İrem Kaysı

İrem Kaysı

Hira’nın Çocukları

23 Nisan 2015 - 00:00

Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir yazıda Türk düşünce dünyasının önde gelen entellektüellerinden biri olan Cemil Meriçin kitabından bir alıntı ile karşılaştım.Aslında daha önce okumuş olduğum bu satırlar bu kez beni fazlasıyla etkilemişti...Çünkü tam da şu günlerde en net haliyle  gördüğüm tabloyu Cemil Meriç bundan kırk yıl önce şu çarpıcı ifadeyle haber vermişti...‘Hala anlayamadık mı? Olimpos dağının çocukları,Hira dağının evlatlarını asla kabullenemeyecektir.‘ Evet,ne kadar doğruydu...Tarihin hiçbir döneminde Müslümanlar kabullenilmedi.İşin kötü bir yanı daha vardı.Olimpos dağının çocukları tek türek iken Hiranın çocukları mahzun,parçalanmıştı.Sonra daha kötüsü oldu...Hiranın çocukları bu makus talihine razı olmaya karar verdi.Artık onlar için yapılacak çok birşey kalmamıştı.Bundan sonra kan,gözyaşı,ölüm bu coğrafyayı terk etmeyecekti.Ne pahasına olursa olsun Müslümanlar tek yürek olmamalıydı...Onların kaderi bu değildi...Bizler düşman medeniyetin çocuklarıydık.Bizler tehlikeliydik..Neden mi? Çünkü bizim medeniyetimiz ortaçağ karanlığına aydınlığı getirmişti.İslam dininin tüm güzelliklerini dünyanın dört bir yanına yaymış,insanları hoşgörü çerçevesinde birleştirmişti.Sanattan bilime,edebiyattan mimariye birçok alanda eşsiz eserler vücuda getirmişti...Bunlar tekrar yaşanmamalıydı.Avrupa buna yeniden tahammül edemezdi.Yine değerli hocamız Cemil Meriçin ifadesiyle;Asya cüzzamlılar diyarı olmalıydı...Peki ne mi yaptı Batı? Bir toplumda her çöküşün başı yozlaşma idi.Bir medeniyeti ne kadar bağlı olduğu değerlerden koparabilirseniz o medeniyet, çöküşü o denli hızlı yaşardı.O vakit Müslümanların sahip olduğu tüm değerlerden kopması gerekiyordu.Sonra bir menfaatler kavgası yaşatılmalıydı.Menfaat ne kadar büyük olursa kavganın şiddeti o denli büyük olurdu...İnsan nefsi paraya,güce ve iktidara karşı oldukça zayıftı.Bu kullanılmalıydı.Müslüman başka bir Müslüman kardeşini düşmanı olarak görmeliydi.Birinin varlık sebebi ötekinin yokluğu gibi gösterilmeli ve buna Müslümanlar inandırılmalıydı.Bundan başka İslam toplumunun bir zayıf noktası daha vardı.Müslümanlar Kuran ve sünnetin dışında Allaha ulaşmanın farklı yollarını benimsemişlerdi.Bunlar mezheplerdi.Her mezhep, dini kaideler noktasında farklı yorumlar getirmiş ve farklı Müslüman kitleleri etrafında toplamıştı.Bu ayrıştırmanın sağlanması adına Batının elindeki en güçlü silahtı.Gerekirse Kuran ve sünnete bağlı olmayan sapkın mezhepler türetilecek ve bunların Müslümanlar arasında yayılması sağlanacaktı.Nitekim bu silah da en vurucu haliyle Müslümanlar arasında etkisini gösterdi.Sonra ne mi oldu? Kavgalar başladı,müslümanlar ekonomik açıdan geriledi.Herşeyi Batıdan satın alır oldu.Müslüman coğrafyalar Batının sömürgesi haline geldi.Birçok alanda devrinin öncüsü olan bir medeniyetin torunları kendilerine dahi yetemez duruma düştüler.Bir Müslüman diğer Müslüman kardeşinin alnına silahın o soğuk namlusunu dayayıp tetiğe basmaktan çekinmedi.Üstelik bunu yaparken dininin öldürmeyin emri aklına hiç gelmedi...Aralarında güven duygusunun yok olduğu,mazisinden koparılmış,manevi değerleri yok edilmiş,para ve iktidar hırsı ile dolu bir topluluk artık patlamaya hazır bir bomba gibiydi.Tüm bunlara bir de cehalet eklenince kandırılmak kaçınılmazdı...

Evet,yazdıklarım birkaç yüzyılın kısa bir öyküsü idi.Bugün silahlar susmadı...gözyaşı dinmedi.Akan kan durmadı. Aksine artarak devam ediyor.Un ufak olmuş bir coğrafyanın üzerinde halen oyunlar oynanıyor.Ne zaman ki Müslümanlar uyanacak,silkinip kendine gelmeye çalışacak.Ne zaman ki Kuran ve sünnetin yol göstericiliğini esas alıp manevi değerlerine dört elle sarılacak işte o gün bu oyun bozulacak...Olimpus dağının çocukları Hiranın evlatlarını o gün de kabul etmeyecek fakat ibre çoktan tersine dönmüş olacak...

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum