Aslıhan Duran

Aslıhan Duran

Urfalılar

00 0000 - 00:00

Bir başka bakıyor şu Urfalılar,

Bakışlarında hep derin hüzün var,

Gözlerinde sanki sis perdesi var,

Öyle mahzun, mahcup ve kararlılar…

 

Bir başkadır sevda Urfalılar’ da,

Yüzden değil, özden, içten, derinden,

Öyle candan, öyle kandan ve gizden,

Haydi uğraş dur da, çözebilirsen..

 

Misafirperverler Hakk Âşıkları,

Ceplerinde belki yok paraları,

Sofraya fazladan o kaşıkları,

Dizerler gittinse Can Urfalılar.

 

Ocağa varırsın bir çay içimlik,

Derler “misafirsin, ödeme de dik”

Mahcup olursun sen, işte büyüklük,

Bilmeyen öğrensin, budur insanlık.

 

Bana dediler ki iki çeşittir,

Kimi İbrahimî, kimi Nemruttur,

İbrahimî gördüm, şükr Rabb’ imedir,

İnanmam Nemrudî yok Urfalı’ da.

 

Nereye gittimse buyur ettiler,

Kendi yerlerini bana verdiler,

Yok ikinci lokma, teki böldüler,

Allah’ ım ne güzel şu Urfalılar.

 

Çarşısına vardım hediye alam,

Eşime dostuma sarıp götürem,

Baktım ki önümde çayımdır duran,

İkramdır esnaftan, çay Urfalı’ dan.

 

Havası pek sıcak, lakin bunaltmaz,

Daralsan yansan da, ruhu karartmaz,

Ne zaman susarsan bak yola biraz,

Her yere buz koymuş can Urfalılar.

 

Bir garip yolcuyum Konya ilinden,

Misafir ettiniz beni gönülden,

Köfte acısından, dil tatlısından,

Geçemedi gönlüm Urfalılar’ dan.

 

Kardeş kabul ettim kendimi size,

Varsa karşılığı sevinç benimle,

Bilirim kapanmaz kapı o yerde,

Geniştir gönlünde yer Urfalı’ nın.

 

Ciğerciye gittik dedik tadalım,

Masada var idi bıçakla takım,

Ne bilelim orda adet öyleymiş,

Herkes soğanını kendi kesermiş.

 

Dedim şaşkınlıkla “bunlar da nedir?

Soğanı doğramak bize mi kalır?”

Hiç görmemiştim ben böyle bir şeyi,

Şaşırmam ondandır bulmayın kusur.

 

Kadir Usta vardı o ciğercide,

Meğer tam arkamda dururmuş bir de,

Görünce bendeki şaşkınlığı da,

Dedi “bırak hele, sen zahmet etme.”

 

“Ben size bunları doğrattırayım,

Misafirsiniz siz, gönülleyeyim,

Salata olur hem buyurun da yeyin”

Hürmetine hayran kaldım Urfalım.

 

Sonra anlattı ki eski vakitte,

Hac arabaları durur Urfa’ da,

Hiçbir Hacı gitmez otele bile,

Göndermez Allah’ ı seven Urfalım.

 

Alırlar gelirler onları eve,

Bölüşürler hepsi, misafir ede,

Şeref oluyor bu o kardeşlere,

Evini açıyor kurban Urfalım.

 

Dedi o çocukmuş o zamanlarda,

Babası yollarmış meydana vara,

Dermiş “oğul Hacı al gel haneye,

Misafir edelim biz evimizde.”

 

Urfalılar birden koşar meydana,

Kapışıverirler hepsi bir anda,

Kalmadı misafir Kadir Ustam’ a,

Boş elle döndü o, baba yanına.

 

Babası sormuş ki “Oğul nerdeler?

Hani Hacılarım, neden gelmezler?”

“Babacığım bitmiş tüm misafirler,

Ne edem boş elle döndüm mecburen.”

 

O anda babayı bir hüzün sarmış,

Derindeki yaşlar göze yürümüş,

Vallah yalan yoktur tutmuş ağlamış,

“Gelmedi Rabb’ imden misafir” diye.

 

İşte canlar budur beni derinden,

Etkileyip özden, kora çeviren,

Bu nasıl sevgidir, nasıl gönülden,

Dimağımı zorlar o Urfalılar.

 

Allah’ ım (C.C.) bozmasın Urfalılar’ ı,

Razı olsun versin arzularını,

Dilerim hepsine Cennet Mekânı,

Nasip etsin Rabb’ im, oyyy Urfalılar.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum