İlk mektebım Mithat Paşa..bağımlı ve güzel bir mekteptı ozamana göre.
Öretmenlerımız çok güzel eğittiler bızlerı. Okılımızın heyadı genış havadar ve fır dolayı güllernen bezelıydı. Aşağı bağçanın orta yerınde su hevızı bile vardı. Aşağı bağça dedığım kısımda; bir iki ve üçıncı sınıflar, yukarı bağça kısmında da dört ve beşıncı sınıflar ders yaparlardı. Başöretmenımız ,hacıkamiloğlulardan çoğ çalışkan bir idareciydi. Elınde budama makası, bağçadan çığmazdı. Güllernen uğraşır, gözünü de, mektebın genel gıdışatından ayırmazdı. Okulumuzun dış kapısı velı beg hemamına bağardı. Okıla gırış çığışlar bu kapıdan yapılırdı. Tenefüslerde kapıda o zeman ğedeme dedığımız okul çalışanları beklerdı. Telebeler çığarı çığmasınlar dıye. Kapının ögınde akkıt-kehke ve bezen de dondırma satılırdı. Dondırmi, dondırmaçı ose emmı satardı. Ose emmı sıtıla benzer, etrafı çapıtlarnan sarılmış bi kabın içinde satardı dondırmasını. Okula geldığımızde veya kımı tenefüslerde fırsat buldığımızda ose emmıden dondırma alırdığ. Ose emmı dondırmi, küllehlere koyıp verırdı. Tam o sırada bız çocığlar; ose emmı bunın ğuvası yoğ mı derdığ. Ose emmıde bi kırtık dondırma daha alıp küllehımıze eklerdı. Alın ağam buda ğuvası. Bunı dedığı zeman, bütün çocığlar başlardığ gülmağa. Bu ğuva meselesı ose emmının parolasıydı. Ose emmı o civarda tanınmış bi muhterem amcaydı. Herkes terefınden sevılırdı. Ose emmının başka bi özeellığı daha vardı. Dondırmasını satarken geçtığı yerlerde, yere atılmış kağıt parçası gördımı, hemen eğilır, o kağıdı alıp koynına koyardı. Şalvarının üstıne geydığı zıbınının koynı her zeman topladığı kağıtlarnan dolıydı. Delı-dolı zararsız, yüzü güleç ve sevecen bir amcaydı. Nur içinde yatsın. Allah ğeni ğeni rehmet eylesın.


