Sabri Temel

Sabri Temel

Bİ ÇUVAL TEZZEK-Bİ ÇIXIN BALCAN FRENK..!

00 0000 - 00:00

Eski Urfa yerleşkesinde, günler ve yaşam dört duvar arasında geçerdi. Genel de kare veya dikdörtgen şeklinde yapılan taş heyatlardan oluşurdu yaşam ikametgahı. Zerzembelı (kiler-Bodrum), Çardaklı olurdu bu evler. Heyadın (Avlunun) uygun bir yerinde de tandırlığ (Mutfak) denilen bölüm vardı. Annelerimiz ve ninelerimiz orada aş ekmek ve ges yıkama (çamaşır yıkama) işlerini burada görürlerdi. Yakıtımız atomize tezzek-kesmük- ve de biyan kökü çöpleriydi. Harran ve köylerinden eşşek ve deve sırtıyla şehre getırilip satılırdı. Bu yakıtlar; sultan hamamı meydanında, beykapısı, harrankapısı, Arapmeydanı, çiftehan, kazancı pazarı civarında bulmak mümkündü. Köylü vatandaşın geçim kaynağı olan bu yakıt ürünlerini satışa getirenlerin çoğunu yaşlı kadınlar teşkil etmekteydi. Yarı geceden kalkıp şehre gelirdi bu çilekeş insanlarımız. Tezzeğini veya kesmüğünü satan satıcı köylü yine hayvanıyla o yakıt yükünü alıcının evine götürüp boşaltmak zorundaydı. Yükünü satıp boşaltan köylü vatandaş artık ihtiyaçlarını alma ve erkenden köyüne dönmenin yoluna koyulurdu. Çünkü zaman ilerledikçe harran ovasında sıcaklık daha yakıcı bir hal alacaktır. Su yoktu, ağaç- gölge yoktu dönüş yolunda. Kasıp kavururdu ortalığı mezopotamya sıcağı. Kurutur ve kanatırdı dudakları bu sıcaklar. Bazen kan akıtırdı insanların burnundan fitil fitil. Bazen kudurturdu kara yılanları şaha kaldırıp yol kestirirdi, kimi şahlanışında avını kurban alırdı kara cellat. Sattığı tezzekten aldıklarıyla ihtiyacı olan sebzeleri alacaktır "VEDHA TEYZE". Dalar aşağı çarşıya, eşşeğiyle beraber. Yularını eline dolardı eşşeğinin hep, tedbiri elden bırakmazdı Vedha teyze. Çünkü eşşeği onun en büyük servetiydi, ekmek teknesi yol arkadaşıydı. Balcan, frenk, isot, pırpırım ve lazımlı ihtiyaçlarını alıp düşerdi köyünün yoluna.Candı Canandı bu anneler ve nineler. Harran ovasının uçsuz bucaksız topraklarında yaşarlardı. Fakat yeteri kadar o topraklardan istifade edemezlerdi. Kimisi topraktan yana yoksul, kimisi toprağı işlemekten yana yoksulluk çekmekteydiler. 1950 sorası ve demokrat parti dönemi Türkiye deki siyasi dalgalanma, ABD ile işbirliği ve bu alanda alınan Marshall yardımlarıyla, Türkiye de tarımsal alanda kayda değer gelişmeler meydana geldi. Tarım makinalarının satışa sunulması, çiftçilere kredi yoluyla bu makinaların satışının yapılması, tarımda rekoltenin yükselmesine neden oldu. Bu dönemde, Harran’da bahsedilen gelişmişlikten nasiplenerek geniş araziler ekilip biçilmeye başlandı. Tozlu köy yollarında kamyonlar buğday taşımaya başladı. Kamyonlarla köy postaları gelişti. Harran biraz daha küçüldü. Tarım makinaları ; insan gücünü sollayarak tarım alanında büyümenin çığırını açıverdi. Ama hala hayatiyet arzeden suyun zerresinden haber yok. Kadınlar yüzmetrelerce derinlikteki kuyulardan su çekerek su ihtiyaçlarını bu şekilde gidermeye çalışırlardı. Kıraç bölgelerdeki köylerde de su ihtiyaçları; sarnıçlarda biriktirdikleri sulardan temin edilirdi. Bu sarnıçlara bazen oğlak , bazen köpek düşerek boğulur, çıkarılan bu leşlerden sonra aynı su içilmeye devam edilirdi. Bu sudan, bende tasa tülbent kapatarak içmiştim çocukluğumda. Su Uğruna türküler, hoyratlar, ağıtlar, şiirler yazıldı çalınıp söylendi. Özal geldi. Küllenmiş ve tozlanmış Gap projesi raftan alınıp gündeme konuldu. Yoğun ve sıkı bir çalışmayla Gap bitirildi. Fırat’ın azgın suları derin dehlizlerden Harran’ın çatlamış suya hasret félhen’ ıne akıtılıverdi. Kımızı félhen asırladır doyasıya içemediği suya kavuşunca, kana kana içti Fırat suyundan. Kendine yeşilden yeni libaslar oluşturdu toprak ana. Gençleştikçe kendine çeşit çeşit çeyizler dizmeye başladı. Pamuk ekti-buğday ekti domates biber patlıcan desen gani gani. Artık Harran Eşşek sırtında urfa’ya tezzek taşımıyor, onun yerine kamyon kamyon pamuk, buğday ve sebzeler taşıyor."VEDHA" Teyze; Ruhun şadolsun. Şehre getırdığın kesmük ve çırçöplerinle çok ekmek yedik. Hakkını helal et ana. Ama "VEDHA" ANEY, EMMO İSA "SİZDEN Bİ RİCAM VAR; Harran’daki şu torunlarınıza biraz seslenin. Oraların hertürlü değerlerini kıymetini bilsinler. Harran evleri, harran harabeleri deyip geçmesinler. Bu Harran isminin yaygın olarak anılmasının yegane nedeni; Haarran’ın tarihsel özelliğiyle ilgilidir. Bu otantizmini kaybederlerse, kapılarını çalacak Allah’ın kulu olmaz. Ey vallah; toprakları var, buğday-pamuk satarlar ona sözümüz yok. Fakat turistten ve turizmden yana çok kaybederler. Betonsa her yerde var dostlar. Harran’a gelen turist betona değil senin o toprak damını görmeye geliyor "éğuy-ébuy" insanlar seni öyle seviyor, ya émmo, ya ummi. Turizmden yana başka ne özelliğin var söylermisin Allah aşkına..? "Aklızı başiza toplayın-tarihsel değerlerinize bağlı ve saygılı kalın." Sevildiğinizi bilin tarihe ve kültür mirasımıza yalnış yapmayın. Dal sizin bindiğiniz daldır; sakın olaki kesmeye yeltenmeyin, ortalık kesmük ve çırçop yığınlarıyla dolup taşar. Suyla yeniden buluşan Harran verimli toprağı ve zengin kültür mirasıyla yıldızı yeniden parlayan bir kültür merkezi olmaya aday ilçemizdir. Bu fırsatı ve fırsatlar yaratacak kültür değerlerimizi lütfen kaybetmeyelim, vakit geçmeden onlara sahip çıkalım. Saygılarımla

YORUMLAR

  • 0 Yorum