11 NİSAN ÇETE BAYRAMI ( URFANIN 94. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN.)
Bir Güneş batmaktaydı, altı asır tüm Dünyayı aydınlatan. Tahammül ve direnci kalmamış, ufuktan kaybolmak üzereydi Devlet-i Ali Osman. Kara bulutlar dolaşmaktaydı cihan imparatorluğunun üstünde.1. Dünya savaşı nedeniyle, ekonomik siyasi ve askeri gücü tamamen kaybolmuştu . itilaf devletleri durmadan, Osmanlıyı parçalanmaya ve teslim olmaya çalışıyorlardı, eşit olmayan askeri olanaklarla. Türlü türlü entrikalar sergileyerek, tarih sehnesinden çekilmeye ve toprakları, bila şartsız işgale ve kendi aralarında paylaşmaya uğraşıyorlardı. Uzunca bir ömür yaşamanın- şanlı bir tarih yazmanın yorgunluğu vardı osmanlı devletinde . Emperyalist devletlerin türlü türlü entrikalarına artık karşı koyamaz hale gelmiş, boyun eğmeye yeltenmişti. Cihan imparatorluğu mütarekeye zorlanarak, 30 ekim 1918 de mondros mütarekesi imzalatıldı . Bu mütareke Osmanlının bitişi anlamını taşıyordu bir bakıma. itilaf devletleri mondros belgesindeki imtiyazlardan daha da güç alarak yurt topraklarını yer yer işgale başladılar. Türk milleti M.kemalin nezdinde bu hainlere restini çekti. Sizi de osmanlıyı da vede mondros anlaşmanızı da tanımıyoruz deyip, elinin tersiyle kenara itiverdi. Gafiller Türk milletinin restini blöf zannedip, haksız ve iğrenç emellerini tahakkuka çalıştılar topraklarımız üstünde. Bir bulut süzülecekti Samsundan, Sıvas eline doğru. Yeniden bir güneş doğacaktı hiç batmayacak, "ANKARA GÜNEŞİ" Anadolu topraklarına. Can bulacakı, dirilecekti Türk milleti el ele tutuşarak. Yeniden varlığını hissettirecek destanlar yazacaktı. Tarih sayfalarına geçecek ve tüm dünya uluslarına; bu da olurmu ey "TÜRKLER" dedirtecekti. Bu dönemde Urfa ve havalisi mütareke kapsamında olmamasına rağmen, keyfi bir biçimde 24 mart 1919 da İngilizler tarafından işgal edildi. ingilizler Urfayı kuşatarak oradaki bazı aşiretleri silahlandırıp birbiriyle çatıştırma ve kıydırma yöntemini benimsediler. Bu alanda kısmen de başarılı oldular. Ancak sonradan; İngilizlerle Fransızlar kendi aralarında yaptıkları anlaşma gereği, Urfa bölgesi fransızlara bırakılıyordu. Böylece İngilizlerden sonra 30 ekim 1919 tarihinde Fransızlar Urfayı işgal ettiler. Öteden beri Urfada yaşayan yerli ermenilerle işbirliği yaparak çirkin emellerini gerçekleştirmeye başladılar. İşgal güçlerinin büyük çoğunluğu sömürgelerinden topladıkları müslüman kuvvetler oluşturuyordu. Bu sırada Urfada görevli bulunan jand. binbaşı Ali Rıza(URSAVAŞ) ve belediye başkanı(REİS) H.Mustafa beyler bulunmaktaydı. Bu iki zat Urfanın önde gelen ve on ikiler denilen grupla iş birliği içinde çalışarak güçlü bir mücadale cephesi oluşturmuşlardı.(müdafaai-hukuk cem.) Fransızlar içten yapılan bu yerli, karşı duruş çalışmalarını haber alınca, binbaşı A.Rıza beyi, Fransız karargahına çağırtarak onu tutukladılar. Ali Rıza bey bir fırsatı değerlendirerek, Fransızların elinden kurtulup, Siverek tarafında ileri gelen aşiretlerin yanına gitti. Ali Rıza beyin bu gidişine hiddetlenen Fransız güçleri ve onlara yardım ve yataklık yapan yerli ermeniler şehirde çok çirkin tablolar sergilemeye başladılar. Burda amaçlanan yerli halkı canından bezdirip yıldırmaktı. Binbaşı Ali Rıza beyin yerine, Yüzbaşı Ali saip bey 29 Aralık 1919 da Urfaya gelip göreve başladı. Ali saip bey Urfaya geldiğinde, hazır ve aktif mücadalede bulunan bir cemiyetle karşılaşınca, hemen onlarla temasa geçerek yapacaklarının planlarını gözden geçirmeye başladılar. Ali Saip beyin Urfalılarla yaptığı çalışma sonucunda, 15 ocak 1920 tarihinde şehirde bir ayaklanma çıkaracaklarının kararını almışlardı. BU karar kısa zamanda Fransızlar tarafından duyuldu. Bu durum karşısında Yzb. Ali Saip bey, Siverek tarafına geçerek oradaki Cudi paşa ve aşiret ileri gelenlerinden M.Emin beyle görüşüp ileriki günlerde, yapacakları eylemler için adam ve güç toplamaya çalıştılar. Bu güç toplamada, Badıllı aşiret reisi Sait bey ve izol aşireti reisi Bozan beylerden de oldukça takviye kuvvetler oluşturuldu. Bu kuvvet oluşturmada, Viranşehirdeki milli aşiretinin reisi İbrahim paşanında büyük katkıları olmuştur. Suruç ve Akçakaleden aşiretlerde bu şanlı kurtuluşu canı gönülden desteklemişlerdir. Ancak Akçakale yöresinden bazı aşiretlerin bu mücadaleye katılmadıkları ve katkıda bulunmadıkları da müşhade edilmiştir. Yüzbaşı Ali Saip bey 7 şubat 1920 tarihinde
SİVEREKte TOPLADIĞI GÜÇLE URFAya çok yakın bulunan "KARAKÖPRÜ" köyüne gelip, Badıllı aşiret reisi Sait bey ve İzol aşireti reisi Bozan beyin(BOZANE ZÜLFIKER) kuvvetleriyle birleşti. ALİ SAİP beyin komutasında birleşen bu "MİLLİ KUVVET", Fransızlara haber salarak "24 saat" içinde şehri boşatmalarını ve keyfi işgallerine son vermeleini istedi. Milli güçlerimizin bu talebi Fransızlar tarafından kabul edilmedi ve işgallerine devam edeceklerini ifade ettiler. Bunun üzerine Milli güçlerimiz Urfaya gelip, suruç ve Akçakaleden gelen aşiretlerle birleşerek Fransızların işgal ettikleri yerler kuşatılmaya başlandı. Bu aşamaya gelene kadar Urfadaki, gerek askeri yetkililer ve gerekse Urfa halkının müteaddit defalar merkezden disiplinli ve örgütlü ordu kuvveti istedilersede, Asker göndermek Fransızlara savaş ilan etme anlamına geleceğinden, merkez ordu kuvveti göndemekten çekinmişlerdi. Bu da o dönemin hatalı başka bir versiyonudur. Bir yerde haklı gerekçeleri olabilirdi. 1. cihan savaşı, ülkemizi oldukça zayıf duruma düşürmüştü. Fransızların işgal ettikleri yerlerin kuşatılma girişimi oldukça zaman alıcı çetin ve zayiatlı geçti. Urfadaki yerli ermeni işbirlikçiler onlara oldukça destekte bulundular. BIDIK meydanı-Büyük yoldaki fırfırlı kilisede papazlar ermenileri urfalılara saldırmaya ve can almaya kışkırtıyorlardı. Fransızlar ve ermeniler kuşatmanın uzun sürmesinden kaynaklanan çok kötü durumlara düştüler. Gıdasız kaldıklarından hayvanlarını kesip etlerini yemeye başladılar. Bu şartlarla burada daha fazla kalamayacaklarını anlayan Fransızlar onurlarını zedelemeden Urfadan çekilmenin yollarını aramaya başladılar. Ermenilere; gidin Urfalıra deyinki biz aç kaldık sağlığımız tehlikede, eğer siz kuşatmayı bırakırsanız Fransızlar bşizim için Urfayı terk edecekler. Ermeni cemaati Fransızların bu önerisini kabul etmediler. Bu kendi gelecekleri için tehlikeli durum arzedebilirdi. Siz gittikten Urfalılar bizden öç almaya kalkışırlar. Fransızlar bu alternatifi tutturamayınca amerikan yetimhane müdürünü devreye soktular. Bu kişinin urfa müdafai hukuk cemiyetiyle yaptığı görüşmelerde, Fransızların bir takım koşullarla şehri terkedebileceklerini Urfalılara bildirdiler. Burada kalacak ermenilerin can güvenliği ve mal varlıkları korunacak, Urfada ölen Fransızların mezarlarına saygı gösterilecek, gidecekleri yere kadar yükleri ve ağırlıkları taşınacak, bu ayrlış on tane eşraf Urfalının refakatinde sağlanması isteniliyordu. Cerablusa gidene kadar yol boyunca can güvenlikleri sağlanacak. Urfalıların bir kısmı bu istemlere karşı duruş sergilediler. Taşınmaları esnasında eşraf yerine kendilerine jandarma kolluk kuvvetlerimizin refakat edeceği kabul edildi. Fransız güçleri akşamdan yola koyuldular. Fransızların bu haksızlıklarını, ayrılış şeklini hazmedemeyen bir kısım Urfalı milislerimiz ve aşiret kuvvetlerimiz geceden, Fransızların geçecekleri güzergah olan şebeke boğazında konuşlandılar. Bu alanda Fransızlarla milli kuvvetlerimiz arasında 3 saat süren yoğun çatışma sonucu her iki tarafta oldukça can kaybına uğradı. Burdaki çatışmanın sesini şehir merkezinden duyan her Urfalı çatışma mahalline gelmişti. Fransızlar 300 civarında can kaybı ve 140 esir bırakarak geldikleri gibi geri postalandılar. Böylece kahramanca verilen mücadale sonucunda, Aziz Urfa toprakları düşmanın kirli çizmelerinden arındırılmış, düşman bayrağı yerine şanlı Türk bayrağı 11 NİSAN 1920 de tekrar göndere çekilmiştir. Kurtuluş savaşımızın içinde ayrı bir sayfa olan Urfamızın bu asil direnişi yerel mücadalenin, emsalsiz ve şerefli misalidir. "URFANIN DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTULUŞUNUN 94. YIL DÖNÜMÜ" HEPİMİZE KUTLU OLSUN.
Canını dişine takıp, kahramanca vatan uğruna can veren aziz şehitlerimize (ÇETELERİMİZE), değerli büyüklerimize, emeği geçen tüm kahramanlarımıza;Allahtan gani gani rahmet olsun.Ruhları şadolsun.Nur içinde yatsınlar
DÜZENLEYEN: SABRİ TEMEL-İSTANBUL
Urfa Kurtuluş Türküsü
Kolumu salladım toplar oynadı
Kara daş içinde çete kaynadı
Yaşasın Urfalılar teslim olmadı
Di yeri yeri kumandanlar yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri
Tılfındır hastahane karşıma karşı
Zalım Fransızın bonba atışı
Urfa çetelerinin süngü takışı
Dı yeri yeri Bozanbegim yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri
Tılfındır tepesinde tabya kuruldu
Ermeniler Fransıza asker yazıldı
Şebekede Fransıza mezar kazıldı
Dı yeri yeri Bozanbegim yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri
Çekerim çekerim gitmez kadana
Fransızın kurşunu değmez adama
Dönmezsem haber verin anama
Dı yeri yeri kumandanlar yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri
Şişkonun damından atlaladım geldim
Cabırhanam döküldü topladım geldim
Hayın düşmanları pakladım geldim
Dı yeri yeri kumandanlar yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri
Fransızın başında kırmızı fesler
Atılıyor bombalar gelmiyor sesler
Ruhları çekilmiş kalmış kafesler
Dı yeri yeri kumandanlar yeri
Çetelerim gidiyor dönmüyor geri


