Birleşmiş Milletler'in 66. Genel Kurulu'na katılmak üzere ABD'ye giden Başbakan Erdoğan, temaslarının ardından Türkiye'ye döndü. Erdoğan, Ankara'ya dönüşünde Esenboğa Havalimanı'nda bir basın toplantısı düzenledi. Burada gazetecilerin sorularını cevaplandıran Başbakan Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ile yaptığı görüşmede terörle mücadele konusunda müşterek adımlar atabileceğine yönelik açıklamalarının hatırlatılması ve bu çerçevede Siirt'teki 5 şehit haberi ve sınır ötesi kara harekatı seçeneğinin sorulması üzerine, şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine de başsağlığı diledi. Başbakan Erdoğan, 'terörle mücadele kararlılığın aynı şekilde devam edeceğini' belirterek, "Belki bu ifade sizleri de bizleri de, çok kullanıldığı için bezdirmiş olabilir. Ama bunu ifade etmek bizler için sorumluluktur. Bunun için bunu ortaya koymak durumundayım" dedi.
"BEDELİ OLACAKTIR"İran ve Türkiye'nin aslında ortak bir terör örgütü ile mücadele ettiğine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, "Oradaki ismi farklı, bizdeki ismi farklı; ama terör örgütü aynı. Kandil, İran'ın sınırı oluşu sebebiyle de direkt orayla ilgili özellikle hava ve kara harekatının müşterek yaptığı bir bölge. Buna yönelik olarak tabii bizim de İran ile müşterek yapabileceğimiz bundan sonra operasyonlar var, yaptıklarımız var. Ve bu konudaki çalışmaları da ilgili birimlerimiz kendi aralarında karşılıklı yürütecekler. Şu anda da yürütülüyor. Bu çalışmalarımızdaki kararlılığı her iki taraf teyit etmiştir. Burada herhangi bir erteleme söz konusu değildir. Tabii ki bunun, üzülerek söylüyorum ki bedeli olacaktır. Örneğin, son gelişmeler inanıyorum ki sınır ötesi operasyonların çok önemli bir netice doğurduğundan kaynaklanmaktadır. Eğer bu sınır ötesi operasyonlarda önemli neticeler ortaya çıkmış olmasaydı, öyle zannediyorum ki bu süreç belki daha sakin geçebilirdi. Ama bunu yapmak zorundayız ve yapacağız da. Bu içerde de olacak, sınır ötesinde de olacak" diye konuştu. Erdoğan, bu konuyu Irak Cumhurbaşkanı ile de görüştüğünü belirterek, "Bundan sonraki sürece yönelik de bizim güvenlik zirvesi olarak ifade ettiğimiz heyetimizle, yarın Bakanlar Kurulu toplantımızda değerlendirmemizi yapıp tekrar sürekli olarak bunlar zaten an be an devam edecek. Çünkü bunun aralığını çok çok açarak değerlendirmek olmaz. Bunlar her an görüşmemiz gereken ve özellikle Beşir Bey'in adıma bu işleri sürekli yürüttüğü bir süreç. İşte şu anda belki de Diyarbakır'daki merasim yeni bitmiş
olabilir. İçişleri Bakanım, Milli Savunma Bakanım, Tarım Bakanım orada. Bu merasime katıldılar" dedi. "TÜLBENTLERİNİZİ NEREYE SERECEKSİNİZ" Öncelikle Kürt kökenli annelere ve tüm annelere seslenmek istediğini belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: "Siirt'te olan hadise, sıradan bir hadise değildir. Ve gerçek yüzlerini ortaya koyması bakımından çok önemli bir hadisedir. O, PKK'nın gerçek yüzünü ortaya koyması bakımından çok önemlidir. PKK, karşısındaki kadına da, kıza da böyledir; kendi içindeki kadına da, kıza da böyledir. Bakın 4 tane kızımızı şehit ettiler. Allah onlara rahmet etsin. Ve ifade edilen mermi rakamı 200'e yakın mermi, kurşun. Böyle bir vahşet olur mu? Böyle bir alçakça saldırı olur mu? Başındaki tülbenti ortaya koyan Kürt annesi kardeşlerime sesleniyorum; peki şimdi bu tülbentlerinizi nereye koyacaksınız? Nereye sereceksiniz? Bu dört kızımız kimin kızları? Buyurun işte Siirt; benim damadı olduğum şehir. Orada benim Kürt kardeşlerim var, Arap kardeşlerim var. Buyurun işte bunlar Kürt kardeşlerimiz. Ne diyor? 'Biz onları polis zannettik.' Yani bu size haklılık mı kazandırıyor? Oradaki Polis Koleji'ne yaptınız saldırı size haklılık mı kazandırıyor? Yani bu ülkenin Polis Koleji, Polis Akademisi, askeri okulları olmayacak mı? Biz bir devletiz. Bu devletin çeşitli kurumları var. Siz savunmasız insanları bile çok rahatlıkla öldürebilecek vahşete, alçakta yaklaşıma sahip bir örgütsünüz. Yaptıklarınız çok açık, net ortada. Bakın içlerinde 5 tane kadını da infaz ettiler; kendi içlerindeki. Şimdi o da ortaya çıktı. Ne dediler; 'Gaz zehirlenmesi' dediler. Bunlar acımasızdır, bunlar kandan beslenirler ve kandan beslendiklerinin, oradan nemalandıklarının en açık ifadeleri de işte bu son attıkları adımlardır. Temenni ederim ki bunlar son
çırpınışlarıdır. Bizim burada geri adım atmamız, beklememiz mümkün değil. "TERÖRLE MÜCADELE, SİYASİ İRADE İLE MÜZAKERE"BDP'ye seslenen Başbakan Erdoğan, "Çok açık, net söylüyoruz: Biz terörle mücadele ederiz, siyasi iradeyle de müzakere ederiz. Bizim anlayışımız budur. Terörle mücadele, sonuna kadar; ama siyasetle de müzakere. Siyasete gelen bizimle konuşabilir, ama gelmeyen bizimle konuşamaz. Terörle devlet gerekli gördüğü takdirde, gerekli elemanlarıyla görüşmeler yapar. Sadece terör suçlularıyla değil, farklı suçlularla da bunu yapar. Çünkü devletin görevi neticeye varmaktır, netice almaktır" dedi. Erdoğan, gazetecilerin, Hatay ziyaretinin ne zaman gerçekleşeceğini sorması üzerine, Perşembe'ye kadar yoğun programları olduğunu, Perşembe günü de Makedonya'ya gideceğini belirtti. Erdoğan, Hatay ziyaretinin Makedonya ziyaretinin ardından planlanacağını kaydetti. Suriye'ye uygulanacak yaptırımların detayları ile ilgili bir soru üzerine Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı'nın bu konudaki çalışmalarının gelişen şartlara göre yeniden gözden geçireceklerini ve buna göre da zamanlamasını belirleyeceklerini söyledi. Erdoğan, "Öncelikleri belirleyip açıklamasını yapacağız. Ama şunu size söyleyebilirim ki, deniz olsun, hava olsun, kara olsun, buralardan geçebilecek silahlar noktasındaki kararlığımız peşindir. Burada durdururuz, indiririz ve bunlara el koyarız; bu artık belli
olmuştur" dedi.
"CHP'YE 'GÜNAYDIN' DEMEK GEREKİYOR" Yeni anayasa konusunda görüşmek üzere muhalefet partilerinden ne zaman randevu talep edileceğinin sorulması üzerine Erdoğan, bu talebi içeren mektupların yarın gönderileceğini söyledi. Erdoğan, partilerin kabul etmesi durumunda bu ziyaretlerin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer çelik ve beraberindeki 4 kişi ile gerçekleştirileceğini söyledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun terörle mücadele konusunda parlamentonun devreye girmesi ve akil adamların biraraya gelmesi konusundaki teklifinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Burada tabi önemli olan bir konu şudur; insan bazen üzülüyor, çünkü bu ülkede bu sürece yönelik atılmış çok adımlar var. Yani burada ancak 'günaydın' demek gerekiyor. Çünkü Türkiye'de bizim Milli Birlik Kardeşlik Projesi ile ilgili attığımız adımların içinde, şu şuradandır, bu buradandır diye bir anlayış yoktu. Bu ülkenin terörle mücadelede ne kadar söz söyleyecek insanı varsa, her kesimden, bunların hepsi buraya davet edildi. Üniversitelerden, medyadan, siyaset dünyasından... Ve bu çerçevede ziyaretler de yapıldı" dedi. CHP'nin o dönemde ziyaret edilip edilmediğini yanında oturan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'a soran ve 'görüşmeyi kabul etmediler' yanıtını alan Erdoğan, şunları kaydetti:"Buyurun, yani o süreçte böyle bir ziyaret talebine olumlu da yaklaşılmadı. Şimdi tabi böyle bir şey konuşulduğu zaman 'ben yoktum' diyecekler. Verecekleri cevap budur, bunu biliyorum. Şimdi parlamentoda kapalı oturumlarda da bu iş görüşüldü. Akil adamlar vesaire, bunların hepsi sadece başlığı değişen bir şey. Akil adamlar dediğiniz kimdir? İşte az önce dediğim kişilerdir. Yani ya üniversitelerden davetiniz olacak, ya medyadan olacak ya bu alanda söz sahibi kişilerden olacak, siyaset adamlarından olacak.
Bunlarla zaten bu toplantıların hepsi yapıldı."
"CHP, YENİ ÖNERİLERİ VARSA GELSİN"Bu çalışmaları Kılıçdaroğlu'nun da çok iyi bildiğini savunan Erdoğan, şöyle devam etti:"Bundan sonraki sürece yönelik ise, bizler hükümet olarak şunu bekleriz; Niçin bu muhalefet teröre yönelik destek olma yerine köstek olmanın gayreti içine giriyor. Terörle ilgili 'işte bizim dosyamız hazır' diye gösteriyorlar. Biz sizin bu dosyaları zaten biliyoruz. Bunların bir çoğu zaten bizim uyguladığımız şeyler. Bizler zaten ileri boyutlara gitmişiz. Sadece kendi ülkemizde değil; İngiltere'de, İspanya'da bu mücadele nasıl verilmiş, oraların bakanları ile de bunların müzakereleri yapılarak bu adımlar atılmış. TSK terörle mücadeleye yönelik bu süreç içinde birçok sempozyumlar yaptı. Ortak akıl oluşturalım diye bunlar yapıldı. Ama varsa ekstra bir şeyiniz, özel davet beklemeye gerek yok, her zaman kapımız bu noktada açık. Sadece 'acaba prim yapar mı', herhalde bunun beklentisi ile bunlar söyleniyor. Kararlığımız zaten bu noktada devam edecektir, ediyor. Ve atılması gereken adımlar zaten atılıyor. Meclis tutanaklarında bugüne kadar CHP'nin, MHP'nin neler söylediklerini biliyoruz. Yayınladıkları broşürler vesaireleri de biliyoruz. Dolayısıyla bunlar sadece kamuoyunda zamana oynamak ya da 'siyasi rant elde edebilir miyiz' veya 'kendimize yönelik bir gündem oluşturabilir miyiz', buna yönelik adımlardır. Artık biz bu tür şeylerden de bir yerde bıktık. Biz artık netice istiyoruz. Neticeye yönelik varsa farklı bir şeyleri olabilir, ama şu anda gazetelerde çıkan başlıklar falan bizim artık alışageldiğimiz şeylerdir. Değişik bir şey yok." "LİDERLER ARASINDAKİ LATİFE"Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Obama'ya 'Eğer seçimde ihtiyacın olursa, bir mitingde konuşurum' dediği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine gülerek, "Bunlar tabi liderler arasındaki latifelerdir. Bu latife nereden sızmış, onu da bilmiyorum. Sayın Obama ABD'de şu anda kampanyasını adeta başlatmış durumda. Takriben 390 günü var. Bu süreci lehine çevirebilmek için bütün deneyimini, tecrübesini kullanacaktır. Şu anda bir yerde Demokratların adayı konumundadır. Ama Cumhuriyetçilerin adayı belli değidr
var. Yani burada ancak 'günayl. Bu yüzden ABD'de ne oldu, olacak; o da net değildir. Ama bizim şu geçen 2.5 yılımız, ikili ilişkiler noktasında, özelikle Türk-ABD ilişkilerinde verimli, iyi niyetli bir süreç olmuştur. Zaman zaman belki farklı düşünceler ortaya çıkmıştır ama bunlar süratle telafi edilmiştir, giderilmiştir. Şu anda işleyen süreç de iyi bir süreçtir" yanıtını verdi. ABD ile predatorler konusunda prensipte anlaşıldığı haberlerinin hatırlatılması ve bunların Türkiye'ye ne zaman geleceğinin sorulması üzerine Erdoğan, "Predator zaten en önemli görevi istihbarat desteğidir, bunu sağlar. Buna yönelik de zamanlama noktasında Dışişleri kendileriyle görüşmeleri sürdürecekler ve bize bunların teslimatı nasıl olur, nerede olur, konuşlanması nasıl olacak... Çünkü ben Obama'ya iki teklif yaptım. İster satın alma, isterse kiralama, ikisi de olabilir, dedim. Olumlu bakışlarını ben ABD'de ifade ettim. Bu olumlu bakışı da Dışişleri takip edip neticeye kavuşturacağız" dedi. Erdoğan, hafta başında seyahate çıkmadan önce yaptığı açıklamada, bu yılki Genel Kurul görüşmelerinin dünya siyasi gündemi ve Türkiye'nin dış politikasında olağanüstü bir yoğunluğun, hareketliliğin yaşandığı bir döneme tesadüf ettiğine özellikle vurgu yaptığını hatırlattı. Erdoğan, "Gerçekten de New York'a gelen 100'ü aşkın devlet ve hükümet başkanı, Genel Kurul münasebetiyle dünya kamuoyunu meşgul eden çeşitli alanlarda düşüncelerini açıklama, fikir alışverişinde bulunma imkanı elde etti. Akdeniz Havzası ve Ortadoğu'da yaşanan köklü dönüşüm sürecinde, yeni ekonomik düzenin nasıl yapılandırılacağından, Japonya'da yaşanan radyoaktif sızıntı sonrasında ortaya çıkan nükleer güvenlikle irtibatlı endişelerden, Afrika boynuzundaki insanlık dramına kadar varan pek çok sorun bu sayede en üst düzeyde ele alınmış oldu. Ben de katıldığım toplantılarda tezlerimizi, görüşlerimizi, politikalarımızı, beklentilerimizi paylaşma imkanı buldum" diye konuştu. BM Genel Kurulu'na yaptığı hitapta, Türkiye'nin dış politika önceliklerini yeniden vurguladığını belirten Erdoğan, "Kıbrıs konusunun yanı sıra Somali'deki insanlık felaketi, Ortadoğu, Kuzey Afrika'daki köklü dönüşüm süreci, az gelişmiş ülkelere destek olunması ve terörizm mücadelesi gibi pek çok alanda yürüttüğümüz çalışmalara değindim. Ne İsrail'in ne de başka hiçbir ülkenin kendisini uluslararası hukukun üstünde göremeyeceğini ve Gazze halkına karşı uygulanan insanlık dışı ablukanın sona erdirilmesi
gerektiğinin altını çizerek ifade ettim" dedi. ABD Başkanı Barack Obama ve BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un da aralarında bulunduğu çok sayıda liderle görüşme imkanı bulduğunu belirten Erdoğan, dün de İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad ile görüştüğünü hatırlattı. Erdoğan, bu görüşmelerde ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konulara yönelik düşüncelerini de paylaşma ortamı bulduklarını söyledi. Bu görüşmelerde, özellikle küresel konulardaki düşüncelerinin örtüştüğünü tespit etme fırsatını bulduklarını belirten Erdoğan, "Onların yaklaşım tarzları,
tabii ki bizim bundan sonraki sürece yönelik değerlendirmelerimize zenginlik katacaktır. Temaslarımızda ülkemizin 2015-2016 dönemi Güvenlik Konseyi adaylığı ve bunun yanında İzmir EXPO 2020 adaylığını muhataplarıma hatırlattım ve kendilerinden desteği de özellikle istedim" ifadelerini kaydetti. Erdoğan, SETA tarafından düzenlenen bir etkinlikte konuşma yaptığını da hatırlattı. "FİLİSTİN BM'NİN GÜNDEMİNE OTURDU"Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve heyetin bir bölümünün New York'taki temaslarını sürdürdüklerini bildiren Erdoğan, "İnanıyorum ki, küresel, bölgesel ve ikili düzeyde hemen her konunun muhataplarımızla masaya yatırıldığı Genel Kurul, dünyanın önünde yeni ufuklar açacaktır. Ağırlıklı olarak Filistin'in devlet olma noktasındaki adımını attığı bu Genel Kurul, tabii ki BM'nin gündemine tam manasıyla oturmuştur ve Filistin'in devlet olma sürecini koşulsuz destekleyen ülkemiz, şu ana kadar yaptığı çalışmaları bundan sonra da yine aynı kararlılıkla devam ettirecektir. BM Güvenlik Konseyi'nde bu sürecin müzakeresi, ardından gelişmelere göre BM Genel Kurulu'na gelmesi, bunların hepsi tarafımızdan yakın bir takip içerisinde Filistin yönetimiyle de irtibatlı olarak devam edecektir. Kendi adımıza orada yaptığımız görüşmelerin oldukça verimli geçtiğini, bu sayede ülkemizin düşünce, beklenti ve öngörülerini paylaşma imkanı bulduğumuzu belirtmek isterim" dedi.
"2002'DEN BU YANA, 4 BİN 28 TARİHİ ESER ÜLKEMİZE İADE EDİLDİ" Yurt dışındaki kültür varlıklarının Türkiye'ye iadesi açısından önemli bir gelişme de yaşandığına dikkat çeken Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:"Perge Ören Yeri'ndeki kazılarda bulunan MS 2. yüzyıla ait Herakles heykelinin alt yarısı, Antalya Müze Müdürlüğü'ndeki eserler arasında yer alır. Bu heykelin üst yarısı ise ABD'de idi. Turizm Bakanlığımız, söz konusu eserin ülkemize iadesi için 20 yıldan beri, ciddi gayret sarf etmekteydi. Bu müzakereler, Boston Güzel Sanatlar Müzesi'nin karşılıklı iyiniyet çerçevesinde Herakles heykelinin üst yarısını ülkemize iadesi ile neticelenmiştir. Nitekim, şu an itibarıyla ülkemize getirmiş bulunuyoruz. Bizler, 2002'den bu yana, muhtelif ülkelerden 4 bin 28 tarihi eserin ülkemize iadesini sağlamış durumdayız. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın bu konudaki kararlı ve ısrarlı politikalarının, önümüzdeki dönemde de devam edeceğinden eminim. Herakles heykelinin üst kesiminin iadesinin sağlanması da bunun göstergesidir. Bu, memnuniyet verici bir gelişmedir. Emeği geçen tüm arkadaşlarımı kutluyorum." ( İHA)
"BEDELİ OLACAKTIR"İran ve Türkiye'nin aslında ortak bir terör örgütü ile mücadele ettiğine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, "Oradaki ismi farklı, bizdeki ismi farklı; ama terör örgütü aynı. Kandil, İran'ın sınırı oluşu sebebiyle de direkt orayla ilgili özellikle hava ve kara harekatının müşterek yaptığı bir bölge. Buna yönelik olarak tabii bizim de İran ile müşterek yapabileceğimiz bundan sonra operasyonlar var, yaptıklarımız var. Ve bu konudaki çalışmaları da ilgili birimlerimiz kendi aralarında karşılıklı yürütecekler. Şu anda da yürütülüyor. Bu çalışmalarımızdaki kararlılığı her iki taraf teyit etmiştir. Burada herhangi bir erteleme söz konusu değildir. Tabii ki bunun, üzülerek söylüyorum ki bedeli olacaktır. Örneğin, son gelişmeler inanıyorum ki sınır ötesi operasyonların çok önemli bir netice doğurduğundan kaynaklanmaktadır. Eğer bu sınır ötesi operasyonlarda önemli neticeler ortaya çıkmış olmasaydı, öyle zannediyorum ki bu süreç belki daha sakin geçebilirdi. Ama bunu yapmak zorundayız ve yapacağız da. Bu içerde de olacak, sınır ötesinde de olacak" diye konuştu. Erdoğan, bu konuyu Irak Cumhurbaşkanı ile de görüştüğünü belirterek, "Bundan sonraki sürece yönelik de bizim güvenlik zirvesi olarak ifade ettiğimiz heyetimizle, yarın Bakanlar Kurulu toplantımızda değerlendirmemizi yapıp tekrar sürekli olarak bunlar zaten an be an devam edecek. Çünkü bunun aralığını çok çok açarak değerlendirmek olmaz. Bunlar her an görüşmemiz gereken ve özellikle Beşir Bey'in adıma bu işleri sürekli yürüttüğü bir süreç. İşte şu anda belki de Diyarbakır'daki merasim yeni bitmiş
olabilir. İçişleri Bakanım, Milli Savunma Bakanım, Tarım Bakanım orada. Bu merasime katıldılar" dedi. "TÜLBENTLERİNİZİ NEREYE SERECEKSİNİZ" Öncelikle Kürt kökenli annelere ve tüm annelere seslenmek istediğini belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: "Siirt'te olan hadise, sıradan bir hadise değildir. Ve gerçek yüzlerini ortaya koyması bakımından çok önemli bir hadisedir. O, PKK'nın gerçek yüzünü ortaya koyması bakımından çok önemlidir. PKK, karşısındaki kadına da, kıza da böyledir; kendi içindeki kadına da, kıza da böyledir. Bakın 4 tane kızımızı şehit ettiler. Allah onlara rahmet etsin. Ve ifade edilen mermi rakamı 200'e yakın mermi, kurşun. Böyle bir vahşet olur mu? Böyle bir alçakça saldırı olur mu? Başındaki tülbenti ortaya koyan Kürt annesi kardeşlerime sesleniyorum; peki şimdi bu tülbentlerinizi nereye koyacaksınız? Nereye sereceksiniz? Bu dört kızımız kimin kızları? Buyurun işte Siirt; benim damadı olduğum şehir. Orada benim Kürt kardeşlerim var, Arap kardeşlerim var. Buyurun işte bunlar Kürt kardeşlerimiz. Ne diyor? 'Biz onları polis zannettik.' Yani bu size haklılık mı kazandırıyor? Oradaki Polis Koleji'ne yaptınız saldırı size haklılık mı kazandırıyor? Yani bu ülkenin Polis Koleji, Polis Akademisi, askeri okulları olmayacak mı? Biz bir devletiz. Bu devletin çeşitli kurumları var. Siz savunmasız insanları bile çok rahatlıkla öldürebilecek vahşete, alçakta yaklaşıma sahip bir örgütsünüz. Yaptıklarınız çok açık, net ortada. Bakın içlerinde 5 tane kadını da infaz ettiler; kendi içlerindeki. Şimdi o da ortaya çıktı. Ne dediler; 'Gaz zehirlenmesi' dediler. Bunlar acımasızdır, bunlar kandan beslenirler ve kandan beslendiklerinin, oradan nemalandıklarının en açık ifadeleri de işte bu son attıkları adımlardır. Temenni ederim ki bunlar son
çırpınışlarıdır. Bizim burada geri adım atmamız, beklememiz mümkün değil. "TERÖRLE MÜCADELE, SİYASİ İRADE İLE MÜZAKERE"BDP'ye seslenen Başbakan Erdoğan, "Çok açık, net söylüyoruz: Biz terörle mücadele ederiz, siyasi iradeyle de müzakere ederiz. Bizim anlayışımız budur. Terörle mücadele, sonuna kadar; ama siyasetle de müzakere. Siyasete gelen bizimle konuşabilir, ama gelmeyen bizimle konuşamaz. Terörle devlet gerekli gördüğü takdirde, gerekli elemanlarıyla görüşmeler yapar. Sadece terör suçlularıyla değil, farklı suçlularla da bunu yapar. Çünkü devletin görevi neticeye varmaktır, netice almaktır" dedi. Erdoğan, gazetecilerin, Hatay ziyaretinin ne zaman gerçekleşeceğini sorması üzerine, Perşembe'ye kadar yoğun programları olduğunu, Perşembe günü de Makedonya'ya gideceğini belirtti. Erdoğan, Hatay ziyaretinin Makedonya ziyaretinin ardından planlanacağını kaydetti. Suriye'ye uygulanacak yaptırımların detayları ile ilgili bir soru üzerine Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı'nın bu konudaki çalışmalarının gelişen şartlara göre yeniden gözden geçireceklerini ve buna göre da zamanlamasını belirleyeceklerini söyledi. Erdoğan, "Öncelikleri belirleyip açıklamasını yapacağız. Ama şunu size söyleyebilirim ki, deniz olsun, hava olsun, kara olsun, buralardan geçebilecek silahlar noktasındaki kararlığımız peşindir. Burada durdururuz, indiririz ve bunlara el koyarız; bu artık belli
olmuştur" dedi.
"CHP'YE 'GÜNAYDIN' DEMEK GEREKİYOR" Yeni anayasa konusunda görüşmek üzere muhalefet partilerinden ne zaman randevu talep edileceğinin sorulması üzerine Erdoğan, bu talebi içeren mektupların yarın gönderileceğini söyledi. Erdoğan, partilerin kabul etmesi durumunda bu ziyaretlerin AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer çelik ve beraberindeki 4 kişi ile gerçekleştirileceğini söyledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun terörle mücadele konusunda parlamentonun devreye girmesi ve akil adamların biraraya gelmesi konusundaki teklifinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Burada tabi önemli olan bir konu şudur; insan bazen üzülüyor, çünkü bu ülkede bu sürece yönelik atılmış çok adımlar var. Yani burada ancak 'günaydın' demek gerekiyor. Çünkü Türkiye'de bizim Milli Birlik Kardeşlik Projesi ile ilgili attığımız adımların içinde, şu şuradandır, bu buradandır diye bir anlayış yoktu. Bu ülkenin terörle mücadelede ne kadar söz söyleyecek insanı varsa, her kesimden, bunların hepsi buraya davet edildi. Üniversitelerden, medyadan, siyaset dünyasından... Ve bu çerçevede ziyaretler de yapıldı" dedi. CHP'nin o dönemde ziyaret edilip edilmediğini yanında oturan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'a soran ve 'görüşmeyi kabul etmediler' yanıtını alan Erdoğan, şunları kaydetti:"Buyurun, yani o süreçte böyle bir ziyaret talebine olumlu da yaklaşılmadı. Şimdi tabi böyle bir şey konuşulduğu zaman 'ben yoktum' diyecekler. Verecekleri cevap budur, bunu biliyorum. Şimdi parlamentoda kapalı oturumlarda da bu iş görüşüldü. Akil adamlar vesaire, bunların hepsi sadece başlığı değişen bir şey. Akil adamlar dediğiniz kimdir? İşte az önce dediğim kişilerdir. Yani ya üniversitelerden davetiniz olacak, ya medyadan olacak ya bu alanda söz sahibi kişilerden olacak, siyaset adamlarından olacak.
Bunlarla zaten bu toplantıların hepsi yapıldı."
"CHP, YENİ ÖNERİLERİ VARSA GELSİN"Bu çalışmaları Kılıçdaroğlu'nun da çok iyi bildiğini savunan Erdoğan, şöyle devam etti:"Bundan sonraki sürece yönelik ise, bizler hükümet olarak şunu bekleriz; Niçin bu muhalefet teröre yönelik destek olma yerine köstek olmanın gayreti içine giriyor. Terörle ilgili 'işte bizim dosyamız hazır' diye gösteriyorlar. Biz sizin bu dosyaları zaten biliyoruz. Bunların bir çoğu zaten bizim uyguladığımız şeyler. Bizler zaten ileri boyutlara gitmişiz. Sadece kendi ülkemizde değil; İngiltere'de, İspanya'da bu mücadele nasıl verilmiş, oraların bakanları ile de bunların müzakereleri yapılarak bu adımlar atılmış. TSK terörle mücadeleye yönelik bu süreç içinde birçok sempozyumlar yaptı. Ortak akıl oluşturalım diye bunlar yapıldı. Ama varsa ekstra bir şeyiniz, özel davet beklemeye gerek yok, her zaman kapımız bu noktada açık. Sadece 'acaba prim yapar mı', herhalde bunun beklentisi ile bunlar söyleniyor. Kararlığımız zaten bu noktada devam edecektir, ediyor. Ve atılması gereken adımlar zaten atılıyor. Meclis tutanaklarında bugüne kadar CHP'nin, MHP'nin neler söylediklerini biliyoruz. Yayınladıkları broşürler vesaireleri de biliyoruz. Dolayısıyla bunlar sadece kamuoyunda zamana oynamak ya da 'siyasi rant elde edebilir miyiz' veya 'kendimize yönelik bir gündem oluşturabilir miyiz', buna yönelik adımlardır. Artık biz bu tür şeylerden de bir yerde bıktık. Biz artık netice istiyoruz. Neticeye yönelik varsa farklı bir şeyleri olabilir, ama şu anda gazetelerde çıkan başlıklar falan bizim artık alışageldiğimiz şeylerdir. Değişik bir şey yok." "LİDERLER ARASINDAKİ LATİFE"Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Obama'ya 'Eğer seçimde ihtiyacın olursa, bir mitingde konuşurum' dediği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine gülerek, "Bunlar tabi liderler arasındaki latifelerdir. Bu latife nereden sızmış, onu da bilmiyorum. Sayın Obama ABD'de şu anda kampanyasını adeta başlatmış durumda. Takriben 390 günü var. Bu süreci lehine çevirebilmek için bütün deneyimini, tecrübesini kullanacaktır. Şu anda bir yerde Demokratların adayı konumundadır. Ama Cumhuriyetçilerin adayı belli değidr
var. Yani burada ancak 'günayl. Bu yüzden ABD'de ne oldu, olacak; o da net değildir. Ama bizim şu geçen 2.5 yılımız, ikili ilişkiler noktasında, özelikle Türk-ABD ilişkilerinde verimli, iyi niyetli bir süreç olmuştur. Zaman zaman belki farklı düşünceler ortaya çıkmıştır ama bunlar süratle telafi edilmiştir, giderilmiştir. Şu anda işleyen süreç de iyi bir süreçtir" yanıtını verdi. ABD ile predatorler konusunda prensipte anlaşıldığı haberlerinin hatırlatılması ve bunların Türkiye'ye ne zaman geleceğinin sorulması üzerine Erdoğan, "Predator zaten en önemli görevi istihbarat desteğidir, bunu sağlar. Buna yönelik de zamanlama noktasında Dışişleri kendileriyle görüşmeleri sürdürecekler ve bize bunların teslimatı nasıl olur, nerede olur, konuşlanması nasıl olacak... Çünkü ben Obama'ya iki teklif yaptım. İster satın alma, isterse kiralama, ikisi de olabilir, dedim. Olumlu bakışlarını ben ABD'de ifade ettim. Bu olumlu bakışı da Dışişleri takip edip neticeye kavuşturacağız" dedi. Erdoğan, hafta başında seyahate çıkmadan önce yaptığı açıklamada, bu yılki Genel Kurul görüşmelerinin dünya siyasi gündemi ve Türkiye'nin dış politikasında olağanüstü bir yoğunluğun, hareketliliğin yaşandığı bir döneme tesadüf ettiğine özellikle vurgu yaptığını hatırlattı. Erdoğan, "Gerçekten de New York'a gelen 100'ü aşkın devlet ve hükümet başkanı, Genel Kurul münasebetiyle dünya kamuoyunu meşgul eden çeşitli alanlarda düşüncelerini açıklama, fikir alışverişinde bulunma imkanı elde etti. Akdeniz Havzası ve Ortadoğu'da yaşanan köklü dönüşüm sürecinde, yeni ekonomik düzenin nasıl yapılandırılacağından, Japonya'da yaşanan radyoaktif sızıntı sonrasında ortaya çıkan nükleer güvenlikle irtibatlı endişelerden, Afrika boynuzundaki insanlık dramına kadar varan pek çok sorun bu sayede en üst düzeyde ele alınmış oldu. Ben de katıldığım toplantılarda tezlerimizi, görüşlerimizi, politikalarımızı, beklentilerimizi paylaşma imkanı buldum" diye konuştu. BM Genel Kurulu'na yaptığı hitapta, Türkiye'nin dış politika önceliklerini yeniden vurguladığını belirten Erdoğan, "Kıbrıs konusunun yanı sıra Somali'deki insanlık felaketi, Ortadoğu, Kuzey Afrika'daki köklü dönüşüm süreci, az gelişmiş ülkelere destek olunması ve terörizm mücadelesi gibi pek çok alanda yürüttüğümüz çalışmalara değindim. Ne İsrail'in ne de başka hiçbir ülkenin kendisini uluslararası hukukun üstünde göremeyeceğini ve Gazze halkına karşı uygulanan insanlık dışı ablukanın sona erdirilmesi
gerektiğinin altını çizerek ifade ettim" dedi. ABD Başkanı Barack Obama ve BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon'un da aralarında bulunduğu çok sayıda liderle görüşme imkanı bulduğunu belirten Erdoğan, dün de İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad ile görüştüğünü hatırlattı. Erdoğan, bu görüşmelerde ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel konulara yönelik düşüncelerini de paylaşma ortamı bulduklarını söyledi. Bu görüşmelerde, özellikle küresel konulardaki düşüncelerinin örtüştüğünü tespit etme fırsatını bulduklarını belirten Erdoğan, "Onların yaklaşım tarzları,
tabii ki bizim bundan sonraki sürece yönelik değerlendirmelerimize zenginlik katacaktır. Temaslarımızda ülkemizin 2015-2016 dönemi Güvenlik Konseyi adaylığı ve bunun yanında İzmir EXPO 2020 adaylığını muhataplarıma hatırlattım ve kendilerinden desteği de özellikle istedim" ifadelerini kaydetti. Erdoğan, SETA tarafından düzenlenen bir etkinlikte konuşma yaptığını da hatırlattı. "FİLİSTİN BM'NİN GÜNDEMİNE OTURDU"Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve heyetin bir bölümünün New York'taki temaslarını sürdürdüklerini bildiren Erdoğan, "İnanıyorum ki, küresel, bölgesel ve ikili düzeyde hemen her konunun muhataplarımızla masaya yatırıldığı Genel Kurul, dünyanın önünde yeni ufuklar açacaktır. Ağırlıklı olarak Filistin'in devlet olma noktasındaki adımını attığı bu Genel Kurul, tabii ki BM'nin gündemine tam manasıyla oturmuştur ve Filistin'in devlet olma sürecini koşulsuz destekleyen ülkemiz, şu ana kadar yaptığı çalışmaları bundan sonra da yine aynı kararlılıkla devam ettirecektir. BM Güvenlik Konseyi'nde bu sürecin müzakeresi, ardından gelişmelere göre BM Genel Kurulu'na gelmesi, bunların hepsi tarafımızdan yakın bir takip içerisinde Filistin yönetimiyle de irtibatlı olarak devam edecektir. Kendi adımıza orada yaptığımız görüşmelerin oldukça verimli geçtiğini, bu sayede ülkemizin düşünce, beklenti ve öngörülerini paylaşma imkanı bulduğumuzu belirtmek isterim" dedi.
"2002'DEN BU YANA, 4 BİN 28 TARİHİ ESER ÜLKEMİZE İADE EDİLDİ" Yurt dışındaki kültür varlıklarının Türkiye'ye iadesi açısından önemli bir gelişme de yaşandığına dikkat çeken Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:"Perge Ören Yeri'ndeki kazılarda bulunan MS 2. yüzyıla ait Herakles heykelinin alt yarısı, Antalya Müze Müdürlüğü'ndeki eserler arasında yer alır. Bu heykelin üst yarısı ise ABD'de idi. Turizm Bakanlığımız, söz konusu eserin ülkemize iadesi için 20 yıldan beri, ciddi gayret sarf etmekteydi. Bu müzakereler, Boston Güzel Sanatlar Müzesi'nin karşılıklı iyiniyet çerçevesinde Herakles heykelinin üst yarısını ülkemize iadesi ile neticelenmiştir. Nitekim, şu an itibarıyla ülkemize getirmiş bulunuyoruz. Bizler, 2002'den bu yana, muhtelif ülkelerden 4 bin 28 tarihi eserin ülkemize iadesini sağlamış durumdayız. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın bu konudaki kararlı ve ısrarlı politikalarının, önümüzdeki dönemde de devam edeceğinden eminim. Herakles heykelinin üst kesiminin iadesinin sağlanması da bunun göstergesidir. Bu, memnuniyet verici bir gelişmedir. Emeği geçen tüm arkadaşlarımı kutluyorum." ( İHA)









