Sağlıklı kalkınma amaçlayan devlet yönetimlerinde, siyasi istikrarı yakalamak ve onu uygulamak kaçınılmaz bir faktördür.Devlet yönetiminde dakik ve düzenli işleyen bir sistem, her zaman yöneticilerin tercih sebebi olmalıdır.Bukaçınılmaz ve devletin bekası için ana etkendir.Siyaset felsefesine göre, bu istikrar ve kararlılık merkezi idarelerde olduğu gibi, yerel yönetimlerde de uygulanması gereken bir unsurdur.Devlet yöneticilerinin elbetteki hayatiyet arzeden kararlar alırken, duygusallıktan tamamen uzak kalmalarıdır. Genelde de;bu hususa dikkat edildiği müşahade edilmekle beraber, bazen devletin milli menfaatlerine uygun düşmeyen, fakat siyasi partilerin iç dinamikleri öne çıkarılarak kararlar alınmaktadır. Bu karar alma şekli, siyaset felsefesinin öngürülerinden biri olsa da, kamu menfaati açısından uygun olmayan bir karar şeklidir. Aslolan; vokal menfaatler değil, genel kamu menfaatleridir. Ülkemiz; uzun vadedeki kalkınma stratejisini hala dışa bağımlılıkla sürdürmekte ve hala bir çok alanda riskli bir alanda seyretmektedir. Bu riskli bölgeden acilen çıkmak ve gelişmişlik skalımızı yükseltmek için azami siyasi ve ekonomik istikrara gereksinim duyulmaktadır. Cumhuriyetimiz yeni, demokrasimiz genç yaştadır.Gençlik olgunlaşmanın bir basamağıdır. Elbetteki bu basamaktan geçerek yaşını"Kemal"e erdirecektir. Önemli olan gençlik yıllarında deneyim kazanarak uzmanlaşmaktır.20. yy. da gençtik, 21.yy. a geldik "Yaş Kemal"e erdi. Gençlik sevdalarını bırakmalıyız artık. Olgun ve yetişkin insanlar gibi davranmalı ve silkelenmeliyiz. Şapkamızı önümüze koymalı, bin düşünüp, bir söylemeliyiz. Duygusal ve yanlı değil; hak ve halka dair düşünmeliyiz. Düş dağarcığımızda,tahayyül ettiğimiz bireysel menfaatlerimizin tahakkuku peşinde olmamalıyız. İç güdüsel" ben"lik hegemonyasından kurtulup, tümsellikten yana kararlar almalıyız. *Çağdaş ve pozitif bilimlerin ve de tüm semavi dinlerin de yegane öngörüsü bu değil midir. ?
* Feodalitenin hiyerarşisi içinde yer alan ve sürekli nalıncı keseri gibi kendilerine yontan "Baskı gruplarının" eza veren dirençlerini kırmalıyız artık.
*Ülkemiz genelinde Mart-2014 tarihinde yapılacak yerel seçimlerin acı ve sert poyraz havaları esmeye başlamış bulunmaktadır. Temennimiz odur ki; bu seçiminde, asıl sahibi olan yüce Türk Milleti sağduyulu ve özgür kararıyla bu sert havayı kendi menfaatine uygun düşecek mudedil havaya dönüştürecektir. Amaç halkın ve devletin ülvi menfaati olmalıdır. Seçilmek isteyen "Ahmet" veya" Mehmet"lerin kişisel menfaati olmamalıdır. Ehil, çağdaş ve liyakatli olan, halk yararına hizmet vereceği umut edilen kişi tercih sebebi olmalıdır. Demokrasidir bu yarışın adı.Yarışacak olan birbirinden değerli ve saygıdeğer insanlarımızın yok birbirinden farkı.
Adam seçmek değil, hizmet adamı seçmek olmalıdır ana şiarımız.
Unutmayalımki; Aydınlanmayan ve bilinçlenmeyen toplumların kalkınma süreçleri hep uzun sürmektedir.


