Müslüm Abacıoğlu

Müslüm Abacıoğlu

Muhacir ve Ensar’ın imtihanı

28 Şubat 2015 - 00:00

Muhterem Kardeşlerim…
Sınır komşumuz, kardeş ülke Suriyede çıkan iç savaş (İslamiyete fitne sokanların, dinimizin düşmanlarının oyunları) nedeniyle ülkemize ve özellikle ilimiz Şanlıurfaya sığınan Suriyeli Kürt, Türkmen, Arap, Yezidi her kim olursa olsun onlara gönül kapılarımızı dahi açmış olduğumuz inkar edilemez. Zira bizler İslam dininin mensupları, son peygamber Hz.Muhammed ‘sellallahu aleyhi vesellemin ümmetiyiz. Dolayısıyla üzerimize düşeni fazlasıyla yapmak zorundayız. Yani bizlere sığınan ‘Muhacir kardeşlerimize karşı Ensar görevimizi yerine getirmeliyiz diye düşünerek elimizden geleni esirgemiyor ve yiyecek, içecek, giyecek, sığınacak yerlerimizi paylaşıyoruz. Yapılması gereken de budur tabii. Tek cümle ile söylersek; ‘her iki taraf da imtihandan geçirilmektedir.

Tabi ki; her toplumun iyisi de, kötüleri de vardır. Allahu Teâlâ iyilerin yardımcısı olsun, kötüleri de ıslah eylesin. (Amin)

Efendim;
Biraz Suriyeli kardeşlerimiz ve onlar için yaptıklarımızdan bahsedelim, hatırlatalım… İnanmayan, görmezden gelen ve aramıza fitne sokanları utandıralım. Zira bizler Allahu Teâlâ için elimizden geleni esirgemiyoruz. Kısaca; ‘Yaradılanı Yaradandan ötürü seviyoruz, mecburuz.

Muhterem Kardeşlerim….
Suriyede iç savaş başladığı andan itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak Hükümetimiz yapılması gerekenleri ince eleyip, sık dokuyarak, istişareler yaparak alınması gereken tedbirleri almış, yapılması gerekenleri de yapmıştır ve halen de yapmaktadır. Bu arada; gerek AK Parti teşkilatları, Belediyeler, Türk Kızılayı, çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları, hayırsever zenginlerimiz ile vatandaşlar da ellerinden gelen gayreti göstermişlerdir. Halen de maddi-manevi yardımlarımız devam etmektedir.

AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcımız, aynı zamanda Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi (AGİT PA) Başkan Yardımcısı ve Türk Gurubu Başkanı olan Şanlıurfa Milletvekilimiz Abdülkadir Emin Önenin de Suriyeliler için yaptıkları küçümsenecek gibi değildir. AGİT PA Başkanı Ilkka Kanerva, AGİT PA Demokrasi, İnsan Hakları ve İnsani Meseleler Komitesi Bşk. Portekiz Milletvekili Isabel Santos, AGİT PA Genel Sekreteri Spencer Oliver, AGİT PA Başkan Danışmanı Konsta Heikkila ve AGİT PA Başkanlık İdaresi Direktörü Roberto Montellayı Şanlıurfaya davet edip, Suriyelilerin durumlarını, Türkiye ve Şanlıurfa olarak onlar için neler yaptığımız, Avrupa ülkelerinin neler yapması gerektiğini gözleriyle görüp, AGİT üyesi 57 ülke temsilcilerine konunun ciddiyetini anlatıp, bir an evvel Suriyedeki iç savaşın sona erdirilmesine çalışılması, Suriyenin yeniden inşası ve Suriyeli sığınmacıların da yurtlarına-yuvalarına dönmelerinin sağlanması konusunda acil çalışmalar yapılması gerektiğini gösterdi. Aynı zamanda, Akçakale, Harran, Suruç bölgelerinde Çadır Kent, Konteynır Kent ve yerleşim alanlarında kalan Suriyeli Arap, Kürt ve Türkmen aileleri de ziyaret ederek yerinde tesbitlerde bulunarak ilgili makamlara da iletmiş olduğu gibi; hemen her yıl mübarek Ramazan ayında 3 binin üzerinde ihtiyaç sahibi aileye bir ay yetecek kadar gıda yardımı dağıtımında, Suriyelileri de unutmamıştır ve bizzat şahsımın da öncülük ettiği bir gurup arkadaşlarımızın gayretiyle de kendilerine ulaştırılmıştır. Özellikle ilk yıl kendi imkânları ile ilimize gelip boş arazilerde çadır kuran, kendi imkânları ile kiralık evler tutarak yerleşen ve hatta hayırseverlerimizin desteğiyle yerleştikleri mekânlara bile yardım malzemeleri ulaştırılmaya çalışılmıştır.

Hatırlatmak gerekirse; Nisan 2011’den itibaren Suriyeli mültecilerin, Suriye’den göç edenlerin Türkiye’ye getirdiği bir maddi yükte var. Bunu çok fazla dile getirmiyor, bir Ensar anlayışı içerisinde, Türkiye’nin pahası ne olursa olsun bu yükü karşılayacağını biliyor ve her vesile ile ilan ediyoruz. Ama sadece hatırlatmak babından söylüyoruz. Türkiye’nin bu süre içerisinde yaptığı hizmetlerin toplamı 4.5 milyar doları aşmıştır. Bunun içinde 800 bin dolar Sivil Toplum Kuruluşlarımızın katkıları vardır. Türkiye’nin bu insani drama katkısı fevkalade bir seviyededir. Halen de devam etmektedir. Maalesef uluslararası camianın yardımı yaklaşık 200 milyon dolardır.

Gelinen noktada siyasi karar alıcılardan entelektüel camiaya kadar birçok kesimdeki ortak kanı, krizin boyutlarının arttığı ve derinleştiği yönündedir. 28 Avrupa Birliği ülkesi Türkiyenin barındırdığı Suriyeli vatandaşın onda birinden az Suriyeli kabul etmiştir. ABD ise, sadece 166 Suriyeli vatandaşı kabul etmiştir.
Türkiyede sığınmacı olarak 221 bin 810u geçici barınma merkezlerinde, 1 milyon 432 bin 71i geçici barınma merkezi dışında olmak üzere toplam 1 milyon 653 bin 881 (aslında bu sayı 2 milyonu aşmıştır) Suriyeli bulunmaktadır. Bu durum; Türkiyenin iç siyasetini negatif yönde etkileyecek şekilde toplumsal, siyasal ya da güvenlik bağlamında ciddi bir soruna yol açmamışlardır.

Bir âyeti kerime meali;
“[Eshabdan] Muhacir ve Ensarla iyilikte onların izinden gidenlerden, [onlara uyanlardan] Allah razıdır. Onlar da, Allahtan razıdır. Allah onlara Cenneti hazırladı.” [Tevbe 100]

Bu âyet-i kerimede, Eshab-ı kirama ve onların izinden giden Tâbiîn denilen zatlara uymak gerektiği bildiriliyor. Eshab-ı kirama tâbi olanlara Tabiîn denildi.

Bir hadis-i şerif meali de şöyle;
“Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olursanız hidayete erersiniz.” [Taberani, Beyhekî, İ. Asakir, Hatîb, Deylemî, Darimî, İ. Münavî, İ. Adiy]

Buharideki bir hadis-i şerifte de, “Benden sonra sünnetime ve Hulefa-i raşidinin sünnetine uyun” buyuruluyor. Burada da, Hulefa-i raşidinin, Resulullah’ın yolunda olduğunu bildiriyor. Allahü Teâlâ da, “Yalnız bana uyun, yalnız bana itaat edin” demiyor, “Allaha ve Resulüne itaat edin” buyuruyor. (Âl-i İmran 32)

Efendim;
Resul’e uyan da, Allahü Teâlâya uymuş oluyor.

Bir âyet-i kerime meali:
“Resule itaat eden, Allaha itaat etmiş olur.” [Nisa 80]

Demek ki, Resulullah’ın yolu, Allah’ın bildirdiği yoldan farklı değildir. Eshab-ı kirama uyan Resulullah’a uymuş olur. Çünkü Eshab-ı kiramın yolu, Resulullah’ın yolundan farklı değildir. Tâbiîne uyan da, Eshab-ı kirama uymuş olur. İmam-ı A’zam hazretleri, Tâbiînden idi. Demek ki İmam-ı A’zamın mezhebinden olan, silsile yoluyla Eshab-ı kirama, Resulullah’a ve Allahü Teâlâya uymuş olur. Ama Kur’andan anladığına uyan, Allah’a uymuş olmaz, kendi anladığına uymuş olur. Kur’an-ı kerimi Resulullah efendimiz açıklamıştır. Onun sözlerini Eshab-ı kiram açıklamıştır. Eshab-ı kiramın sözlerini de âlimler, mezhep imamları açıklamıştır. Bu incelikleri anlayıp herkes haddini bilmeli, âyetten ve hadisten hüküm çıkarmaya kalkmamalıdır.

Efendim;
Suriyeli kardeşlerimizden de bir ricamız, nasihatimiz olacak. Suriyeli kardeşlerimiz muhacir gibi davranmalı, sabretmeli, her haline şükretmeli ve tekrar yurtlarına-yuvalarına dönmeleri için sürekli Allahu Teâlâya dua etmelidirler. (Bizler de dua ediyoruz zaten.) Hiçbir zaman kendi aralarında Kürt-Türkmen-Arap ayrımı yapmamalı, her şeye rağmen düştükleri bu hazin durumu hiç unutmamalıdırlar. El ele verip inşaallah yakındır, yakın zamanda yurtlarına döndüklerinde neler yapmaları konusunda fikir alış verişinde bulunmalı, ortak hareket etmelidirler. Bizler zaten elimizden geldiğince destek oluyoruz. Dileriz ki bütün bunlar hepimiz için birer imtihan vesilesidir. Bizler de bu imtihandan alnımızın akıyla çıkarız inşaallah.

Allahu Teâlâ cümle ümmeti Muhammedin yar ve yardımcısı olsun. (Amin)

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum