Bekir Gülel

Bekir Gülel

Şanlıurfa siyasetini nasıl okumalı?

00 0000 - 00:00

Siyaset kelime anlamı itibariyle yüzyıllar boyunca insanların türlü tanımlarla anlamlandırmaya çalıştığı bir yönetim bilimi... Asıl anlamı Arapça’da "seyis" kelimesinden türetilmiştir. Yani bir tür at yetiştiriciliği, meşakatlidir; azim ve sabır gerektirir. Siyaset bir teknede bulunan otu kuzuya, kuzuyu da kurda yedirmeden üstün bir çabayla karşıdan karşıya geçirme becerisidir, erdemlilik gerektirir. Siyaset bir yönetim bilimidir. Bilim değişmez kaideleri bulunan olguların bütünüdür. Nereye çekersen oraya gelir özelliği yoktur. Çok derine inmeden kavramlarla zihinleri bulandırmak istemem. Ancak siyaseti konuşmaya başlamadan önce siyaset biliminin gerekliliklerini de göz ardı etmememiz gerektiğini düşünüyorum. Şanlıurfa siyaseti özelinde otu kuzuya, kuzuyu kurda yedirmeden azimle sorunsuz, sualsiz karşıya geçirebildiğimizin değerlendirmesi ucu açık yorumları beraberinde getirebilir. Otu kuzuya, kuzuyu kurda yem yapan bir anlayıştan endişe duyduğumu ifade etmek istiyorum. Maalesef Şanlıurfa siyaseti temelinde zihinlerde bunun gibi ucu açık birçok endişe var. Yıllarca feodalite ekseninde şekillenmiş siyasi döngünün yine Şanlıurfa siyasetinin kazandığı demokrasi bilinciyle farklı bir seviyeye gelmesi büyük bir başarı olarak görülebilir. Şöyleki sürü şeklinde üst kademelerce belirlenen feodal isimlerin peşinden gitmek yerine demokrasi algısı temelinde kararını verip özgürce oyunu kullanan yurttaş konumuna erişmek sosyolojik açıdan araştırılmaya değer bir gelişim örneği... Buna rağmen sosyolojik gelişim Şanlıurfa siyasetini daha başarılı bir mecraya çekebilmiş değil. Feodal zihniyetin siyaset bilimini çiğnediği oranda akademik bilgiye sahip zihniyetin çizdiği yol maalesef ama maalesef aynı seyirde devam etti. Akparti’nin Şanlıurfa’da feodal siyaset yapısını kırıp daha akademik birikime sahip bir siyaset anlayışına geçtiği fikri büyük bir umut vesilesi olsa da gerçeği yansıtmadı. Feodal yapının çizdiği siyaset seyiri akademik birikime sahip zihniyetin çizdiği yolla farklılık göstermedi. Sözün kısası gelen gideni aratır oldu. Şanlıurfa nitelikli bürokrat yetiştirmeye muktedirken nitelikli siyaset adamı yetiştiremedi, yetişenler de teyamül safsatasıyla heba oldu. Parası olan düdüğü çaldı, paket oyu olduğunu iddia eden çoktan Üsküdar’ı geçti. Bu konuda haksızlık ettiğimi düşünenler yerel ve genel seçimlerde adayların vaat listesine bir göz atsınlar. Siyaseti halka vaat aracı olarak gördüğümüz için kaybetmiyor muyuz? Halka geleceğe yönelik şehir menfaatlerini enjekte etmek yerine klişe siyasetçi -dedelerinin bir zamanlar verdiği vaatlerlerin bir benzerini verenler- imajına bürünmüyor muyuz? İşte bu noktada çok şey kaybediyoruz, başa dönüyoruz. Akparti önemli hizmetleri ve yatırımlarıyla büyük bir yol katetti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Faruk Çelik’in Şanlıurfa özelinde üstün çabaları ve gayreti bir nebze de olsa bazı olumsuzlukları örtsede, yinede iktidar partisinin Şanlıurfa sınavı dört dörtlük şekilde istenileni vermedi. Sorunları birkaç başlık altında sıralamak isterim. Şanlıurfa nufüsü hızla gelişen örnek şehirlerimizden. Konut gelişimi itibariyle muazzam bir yapılaşma var. Türkiye’de bu derecede imarı katledilen, biçilen başka bir şehir örneği yok! Bu söylediğimi seyir tepelerinden bakınca görülen dev cüce yapıları görünce anlıyorsunuz. Tam bir kıyım var. Türkiye faiz lobisinden ne çektiyse bugün Şanlıurfa arsa lobisinden kat be kat daha fazlasını çekiyor, çekmeye devam edecek. Bir diğer husus Şanlıurfa’nın tarihi dokusu... Balıklıgöl ve çevresi tarihi mistik havasıyla yerli ve yabancıları mest eden bir doku... Zannediyorum kentsel dönüşümle tarihi doku daha da hareketlilik kazanacak. Şanlıurfa Kalesine çıktığınızda Balıklıgöl’e tepeden süzdüğünüzde, hafif sol tarafa meylettiğinizde çok katlı bir inşaat göreceksiniz. Dehşete kapılıyorsunuz. Tarihi dokunun silüetini süzerken bir anda gözünüz inşaat yığınıyla apaçık sırıtan o yapıya takılıyor. Altı yıllık Istanbul yaşantımda bu örneği Sultanahmet’in tarihi silüetini bozan yüksek katlı gökdelene benzetiyorum. Hani şu başbakan Erdoğan’ın "...o yapıyı üstten kırpsınlar" dediği meşhur yapı. Umut ediyorum ki sayın başbakan Şanlıurfa ziyaretinde kaleye çıkar da vaziyeti tam yerinde fark eder! Sosyal paylaşım ağı twitterda son günlerde Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç ile tweetleşen yeşile sevdalı gençler var. Onları önemsiyorum, taleplerinin dinlenilmesi, fikirlerinin alınmasının gerekli olduğu düşünüyorum. Ancak bu arkadaşlar 11 Nisan Stadyumu’nu yerine AVM yapılmasına karşı çıkarak, söz konusu yerin yeşil alan olmasını talep etmekteler. Ikinci gezi parkı olaylarına mahal vermemek adına idari yöneticiler projelerle bu aktivistleri ikna etme yolunu seçmelidir, olması gereken de bu’dur. Doğrusu ben bu yeşil sevdalısı aktivistler gibi düşünmüyorum. Şanlıurfa’da yeni istihdam yerlerinin açılması, şehrin merkezinde yeni otel ve alışveriş merkezleriyle donatılmasını gelişmişlik örneği olarak algılıyorum. Yeter ki bu yeni otel ve alışveriş merkezi yerleşkeleri tarihi dokuyu zedelemesin. Yeşil sever gençler illa birşeye karşı çıkmak isterlerse -tavsiyem olsun- tarihi silüeti, görüntüyü bozan çıkıntı yapılara karşı çıkabilirler. Mesela bas bas bağırıp kentsel dönüşüm projelerinde daha çok söz sahibi olabilirler. Projelerin daha şeffaf hale gelmesine vesile olabilirler. Ayrıca hiç merak etmesinler, şehirde standardın üzerinde yeşil alan kapasitesi zaten var. Şanlıurfa komşu şehirlere oranla sanayileşme hızının yeterli olmadığı bir şehir... Sorgulanması gereken hususlar var? Idari yöneticiler, milletvekilleri yerli ve yabancı yatırımcıyı bölgeye çekmek adına ne gibi adımlar atıyorlar? Yatırımcıyı ikna etmek için yeterli çaba gösteriliyor mu? Bölgeden yatırımlarımı kaçıran yatırımcılarla kontak kuruluyor mu? Bunlarla ilgili çalışmaların kamuoyu ile paylaşılması elzem... Şanlıurfa Valimiz Sayın Celalettin Güvenç, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba’ya ve diğer önemli siyasi mevkideki isimlere -haddimi aşmış gibi olmayayım, afflarına sığınarak- minik bir tavsiyem olacak. Her zaman ön saflarda, protokollerde, önemli açılışlarda genç beyinlere -gençlere- öncelik versinler, onları önemsediklerini hissettirsinler. Bunun ilk önemli adımı gençlerle tweetleşen sayın valimiz Celaleddin Güvenç attı. Kendisine şükranlarımızı arz ediyoruz. Şunu belirteyim, Yeni Şanlıurfa’yı siyaseti meslek seviyesine indirgemiş, siyaset-çıkar-kazanç üçgeni ilişkisine oturtmuş kişiler değil, siyaseti bilimsel anlamda özümsemiş, aktivist, ak sütün içerisindeki kılı fark edecek kadar ilgili, dikkatli, erdemli, memlekete hizmet sevdalısı genç beyinler kurabilir. Not: Fikirlerini paylaşmak isteyen arkadaşlar https://twitter.com/bekirgulel veya bekir_gulel@hotmail.com hesabından bana ulaşabilirler. Vesselam... Bekir Gülel Kimdir? Mart 1989 yılında Şanlıurfa’nın Siverek İlçesinde doğdum. İlköğrenimini Siverek Dumlupınar İlkokulu’nda yaptım. Ortaöğrenimini Siverek Gazipaşa Ortaokulunda tamamladım. Lise öğrenimimi Manisa Doruk Koleji’nde dereceyle bitirdim. 2007 yılında Fatih Üniversitesi İşletme İngilizce bölümünü kazandım. Fatih Üniversitesi Toplum Gönüllüleri Başkanlığı sonrasında Fatih Üniversitesi İdeal Gençlik Kulübü Kurucu Başkanlığı görevinde bulundum. 2009 yılında kulübün başarılı çalışmalarından dolayı üniversite yönetimi tarafından ’’Yılın Başarılı Kulübü’’ ödülünü almaya hak kazandım. 2013 yılında Fatih Üniversitesi’nden mezun oldum. İyi derecede Kürtçe, Zazaca ve İngilizce bilmekteyim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum