 yıl içinde de Dünyada sayılı yazılım ihracatçılarından biri olabiliriz.Yazılım sektörünün yaş aralığının işin gereği olarak düşük olması, genç nüfusu olan Ülkemiz için bir artı olacaktır.Bununla beraber sektörün oluşturacağı istihdam rakamları da Türkiye’nin önünü biraz daha açacaktır.
İlk adım TBMM de Bilişim ve Teknoloji İhtisas Komisyonunun kurulması, komisyonun çalışmaları sonrasında, Bilişim ve Teknoloji Bakanlığının kurulması ve sektörde, STK lar da dahil edilerek, uygun eşgüdümün sağlanması olmalıdır.
H.Nevzat YETKİN olarak ta bu komisyonun kurulması, organizasyonu ve çalışmalarında da Urfa Milletvekili olarak bir nefer olarak çalışmaya hazırım.(UrfaHA)
Sayın Başbakanımız iktidara geldiği ilk günden buyana bu gerçeğin farkında olarak, milletimizin mutluluğu ve Ülkemizin itibarı için ekonomik politikalar geliştirdi.
Ak Parti Hükümeti, ihracata ve istihdama bu güne kadar gelen tüm hükümetlerden ayrı bir bakış açısına ve motivasyona sahip olarak yaklaştı ve bunun meyvelerini de toplamaya başladı.
Tüm Dünya yı etkisi altına alan ekonomik kriz onun ifadesiyle “Türkiye’yi teğet geçecekti” ve geçti de. Krizin ilk günlerinde söylenen bu iddialı söz Türkiye Ekonomisin ne kadar güçlü temellere oturduğunun ve ne kadar doğru bir yolda olduğunun bir ispatı oldu.
Sayın Başbakanımız dünyada yüzlerce Ülkeyi hem bürokratlarıyla hem de işadamları ile birlikte ziyaret etti, gittiği ülkelerde yapılan ticari anlaşmaları, sonrasındaki tüm ticari ilişkileri hem kurumsal olarak hem de bizzat takip etti, tıkanan süreçleri hızlı bir şekilde çözdü ve çözmeye devam ediyor.
TÜSİAD gibi önyargıların çok olduğu STK’ lar da bile haklı olarak büyük beğeni topladı. Geçtiğimiz hafta bir gazeteye demeç veren Eczacıbaşı Holding’in patronu Bülent ECZACIBAŞI “ son 10 yılda Türkiye nin çok büyük bir değişim geçirdiğini belirterek, Türkiye, halledemiyor ve hiçbir zaman da halledemeyecek dediğimiz sorunları aştı. Bunlar, bir türlü düzelemeyen kamu finansmanı dengeleri, borç sorunlarıydı. Türkiye, borcunu olumlu düzeylere çekerek sağlıklı bir kamu finansman yapısını elde etmeyi başardı. Bütçe açıklarını yüzde 3,5 düzeyine çekti. Bu açıdan pek çok Avrupa ülkesinden çok daha iyi bir noktaya geldi. dedi.
Bilişim dünyasında çalışan ve 90’lı yıllardan beri Türkiye ve Dünya’da ki gelişmeleri takip eden ve şu anda da profesyonel olarak bu sektörde çalışan Üst düzey bir yönetici olarak Türkiye Ekonomisi için kendi kulvarımdan bir şeyler söylemek istiyorum.
Türkiye Bilişim sektöründe eğer gerekli organizasyonu hükümet politikası olarak bu dönem gündemine alırsa, Sayın Başbakanımızın 2023 Vizyonunda revize edilmesiyle beraber 545 milyar $ olarak hedefe koyduğu ihracat rakamlarımızı, 600 milyar $ üzerine çıkarabiliriz. Yüksek teknoloji ürünleri ihracatının genel ihracata oranında Türkiye Etiyopya gibi ülkelerle maalesef aynı sıralarda yer alıyor, Türkiye bunun çok daha iyisini yapmaya aday bir ülkedir.Şu an dünyada bilişimden para kazanan Ülkelerin geçmişleri 10-11 yıllarla sınırlı, 2011 yılından bilişimde bismillah diyen Türkiye, 2023 yılına iki milyon yeni istihdam ve 50 milyar $ üzerinde bir ihracat geliri ile girebilir, bu bir hayal değil.
Türkiye’de Bilişim sektörü kendi yağıyla kavrulmaya çalışan bir sektör, sektör içerisinde yer alan paydaşlarla ilgili Devletin Bilişim Politikası oluşturmasını var olan bilişim politikalarını da tekrar gözden geçirmesini ve tek bir yapı içerisinde koordine etmesinin gerekliliğine inanıyorum.
Bunun içinde öncelikle TBMM de Bilişim ve Teknoloji adıyla bağımsız bir ihtisas komisyonu kurulması gerektiğini düşünüyorum, şu anki yapı içerisinde Bilişim, geniş bir ihtisas komisyonunun (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu) alt konularından biri durumunda ve maalesef bu komisyonda görev yapan değerli Milletvekillerimizin 25 inden sadece 2 tanesi bilişim konusunda deneyimlere sahipler.
Yine bu komisyonun geçmişte yaptığı Bilişime özel çıkardığı kanun teklifleri oldukça azdır.
Bunu da normal karşılamak gerekmektedir.
Bilişimde dünyada son 10 yılda ciddi gelişmeler kaydeden ülkeler, Türkiye olarak 2023 yılı planlarını yapan ve ekonomide Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hedefleri arasında koyan bir Türkiye’nin bilişim politikaları konusunda yapacağı çok şey var.
İlk olarak yapılması gereken, Bilişim konusunu tek başına veya teknoloji ile beraber bir TBMM ihtisas komisyonu olarak yapılandırmak, bundan sonra yapılacaklar her ne kadar İhtisas Komisyonunun çalışmalarına bağlı olarak olacaksa da genel hatlarıyla; dünya da neler yapıldı, Ülkemizde neler yapılmalı ve bunların ülkemize kazandıracakları konusunda kısaca bazı şeyler söylenebilir.
Dünya’da bilişim sektöründe 3i ülkeleri olarak bilinen Hindistan (İndia), İrlanda ve İsrail’in kısa sürelerde yaptıklarını anlatmak isterim.
Hindistan; 1997–98 yıllarında bilişim sektöründe kazanılan toplam ihracat gelirleri 1,8 milyar dolar iken, 2008–09 yıllarında %35’lik toplam yıllık büyüme oranlarıyla 46,3 milyar dolara yükseldi.
Bilişim sektöründe çalışan sayısı 2001–02 yılında 520 bin iken 2008–09 yılında bu sayı 2,2 milyon kişiye çıkmıştır. Sektörün dolaylı yoldan yarattığı istihdam sayısı ise 8,2 milyon dur.Hindistan’da 2010 yılına kadar yazılım ve hizmet ihracatının 60 milyar dolara, toplam satışların 73–75 milyar dolar seviyesine ulaşacağını öngörülmektedir.
Türkiye’nin 2010 yılı toplam ihracatının 113 Milyar dolar olduğu düşünüldüğün de bilişim sektörünün Türkiye’nin önünü ne kadar açabileceği sorusunun cevabı önem arz etmektedir.
İrlanda;
1996 yılında bilişime önem veren ekonomi politikalarını öne çıkaran İrlanda, 2010 yılında ülke toplam ihracatının dörtte birine denk gelen yıllık 50 milyar euroluk yazılım ihracatı gerçekleştirmiştir.
İsrail:
1990’lı yılların başında 90 milyon dolar olan yıllık İsrail yazılım ihracatı 2006 yılında 3,65 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.Toplam hizmet ihracatı 19,3 milyar dolardır. Bilgi ve iletişimsektörleri ihracatı ise 15,8 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Nüfusun 7 milyon,GSYİH’nın 140 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde, rakamların büyüklüğü daha net
ortaya çıkmaktadır.
Son söz olarak belki de en başta söylemem gerekenleri, sektörde ciddi çalışmalar yapan Fuat ALİCAN’IN sözleriyle bitirmek istiyorum.
Yazılım, doğru yönlendirilirse, gelişmekte olan ülkeler için yararlı bir sektör olabilir.Yazılımın sektörler hiyerarşisinde önemli bir yeri vardır, diğer üretim sektörleri için birdeğer katkısı yaratabilir, karar mekanizmalarını, ürünlerin fiyatları ve kalitelerini deiyileştirerek, verimlilik, üretkenlik ve rekabetçiliği artırabilir. İstihdam yaratır, enerjigiderleri ve ithal girdisi çok azdır, vergi ve ihracat gelirlerini artırır, bilgi toplumu olmayı,ülkelerin kültürel, entelektüel ve e-dönüşümünü kolaylaştırır. Yerel yazılımlar ve ilgili
hizmetler ülke özelliklerine uygun olduğundan hem e-dönüşüme destek verir, hem deülke ekonomisinde önemli yer tutan küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) güçlenmesi
ve rekabet edebilir hale gelmesinde kullanılabilir. Yazılım sektörünün gelişmesi veyaygınlaşması kayıtdışı ekonominin dizginlenmesine yardımcı olur, bu da yazılımıolumlu etkileyeceğinden bir erdemli döngü sağlanabilir.Yazılım sektörü aynı zamanda bölgelerarası kalkınma eşitsizliğini gidermede
kullanılabilir, hem devlet, hem özel sektör hem de bireylerin gelişmesini hızlandırabilir,ve bu sayede demokratikleşmeye katkıda bulunabilir. İnovasyon ve araştırma ve
geliştirme (arge) çabalarını destekler, yeni ürün, pazarlama, satın alma, alıcı ve satıcıbağlantısı, dağıtım ve müşteri hizmetleri alanlarında gelişme sağlar, dış kaynak kullanımıaracılığıyla giderleri azaltır, sanayi ve tarım gibi geleneksel sektörlere kıyasla az yatırımla yüksek katma değer yaratarak, ülkenin büyümesi ve sürdürülebilir biçimde
kalkınması için itici güç olur.Yazılım sektörünün sağlıklı bir şekilde büyümesi, üretim ve kullanımının artması,ülkenin bütünü için olumlu olacaktır. Vatandaşın yaşamı kolaylaşacak, yazılımcı vebilişimci olumlu etkilenecek, verimlilik ve üretkenlikteki gelişmeden bütün sektörleryararlanacak, ülke daha zenginleşecek, istihdam yaratılacak, devlet daha etkili işleyecek.
Türkiye olarak geç kalmadık, şimdi atacağımız adımlarla önümüzdeki 5 yıl içerisinde bölgemizde, sonraki 5 yıl içinde de Dünyada sayılı yazılım ihracatçılarından biri olabiliriz.Yazılım sektörünün yaş aralığının işin gereği olarak düşük olması, genç nüfusu olan Ülkemiz için bir artı olacaktır.Bununla beraber sektörün oluşturacağı istihdam rakamları da Türkiye’nin önünü biraz daha açacaktır.
İlk adım TBMM de Bilişim ve Teknoloji İhtisas Komisyonunun kurulması, komisyonun çalışmaları sonrasında, Bilişim ve Teknoloji Bakanlığının kurulması ve sektörde, STK lar da dahil edilerek, uygun eşgüdümün sağlanması olmalıdır.
H.Nevzat YETKİN olarak ta bu komisyonun kurulması, organizasyonu ve çalışmalarında da Urfa Milletvekili olarak bir nefer olarak çalışmaya hazırım.(UrfaHA)








