<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
  <channel>
<title>Şanlıurfa Güncel Haber | En son haberler, Son Dakika haberleri</title>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com</link>
<description>Şanlıurfa ve Güneydoğu&#39;nun Güncel Haber Sitesi</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.sanliurfaguncel.com</copyright>
<image>
<title>https://www.sanliurfaguncel.com</title>
<url>https://www.sanliurfaguncel.com/images/genel/Adsız-4.fw.png
</url>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Abdullah’a Notlar-3</title>
<content:encoded><![CDATA[* Bir işin alt yapısını hazırlamadan, hitamında elde etmeyi umduğun neticelerden de bahsetme. Atalarımız "vakitsiz öten horozun başını keserler" demiş.
<br />
*Hiç kimseyi küçümseme. Bazen ufacık bir çocuk dahi zor durumlardan çıkmana vesile olabilir.
<br />
* İşler çıkmaza girdikten sonra kendini savunmak için ne söylesen de boştur. Yanlış anlaşılır. Doğru olan, hadiseler büyümeden işin doğrusunu muhatabına anlatmandır. Türk filmindeymiş gibi susman bazen sonunu hazırlayabilir.
<br />
* Dünyevi meselelerde hiç bir şeye "ne yaparsam yapayım değişmez" diye körü körüne inanma. Bazen kader zannettiğin şey, senin yanlış yönlendirdiğin irade-i cüziyenden başkası değildir. Bakış açını değiştirmen, hadiseleri farklı görüp irade kuvvetiyle yönlerini değiştirmene yardımcı olur. Ancak neticede, kader diye bir gerçeğin olduğunu da asla unutma. Sadece, elinden geleni yap ve tevekkül et Abdullah.
<br />
* Bir işin nasıl yapıldığını öğrenmeden ve bu konuda kendini geliştirmeden, ortaya atlayıp da yapabileceğini iddia etme. Yetenek de bir yere kadardır.
<br />
* Bir çıkmaza girdiğinde, kangren olan konuyu derhal kesip atmalısın. "Başka çarem yok" hesabı o duruma devam edersen, inan bana çok daha fena ve içinden çıkılamaz noktalara sürüklenirsin. Yürekli ol Abdullah. Yüzleşmekten korkma.&nbsp;
<br />
* Kötülerin kötülükle beslenip giderek daha da büyüdüklerini görsen de, inanma. Bu sakın ola senin hayata olan inancını kırmasın. Emin ol o büyüme sabunun köpüğü gibidir. Er ya da geç bir muhalif rüzgar eser ve taşlar yerine oturur. Kötülük asla baki kalamaz Abdullah, unutma. Ve unutma, "Allah ihmal etmez, imhal eder."
<br />
* Hayallerinin peşinden git Abdullah. Hayatının hakikatine ancak hayallerinin peşinden giderek ulaşabilirsin.
<br />
* Kimseye yüzde yüz güvenilmeyeceğini öğren, Allah’tan başka. Lakin hangisine inanacağını bilmediğin zaman gözlere güveneceğini de öğren. Muhatabının dili yalana bulaşsa dahi, gözlerde yalan barınamaz,unutma.
<br />
* Dostun elinden ölüm şarabını içmek bile zevk verir insana. O dostu bulabildiysen eğer. Sonra o gider, ve sen tek yürekle iki kişilik yaşarsın.
<br />
<strong>* Hakikate sarıl Abdullah. Hayatını hakikat uğruna feda et.&nbsp;</strong>
<br />
*Hayatta bedava gibi görünse de bedeli en ağır hazine nedir bilir misin? Sabır. Asla bırakma bu hazineyi. Onunla er ya da geç, kendi hayatının hakikatine ulaşacaksın. Unutma, hiç bir hayat boşuna değildir. Ne kadar anlamsız görünse de, hiç bir hayat boşuna değildir Abdullah.]]></content:encoded>
<author>Aslıhan Duran</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aslihan-duran/abdullah-a-notlar-3/1191/</link>
<pubDate>Tue, 31 Jan 2017 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>BİRLİK VE BERABERLİK</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing">&nbsp;15 temmuz ülkemizde kanlı darbe kalkışmasından sonra ülkenin kahraman evlatları tarafından bertaraf edilip cımhuriyetin 2,ci kurtuluş mücadelesini başarıyla vermiş bulunmaktayız 15 temmuz sadece fetö terör örgütünün kalkışması değildi arkasında cevrilen karanlık odaklar tek tek gün yüzüne çıkmıştır gerek dış güçler gerek kirli oyunun arkasında bulunan kim olursa olsun bu ülkede darbenin yapılamayacagını tokat gibi yemişlerdir bu kalkışma 60 80 darbesinden farklı planlanmış bir oyundur nasıl zamanında sevr anlaşmasını dayatmışlarsa nasıl lozanı kazandınız gibi gösterip yuturdularsa kalkışmadan sonra emin olun sevr anlaşmasını aratacak oyunlarla karşımıza çıkacaklardı zannetiler millet korkar evlerine cekilir bizde rahatca istediğimizi yaparız&nbsp; zannetiler sabaha cıkmadan ülkeyi ele gecirip meydanlarda cirit atarız tutmadı bu asil kahraman milet izin vermedi hesap tutmadı tutmayıncada darbe yapanlara darbe yapıldı hangi ülenin tarihinde böyle bir olay gercekleşmiştir&nbsp; tanklara bedenini siper edip kurşunlara gögüs geldiler şehit olmak için sokaklara dökülen halk oyunun farkına varmişti adnan menderesin acısı içimizde yaşarken ikinci bir menderesi vermeye tahamul yoktu tarih yazan bu halk sadece kalkışmayı önlemedi vatanını geleceginide kurtarmıştı ikinci kurtuluş savaşı da burdan gelmektedir.</p>
<p class="MsoNoSpacing">Evet fötöcu terör örgutu tek tek yakalanıp gereken en agır cezaya çarpılacaklar henüz bu oyunun bitmediğini bilmemiz lazım üzerimize gelecekler ekonomiyi yıpratmaya calışacaklar elinden geleni yapacaklar bunun için sayın cumhur başkanımızın dediği gibi birlik beraber olmalıyız hemfikir gerek toplumda gerek siyasete bütün olmalıyızki bu beladan temeli kurlulalım</p>
<p class="MsoNoSpacing">Ben muhaliflerin tavırlarını anlamakta zorlanıyorum bir demokrat ülkede muhalefet olmalı yanlış bir gidşat varsa uyarmalı lakin dogru olanıda sözkonusu vatansa canı gönülden desteklemeli yeni kapı mitinginde birligin adıydı yeni kapı halka söz verildi tüm siyası partiler ordaydı peki şimdi ne oluyorda yeni kapı ruhu ayrılmaya yüz tutuyor yanlış giden ne olagan üstü hal mi? Neymiş olagan üstü hal mileti etkiliyormuş ekonumiyi etliliyormuş neymiş ülke demokrasisini geriletiyormuş peki doğru ne fetö terör örgütüne karşı ne yapılmalı e yakalayalım mı yakalamayalım mı tartışmaya açalım tartışma bitene kadar tutacagınız suçlu kayıplara karışır olagan üstühal şurada anlaşılmalıdır fetö terör örgütünü tamamıyla kurumlardan uzaklaştırmak kurumlara özgüven gelmesi için suçlunun yanında kar kalmaması için hızlı bir karar mekanizmasının çalışması lazım e oda ohaldir zaten gerekli açıklamalar yapıldı ohal kurumlara karşı hareketli bir şekilde karar alma suçluyu anında tespit edip yargılamak kime zarar bu ey ohal karşıtları</p>
<p class="MsoNoSpacing">Birlik dirlik ruhunu kaybetmemeliyiz hani söz konusu vatansa gerisi teferuattı ben bu konuda sabırlı birlikte hareket edilmesini dilerim şuan muhalefet etme zamanı değil sadece zaman kaybettirir şuan yönetimi eleştirme zamanı değil destek zamanıdır hele oy hesabına hiç girilmemeli&nbsp; muhaliflerin bu konuda dikkatli kelimelimeler kulanmasını diliyorum aksi halde terör örgütlerin işine gelir ülkemizin dört bir tarafı yanıp tutuşurken bu güzelim ülkemize dört elle sarılmalıyız&hellip;.</p>
<p class="MsoNoSpacing">Esen kalın&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNoSpacing">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Abdulkadir  Özberk</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/abdulkadir-ozberk/birlik-ve-beraberlik/1190/</link>
<pubDate>Wed, 05 Oct 2016 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>AbdUllah’a Notlar-2</title>
<content:encoded><![CDATA[*Başına her ne gelirse gelsin, moralin ne kadar bozuk olursa olsun; bunu işine asla yansıtma ve işini bu yüzden ihmal etme.

* Her zaman yaptığın işin en iyisi ol.

* Geçmişte yaşanan bazı menfiliklerden dolayı bilinç altında oluşan noktaların, geleceğini etkilemesine izin verme. O noktalardan dolayı kişilere/mekanlara ön yargıyla yaklaşma.

* Ne kadar zorlarsan zorla, unutma, kader diye bir şey var. Bir amaç uğrunda tüm zamanını harcasan da, kaderin önüne geçemezsin.&nbsp;

*Asla saplantılı olma. Bir şeye saplantıyla bağlandığında, gözünün önünde duran ondan daha iyisini göremezsin. Fırsatları kaçırma.

* Bazen zorla istemek, zor durumlara düşmenin kaçınılmaz sebebidir. Kendi hatalarının imtihanını oluşturmasına sebep olma. Bir denedin, iki-üç denedin, olmadı mı? Bırak öylece kalsın. Demek ki olmaması gerekiyormuş. Her zaman her şeyin hayırlısını iste.

* Allah (cc), insanı değerli kılmıştır. İnsan, insan olarak yaratıldığı için değerlidir. Ancak kendi değerinin farkında olmayana kimse değer göstermez. Önce değerli olduğunu fark et.

* Atacağın her adımda niyetini halis tut. Eğer niyetinde küçük de olsa bir bozukluk varsa, sonradan iyi hale dönsen bile bu bozuk niyetin bedelini ağır şekilde ödersin.

* Kendine küçük bir dünya kurmuş olsan dahi, dünyanın gerçeklerine gözlerini kapama. Gözlerini kapatmak hakikati değiştirmez. Sadece seni hayata geç bırakır.

* Bazen gereksiz katalizörlük yapmak işleri çıkmaza sokabilir.

* Bir hadiseye ilişkin fikrini beyan etmeden önce, iyice anla. Aceleci olma. Yanlış anlaşılmalar olayın seyrini beklenmedik şekilde değiştirebilir.&nbsp;

<strong>* Öfke, hakikatin kabuğuna çekilmesine sebep olabilir. Ne olursa olsun, kontrolünü kaybetme ve öfkenin hayatın akışını değiştirmesine izin verme.</strong>

* Hataların, kusurların olabilir Abdullah. Ancak her koşulda iyi niyetini ve insanlığını muhafaza edersen, er ya da geç beklenmedik mutluluklarla karşılaşırsın.]]></content:encoded>
<author>Aslıhan Duran</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aslihan-duran/abdullah-a-notlar-2/1189/</link>
<pubDate>Wed, 28 Sep 2016 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>AbdUllah’a Notlar-1</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="separator">* Gereksiz fedakarlık yapan insan, hayatının fırsatını elinden kaçırabilir.</p>

<p><br /></p>


<p>* Her daim zahire takılan insan, aldanmaya mahkumdur.</p>


<p><br /></p>


<p>* An’ı yaşamayıp&nbsp;ertelersen, bir gün yaşanacak hiç bir şey bulamayabilirsin.</p>


<p><br /></p>


<p>* Olmamış gibi davranmak, sorunların hiç yaşanmadığını göstermez. Yanardağ olup patlamasını istemiyorsan, her şeyi zamanında çözmelisin.</p>


<p><br /></p>


<p>* Samimi gayretler, bir gün elbet meyva verecektir. Yeter ki sen taze bir kalple sebat etmekten asla vazgeçme.</p>


<p><br /></p>


<p>* Başına ne gelirse gelsin, gülümsemekten vazgeçme. Asık bir surat, hayatı kendine de çekilmez kılar.&nbsp;</p>


<p><br /></p>


<p>* Önüne çıkan engeller, ancak senin mücadele azmini tetiklemeli. Mücahid ruhunu diri tutmalısın. Yılgınlık gösterip de omuz düşürme sakın. Unutma, parçalanmadan birleşmek&nbsp;evla&nbsp;değildir.</p>


<p><br /></p>


<p>* Ne yaşarsan yaşa, üç şeyden asla vazgeçme. İnancından, onurundan ve hürriyetinden.</p>


<p><br /></p>


<p>* Mutluluğu kişilere, olaylara, şartlara bağlama. Mutluluk yüreğin içindedir. Ona dokunmayı bilirsen, her hal üzere mutlu olursun.</p>


<p><br /></p>


<p>* Seni ilgilendirmeyen kişi ve olayları merak etme. Zaman, boş yere sarf edilmeyecek kadar değerlidir.</p>


<p><br /></p>


<p>* Dingin ol. Dinginlik huzur getirir.</p>


<p><br /></p>


<p>* Onunla imtihan olmadan, kimseye fazla değer yükleme. Kişinin asıl değeri imtihanda ortaya çıkar.&nbsp;</p>


<p><br /></p>


<p>* Bazen her şey üstüne gelir insanın. Kaçtığı ne varsa gelir ve bulur onu. Bunaldıkça bunalır yürek. Bunların hiç sona ermeyeceğini sanır insanoğlu öyle anlarda. Ancak muhakkak bir sonu vardır. Ve yaşananların elbette bir sebebi vardır. Allah sevdiği kulunu daha çok sınar. Kim bilir; belki derecesi artsın diye, belki dua için kalkan eli hiç inmesin diye, belki acaba ne kadar sabredecek diye... Öyle değil midir zaten, insanın Y&acirc;r’ini ne kadar çok sevdiği sınanma zamanlarında ortaya çıkar. Böyle anlarda alınacak en güzel ilaç, Y&acirc;r’ine eskisinden daha sıkı sarılmaktır.&nbsp;<strong>Bazen derman, derdin ta kendisidir aslında.</strong></p>


<p><strong><br /></strong></p>


<p>* Limon sadece limon olduğu için güzeldir. Limon çiçeği ise limonun çiçeği olduğu için güzeldir sadece Abdullah.</p>


<p><br /></p>


<p>Ha bir de unutmadan, karşındaki herkesi adam sanıp da açıklama yapma. Gün olur sarf ettiğin zamana, yorduğun çenene, dile getirdiğin cümlelerine acırsın.</p>
]]></content:encoded>
<author>Aslıhan Duran</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aslihan-duran/abdullah-a-notlar-1/1186/</link>
<pubDate>Sun, 14 Aug 2016 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>2.ci kurtuluş destanı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>
<p class="MsoNormal">Sevgili dostlar ülkemiz 15 temmuz gecesi &nbsp;tarihinin en kanlı ihanetiyle karşı karşıya kaldı.</p>
<p class="MsoNormal">Kanlı gecede neyin ne olduğu zorda olsa anlaşılmıştı felaketin adı darbeydi bir gurup ihanet şebekesi ordumuza sızıp planlı bir şekilde namlular halka çevrilmişti başkomutanımız sayın Recep Tayip Erdoğanın meydanlara Çıkın demesiyle Türkiye eşi benzeri görülmemiş dünyayı adeta şaşkına çeviricesine namlunun tankın üstüne giderek bomba atan uçaklara göğsünü siper ederek &nbsp;alçakların oyununu bozguna uğrattı o gece Çanakkale ruhu kurtuluş mücadelesi ruhu Malazgirt ruhu yeniden şahlandırılmıştı 7 den 70 e tüm ülke 25 milyona aşkın kişi sokaklara dökülerek ülkesini FETÖ terör örgütünün hain çetesinin elinden alarak bu ülkede bir daha darbenin olmayacağını millet iradesinin hakim olduğunu ispatladı hain gecede yüzlerce vatandaşımız şahadete kavuşurken binlerce vatandaş gazi oldu n mutlu bu millete hainlere gününü gösterdi öyle güzel şahadete koştular ki o gece onların yerinde olmayı ne kadar isterdim insan öyle güzel mi şahadete erer kıskanmamak elde değil vatan uğruna ölmek şehit olmak ne güzel rabim sizi peygamber efendimizle komşu eylesin</p>
<p class="MsoNormal">Evet darbe önlendi devlete sızmış binlerce kişi usulsüzce yerleştiği kurumlardan tek tek atılıyor bu ülkeye yaşattıkları hainliğin bedelini en ağır şekilde ödemeliler şehitlerimizin kanının hesabı sorulmalı meydanlardaki idam sloganlarının karşılıksız kalacağını sanmıyorum siyasilerin kulak asmaları lazım..</p>
<p class="MsoNormal">FETÖ terör örgütü başarısız darbeden sonra tehditle savurmaya devam ediyor kuyruğu sıkışan tilki misali ülkeyi tehditlerle korkutacağını zannediyor bu millet korkmaz bu millet nasıl ölüme koştuysa şehit olduysa korkmayacağını da bilmeliler ben şahsen tehditlerin boş olduğunu düşünüyorum tehlike en azından bitti bitecek gibi 14 ağustos ta Rabbimin izniyle varsa ihanetleri kahreylesin bomboş teneke laflar. Allah bu milleti lidersiz vatansız duasız bırakmasın rabim yar ve yardımcımız olsun&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;Görüşmek dileğiyle esen kalın&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
</p>]]></content:encoded>
<author>Abdulkadir  Özberk</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/abdulkadir-ozberk/2-ci-kurtulus-destani/1187/</link>
<pubDate>Sun, 14 Aug 2016 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Nöbet Şiiri</title>
<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Allah yolu dediler,<br />Bütün millet inandı,<br />Hakk’a hizmet dediler,<br />Tüm halkımız güvendi.<br /><br />Yıllar akıp da gitti,<br />Verilen sözler yitti,<br />Allah’a hizmet bitti,<br />Halk uykuya yenikti.<br /><br />Öyle bir gün geldi ki,<br />’Baş top’ ihanet saçtı,<br />Millet doğruyu seçti,<br />Rabb’im firaset açtı.<br /><br />Aralık’tı 17,<br />Vurdular ilk darbeyi,<br />Uyananlar ki bildi,<br />Gördüler ihaneti.<br /><br />Bunların siyonistten,<br />Ve pislikten farkı yok!<br />İhanet kitabının,<br />Yazarları ne de çok!<br /><br />Baktılar ki tutmadı,<br />Aralık’ın mayası,<br />Millet bunu yutmadı,<br />Bitti ’hizmet’(!) kayası.<br /><br />Yine de inanıp da,<br />Gönül vereni çoktu,<br />Bence her biri hain,<br />Ve imandan kopuktu!<br /><br />Gerçekler güneş gibi,<br />Ortada ayan beyan,<br />Ve en büyük hainsin,<br />Hala inanıyorsan!<br /><br />Yetinmedi zalimler,<br />Tutmayan planlarla,<br />İhanetçi alimler(!),<br />Yürüdü yılanlarla.<br /><br />15 temmuz gecesi,<br />Hain tuzak hecesi,<br />Bir diriliş güncesi,<br />İmanın milletçesi!<br /><br />Başkomutan seslendi,<br />Çıkın sokağa dedi,<br />Fırladık saniyesi,<br />Bu nöbet, demokrasi!<br /><br />Yüzlerce canım gitti,<br />Bacağım, kolum yitti,<br />Ömrüm bir tankla bitti,<br />Aldığım şehitlikti.<br /><br />Bu nasıl Müslümanlık,<br />Nasıl vatandaşlıktır?<br />Bu düpedüz sapıklık,<br />Düpedüz aymazlıktır!<br /><br />Rabb’im korudu bizi,<br />O pis tuzaklarından,<br />Yurdum ümmette sızı,<br />Dua, uzaklarından.<br /><br />Dilerim Allah’tan ki,<br />Perperişan olsunlar,<br />Vatana göz dikenin,<br />Gözlerini oysunlar!<br /><br />Halık fırsat vermesin,<br />Zulm murada ermesin,<br />Dert milleti germesin,<br />Yurda sızı girmesin.<br /><br />Kocasinan’dır adım,<br />Vatandır tuzum tadım,<br />Tahir olmak muradım,<br />Rabb’im Başkomutanı,<br />Başımdan eksik etme,<br />Ümmetin göz yaşını,<br />Zalimlerce döktürtme.</p>]]></content:encoded>
<author>Aslıhan Duran</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aslihan-duran/nobet-siiri/1184/</link>
<pubDate>Fri, 05 Aug 2016 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Urfa Tarım Reformu ve Yeni Atamalar</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelikin Mart ayında yaptığı açıklamalardan sonra Şanlıurfada yalnızca Toplulaştırma ile ilgilenecek Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü Kuruluyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Bu Kapsamda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Şanlıurfa İl ve İlçe Müdürlüğünde görev yapan 20e yakın TOPRAK ve SULAMA Bölümü mezunu Ziraat Mühendislerini Merkezi Şanlıurfada olan TARIM REFORMU bölge müdürlüğüne çekildi. Bu sayının Ziraat Mühendisinin Bölümüne bakılmaksızın artacağı 8 Ziraat Mühendisinin daha Tarım Reformu Alınacağı bu 8 Kişilik alım için Şanlıurfa İl ve İlçe Tarım müdürlüklerinden 43 kişinin başvuru yaptığı, Başvuru yapanlardan seçilenlerin isimlerininde önümüzdeki hafta açıklanacağı söyleniyor. Yeni alınan Personeller ile Yeniden yapılan,Uzun süre sonra Yeni Kurulacak olan Şanlıurfa Tarım Reformu bölge müdürlüğü ile Urfanın Toplulaştırmasının çözülmesi planlanıyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Tarım Reformuna çekilen, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Şanlıurfa İl ve İlçe Müdürlüğünde görev yapan TOPRAK ve SULAMA Bölümü mezunu Ziraat Mühendisleri Toplulaştırma ile ilgili Bugünlerde 2 AYLIK Bir Eğitim içerisindeler. Eğitim sonrası yeterli şartlar oluştuktan sonra Urfada Bir tarım işletmesine ait dağınık durumda bulunan(Müşterek Araziler), düzgün şekilli olmayan tarım topraklarının bir araya toplanması, çiftçi ailelerinin çalışma ve yaşam koşullarını iyileştirilmesi, toprağı koruyarak, sürdürülebilir bir tarımsal verimlilik ve suya hasret Urfa Topraklarının suya kavuşmasının için görev yapacaklar. Şanlıurfa Tarım Reformu bölge müdürlüğünün Urfalılara hayırlı olmasını diliyorum ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 26 Nisanda ÖSYMden açıklanacak Şanlıurfaya atanması muhtemel 81 sözleşmeli bakanlık personeli hakkındaki fikrimi yazmak istiyorum.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Şanlıurfa GAPın başkenti, Artan nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması için mutlaka Tarıma önem verilmeli ve Konu ile ilgili personel atamaları yapılmalıdır fakat Şuanda Şanlıurfa İl İlçe müdürlüklerinden Uzun yıllardır görev yapan Personeller Tayin beklemekte bu kapsamda Şanlıurfa İl ve İlçelerden Tarım Reformuna çekilen Ziraat Mühendislerin yerine İlçelerde İl İçi tayin bekleyen ve 30.03.2016 tarihinde Bakan Faruk Çelikin oluru ile açılan İl İlçi tayin oluru ile boş yerler doldurulmalı yeni yapılacak Sözleşmeli personellerde tayin ile ile yer değiştiren personellerin yerine yapılmasının uygun olacağı görüşündeyim..</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Şanlıurfa Tarım Reformu Bölge Müdürlüğünün ve Yeni Alınacak Gıda,Tarım ve Hayvancılık Personellerine Hayırlı olmasını diliyorum.</p>]]></content:encoded>
<author>Ahmet Yusuf Köylü</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/ahmet-yusuf-koylu/urfa-tarim-reformu-ve-yeni-atamalar/1177/</link>
<pubDate>Sat, 23 Apr 2016 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İŞTEN ÇIKARTMAYAN NAMERTİR</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği gibi 2015 seçimlerini sağ salim geride bıraktığımız şu aylarda beklenen vaatlerin hayata geçmesi bekleniyor&nbsp;öncelikle şu vaatlerin sadece bir tanesine bakalım asgari ücret seçime giren tüm partilerin en önemli kozuydu&nbsp; beş bin liradan bin beş&nbsp;yüz bin dörtyüz bin üç&nbsp;yüz vb fiyatlar işçiler için ön görülüyordu niheyetinde ister kualisyon olsun ister iktidara gelecek partinin vadinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği merak konusuydu şuan hükümetin başına tek başına iktidar olan ak partinin bu vadinin gerçekleştirmek için kolları sıvadığını gördük görüyoruz sıkıntı var mı elbette yok bin üç&nbsp;yüz tl işcinin cebine girmesini kim istemez ki tabi olarak lakin seçimi kaybeden bazı cevreler bin üç&nbsp;yüz tl patronlara ağır gelir bu yükü kaldıramaz ülkenin ekonomisi iflasın eşigine gelir sanal ve ulusal kanallarla el ele kol kola kravatlı okumuş sözde aydın bay bilmiş kişilerin tabiri bu kendi tarafların patronlarını göz önüne sererek vay işçi çıkaracağız vay batarız borazanlığına soyunan kaybeden parti yetkililerce sabotaj ediliyor&nbsp; bunlar sallıyormuş meğer&nbsp;seçimden öncesine dönersek işçiler sürünüyor asgari üçret hemen artışa girecek ekonomi uçacak demek&nbsp;ki sahtekarca düzenlenen bir oyun ey ahali siz kazansaydınız patronlar batmaz ekonomi batmaz biz kaynağı buluruz diyen yetkililer şimdi neden patronların yani yandaş patronların eteğinin altına girip hava basıyorsunuz siz yapmacık fiyatlarla hemde üstünü yapacağız deyip başka parti&nbsp;sizin dediğiniz fiyatın aşağısını yapınca&nbsp;mı ülkenin ekonomisi bozuluyormuş bu ne yaman çelişki bu ne yaman düşmanlık ey gafil avlanan sayın bilmiş aydın ve laf pompalayan sanal sosyal medya at çamuru iz kalır misali olmaz deme olur sizin gazınızla ayaklanan sayın&nbsp; patronlara sesleniyorum havayla gazla dolmuş kinlenmiş duygularınıza sesleniyorum işçi çıkaracağız deyip devlete göz dagı vermeye kalkışıyorsunuz rızıklarını sizi zengin etmek için gece gündüz tırnaklarıyla çabalayan teri kurumadan yorgunluktan çoluk çocuğunu görmeden çalışan emektarlarınızı kovarız diye tehditler savuruyorsunuz kovun bakalım &nbsp;kovmayan namerttir&hellip;..</p>]]></content:encoded>
<author>Abdulkadir  Özberk</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/abdulkadir-ozberk/isten-cikartmayan-namertir/1174/</link>
<pubDate>Tue, 22 Dec 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Urfa ZMO Seçimlerindeki Kutuplaşma</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Bilindiği Üzere 27 Aralık Pazar Günü sabah 08.00-16.00a kadar Şanlıurfada ikamet eden Ziraat Mühendisleri odasına üye olan Ziraat Mühendisleri yeni başkanını seçecek. Ziraat Mühendisleri odası başkanlığına bu dönem Doç.Dr. Ali Rıza Öztürkmen, Mahmut Kaytan, Mehmet Şaka ve Cengiz Kaya Talip oldu.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">2005 yılında Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesine başladığımdan bu yana Şanlıurfa Ziraat Mühendisleri odası seçimleri heyecanlı geçmiştir. Öğrenci iken Üye olduğum 2009 yılında mezun olup aktif Ziraat mühendisi olarak çalışmaya başladıktan sonra üye olmadığım ama önümüzdeki günlerde tekrar üye olmayı düşündüğüm Ziraat Mühendisleri odasının seçimleri Önceki yıllara nazaran bu dönemde de heyecanlı geçmesi bekleniyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 0pt;">Öncelikle Üyesi olmadığım Urfa Ziraat Mühendisleri odasında Hiçbir Başkan Adayını desteklememim mümkün olmadığını, hiçbir başkan adayını desteklemediğimi belirtmek isterim.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Benim değinmek, istediğim konu ise farklı Şanlıurfa Ziraat Mühendisleri Odası başkanlığı aday olan arkadaşların ya da herhangi bir adayı destekleyen arkadaşların neden oy vereceklerini düşünmelerini istiyorum. Siyasi bir Sivil Toplum Örgütü olmayan, Önceki yıllara nazaran Son yıllarda hiçbir siyasi etkinliğin içerisinde olmayan Ziraat Mühendisleri odası seçimlerinde oy kullanacak üyelerin büyük bir çoğunluğu kutuplaşmış durumda,&nbsp;&nbsp;Bu kutuplaşmayı geçmişe bağlamanın doğru olmadığı düşüncesindeyim. Seçimlerde oy kullanacak yakın çevremdeki birkaç meslektaş ile ettiğim sohbetlerden edindiğim izlenimde bu yönde Seçimde Oy Kullanacakların çoğu bu kutuplaşmadan etkilenerek oy kullanacaklarını hissediyorum.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Siyasi bir sivil toplum örgütü olmayan Urfa Ziraat Mühendisliği Başkanlığa Aday olan 4 değerli Kişininde siyasi fikrine bakmadan yapacağı, vaat ettiği icraatlara göre oy verilmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">1-Yeni seçilecek başkanın Ziraat Mühendislerin sorunlarını dile getirecek mi?</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">2-Atana Bekleyen Ziraat Mühendislerinin sesi olacak mı? Medyada yer alacak mı?</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">3-Şehrimizde yaşayan Ziraat Mühendisleri iş imk&acirc;nı sağlayacak mı? Nasıl?</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">4-Ziraat Mühendisliği mesleğinde başarı çıtasını yükseltecek mi? Ne yapacak?</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">5-Hiçbir siyasi fikri olmadan Şanlıurfadaki Ziraat Mühendislerini temsil ederek Şanlıurfa Milletvekili Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik bey ile yakın ilişkiler kurarak mesleğimizin menfaatine kazanımlar elde ettirebilecek mi?</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">6-Betonlaşmaya dur diyecek mi?</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">7-TARGELin Kalkması için mücadele edecek mi?</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">8-Bilirkişi eğitimi almış kişilere adaletli dağıtım yapılacak mı?</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 0pt;">Sıraladığım maddeleri çoğaltabilirsiniz.Urfa Ziraat Mühendislerine aday olan 4 Başkan adayına da başarılar diler Şanlıurfada görev yapan meslektaşlarıma Hayırlı olmasını&nbsp;Cenabı Allahtan Niyaz Ederim&hellip;.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Ahmet Yusuf Köylü</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/ahmet-yusuf-koylu/urfa-zmo-secimlerindeki-kutuplasma/1172/</link>
<pubDate>Tue, 15 Dec 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Urfa Ziraat Mühendisleri Odası seçimlerindeki Kutuplaşma</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Bilindiği Üzere 27 Aralık Pazar Günü sabah 08.00-16.00a kadar Şanlıurfada ikamet eden Ziraat Mühendisleri odasına üye olan Ziraat Mühendisleri yeni başkanını seçecek. Ziraat Mühendisleri odası başkanlığına bu dönem Doç.Dr. Ali Rıza Öztürkmen, Mahmut Kaytan, Mehmet Şaka ve Cengiz Kaya Talip oldu.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">2005 yılında Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesine başladığımdan bu yana Şanlıurfa Ziraat Mühendisleri odası seçimleri heyecanlı geçmiştir. Öğrenci iken Üye olduğum 2009 yılında mezun olup aktif Ziraat mühendisi olarak çalışmaya başladıktan sonra üye olmadığım ama önümüzdeki günlerde tekrar üye olmayı düşündüğüm Ziraat Mühendisleri odasının seçimleri Önceki yıllara nazaran bu dönemde de heyecanlı geçmesi bekleniyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Öncelikle Üyesi olmadığım Urfa Ziraat Mühendisleri odasında Hiçbir Başkan Adayını desteklememim mümkün olmadığını, hiçbir başkan adayını desteklemediğimi belirtmek isterim.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Benim değinmek, istediğim konu ise farklı Şanlıurfa Ziraat Mühendisleri Odası başkanlığı aday olan arkadaşların ya da herhangi bir adayı destekleyen arkadaşların neden oy vereceklerini düşünmelerini istiyorum. Siyasi bir Sivil Toplum Örgütü olmayan, Önceki yıllara nazaran Son yıllarda hiçbir siyasi etkinliğin içerisinde olmayan Ziraat Mühendisleri odası seçimlerinde oy kullanacak üyelerin büyük bir çoğunluğu kutuplaşmış durumda, &nbsp;Bu kutuplaşmayı geçmişe bağlamanın doğru olmadığı düşüncesindeyim. Seçimlerde oy kullanacak yakın çevremdeki birkaç meslektaş ile ettiğim sohbetlerden edindiğim izlenimde bu yönde Seçimde Oy Kullanacakların çoğu bu kutuplaşmadan etkilenerek oy kullanacaklarını hissediyorum.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Siyasi bir sivil toplum örgütü olmayan Urfa Ziraat Mühendisliği Başkanlığa Aday olan 4 değerli Kişininde siyasi fikrine bakmadan yapacağı, vaat ettiği icraatlara göre oy verilmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">1-Yeni seçilecek başkanın Ziraat Mühendislerin sorunlarını dile getirecek mi? </p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">2-Atana Bekleyen Ziraat Mühendislerinin sesi olacak mı? Medyada yer alacak mı?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">3-Şehrimizde yaşayan Ziraat Mühendisleri iş imk&acirc;nı sağlayacak mı? Nasıl?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">4-Ziraat Mühendisliği mesleğinde başarı çıtasını yükseltecek mi? Ne yapacak?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">5-Hiçbir siyasi fikri olmadan Şanlıurfadaki Ziraat Mühendislerini temsil ederek Şanlıurfa Milletvekili Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik bey ile yakın ilişkiler kurarak mesleğimizin menfaatine kazanımlar elde ettirebilecek mi?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">6-Betonlaşmaya dur diyecek mi?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">7-TARGELin Kalkması için mücadele edecek mi?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">8-Bilirkişi eğitimi almış kişilere adaletli dağıtım yapılacak mı?</p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">Sıraladığım maddeleri çoğaltabilirsiniz.Urfa Ziraat Mühendislerine aday olan 4 Başkan adayına da başarılar diler Şanlıurfada görev yapan meslektaşlarıma Hayırlı olmasını <strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">Cenabı Allahtan Niyaz Ederim&hellip;.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 35.4pt; margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Ahmet Yusuf Köylü</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/ahmet-yusuf-koylu/urfa-ziraat-muhendisleri-odasi-secimlerindeki-kutuplasma/1171/</link>
<pubDate>Mon, 14 Dec 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title> Özgürlük Mü? Serbestlik Mi?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">&nbsp; &nbsp;Serbestlik ile özgürlüğü birbirine karıştırır olduk. Neden mi? Çünkü özgürlük irade işi iken ve insana mahsusken serbestlik&nbsp; iradesizlik&nbsp; ürünüdür. Bu yüzdendir ki insan özgür ,mahlukatlar ise serbesttir.Evet şimdi bu cümleleri kurma yada daha doğru bir deyişle serbestlik ile özgürlük arasında bir karşılaştırma yapma ihtiyacını neden hissettim? </p>
<p class="MsoNormal">&nbsp; Son günlerde sosyal medyada,haber sitelerinde okuduğum bir haber beni bu ayrımı yapmaya itti. Şöyle ki; KKTCnin Lefke kasabasında yüksek sesten rahatsız olduğu gerekçesi ile Feza Güzeloğlu isimli bir avukatın mahkeme kararı ile hoparlörden sabah ezanı okunmasını yasaklattığı yazıyordu.Avukatın bu şikayeti üzerine Güzelyurt (Omorfou) Mahkemesi üç camiden yapılan sabah namazı yayınlarının durdurulması yönünde karar vermişti.Kararın ardından laiklik tartışmaları alevlenirken özgürlük kavramı da yeniden sorgulanmaya başladı.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp; Haberi okuduktan sonra beni rahatsız eden hatta biraz daha ileri götürmek gerekirse beni yaralayan birçok nokta oldu. Öncelikle hem meslektaşım olan hem de vazifesi insanların haklarını&nbsp; savunmak olan bir kişinin&nbsp; kendi rahatsızlığını dile getirmek sureti ile başkalarının özgürlüğünü kısıtlamaya çalışması oldukça üzücü bir hadise. Ezan müslümanlar için kutsaldır ve bu kutsal değerler de başta Anayasa olmak üzere diğer kanunlarımız ile güvence altına alınmıştır. Beyni kemalist çamasırhanelerde yıkanmış bu insanların özgürlük,laiklik adı altında yapmış oldukları bu başvuru ve en kötüsü de bunun yargı mensuplarınca onaylanması bizi Tek Parti döneminin de gerisine götürmekten başka bir yere taşımaz. Öte yandan laiklik kavramının&nbsp; bir hukukçu tarafından halen ilkokul kitapları düzeyinde algılanıyor olması da oldukça vahim bir durum. İlkokul kitaplarında yazan &lsquo;laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır şeklindeki bayağı tanımın ötesinde&nbsp; laiklik ; devletin her vatandaşına,her dine,her inanca eşit mesafede yaklaşmasıdır.Kişiler laik olamaz. Ancak devletler laik olabilir.Birey olarak duygularınız,inançlarınız,değerleriniz ve nefsiniz biraraya geldiği vakit her inanca eşit mesafede yaklaşmanız mantık açısından pek de mümkün görünmemekte. Fakat olayı devlet ve bu devlete ait organlar bazında ele alacak olursak ;devlet her vatandaşının haklarını ve özgürlüklerini gözetmek ve korumakla yükümlüdür.Bunun yanı sıra her inanca eşit mesafede olmak&nbsp; ancak devlet dediğimiz soyut kavrama özgü bir nitelik olabilir.Son olarak beni üzen diğer bir husus, mahkemenin vermiş olduğu bu karara camilerde uyulmaması ile yetinilmiş ancak böyle bir karara&nbsp; halk tarafından yeterli tepki gösterilmemiştir.Bireysel hak ve özgürlüklerin her geçen gün daha da önemli hale geldiği ve geliştiği dünyada getirilmeye çalışılan bu tarz kısıtlamalara gerekli tepkinin gösterilmemesi bu noktaya gelene kadar verilen mücadelelere yapılan bir saygısızlıktır.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;&nbsp; Bitirirken verilen bu&nbsp; yargı kararının bir an önce bozulmasını temenni ediyorum. Aksi durumun büyük bir hukuk katliamı olmakla beraber bireysel hak ve özgürlüklere indirilen bir darbe olduğu kanaatindeyim. Abraham Lincolnun da ifade ettiği gibi:Başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar, hürriyete layık değildirler&hellip;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>İrem Kaysı</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/irem-kaysi/ozgurluk-mu-serbestlik-mi/1170/</link>
<pubDate>Wed, 11 Nov 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>AK Parti maça 3–0 galip başladı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">AK Partinin Şanlıurfada düzenlediği ve Başbakan Ahmet davutoğlunun katıldığı Topçu Meydanı mitingi daha önce düzenlenen mitingden çok fazla olması dikkat çekti. Sosyal Medyada urfada bomba patlayacak dedikodularına rğmen bu kalabalık takdir edilmesi gereken bir başarıdır.</p>
<p class="MsoNormal">AK Parti İl Başkanı Zeynel Abidin Beyazgülün ,Kadın Kolları İl Başkanı Aysel Göncü, Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Şanıurfa Milletvekili Dr. Ahmet eşref Fakıbaba, Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar, Şanlıurfa Eski Milletvekili Mahmut Kaçarın büyük emekleri var. Tabi&icirc; ki Belediye Başkanları ve partililerin de etkisi var. Yine İl Başkan Yardımcısı Faruk Bayukın mitingin duyurulmasında katkısını da eklemek gerekiyor.</p>
<p class="MsoNormal">Diğer partilerin miting proğramlarında Şanlıurfa olmaması ile 1 Kasım 2015 tarihinde yapılacak milletvekili genel seçimlerinde bu coşkulu &nbsp;miting ile AK Parti maça 3&ndash;0 galip başladı. &nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Halil Güler</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/halil-guler/ak-parti-maca-3-0-galip-basladi/1169/</link>
<pubDate>Sat, 24 Oct 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Şanlıurfa Güncel’e desteğe teşekkür</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Şanlıurfa Güncel Gazetesi yayın hayatına başladığından beri etkin dağıtım ağı mizampajı, haber içeriği ile çok olumlu tepkiler almamız daha iyiye doğru bizlerin çalışmasını tetikliyor.</p>
<p class="MsoNormal">Şanlıurfa Güncelin www.sanliurffaguncel &nbsp;internet sitesi ile ilgili birden fazla bilgilendirme yaptım. Ancak, 2015 yılında yaptığımız esnaf haberleri yani esnafımızın sorunları, problemleri ve yetkililerden talepleri yoğun ilgi gördü. Sitemiz tıklanma rekoru kırmaya başladı. Sitemizin ziyaretçi sayısının artığı gibi sanal ortamda da urfada en iyi duruma geldik. Facebook takipçimiz; 3 eylül 2015 günü itibariye &nbsp;10 bin 823e ulaştı. Twitter takipçimiz ise 8 bin 807a ulaştı. Bu iki sanal ortamda sadece 19 bin 630 takipçimiz var.doğrudan siteye girişler ile birlikte günlük 35-40 bin civarında izleyicimiz bulunuyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">İnternet sitemiz önümüzdeki günlerde daha fazla takipçiye ulaşması için toplumun sorunlarına daha da ağırlık vereceğiz. Halkın sesi, toplumun sesi olacağız. Siyasiler, kamu kurum ve kuruluşlarının kaynak olarak kullanacağı bir internet sitesi www.sanlıurfaguncel.com olacaktır.</p>]]></content:encoded>
<author>Mehmet Bakay</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/mehmet-bakay/sanliurfa-guncel-e-destege-tesekkur/1166/</link>
<pubDate>Thu, 03 Sep 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Zordur ama güzeldir imamlık</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Çoğunlukla yedi gün yirmi dört saat görev yaparsınız; cenazesi olan sizi bulur, düğün yapan sizi bulur, çocuğu olan sizi bulur, hasta olan sizi bulur, hatta köylerde akşam dağdan hayvanı eve dönmeyen de sizi bulur &ldquo;Dua ediver de hayvanıma bir şey olmasın&rdquo; diye. O da yetmez cami derneğinin, köy derneğinin ve halkın resm&icirc; ve gayri resm&icirc; işlerinde bile bazen sekreter, bazen muhasebeci ve bazen de arzuhalcilik işleri sizi bekler. Bunların hiç birisinde mesai mefhumu yoktur. Ne zaman ihtiyaç h&acirc;sıl oldu o zaman imama müracaat edilir. Gecenin birinde bir buçuğunda yatağından kaldırılıp nik&acirc;ha götürülen imam sayısı hiç az değildir.</p>
<p class="MsoNormal">Bu şartlarda yıllarca özveri ile hizmet edersiniz, bir seferinde meşru bir mazerete binaen istenileni yapamazsınız ve hayır dersiniz. Sizden kötü kimse olmaz. Ulaşabildiği her makama sizi şik&acirc;yet eder. İsimli isimsiz her şik&acirc;yet yetkili mercilerce gayet ciddiyetle ele alınır. Çünkü bu soruşturma ile imam arkadaş temize çıkarılmalıdır.(!)<br /> Sonra birileri oturur &ldquo;Hocalar ne iş yapıyor sabahtan akşama akşamdan sabaha yatıyorlar&rdquo; der. H&acirc;lbuki ibadetleri ve camiyi yönetmek ten başka daha neler neler yapmıştır o imam. Mesel&acirc; bu sözü söyleyen kişinin kulağına ilk ezanı bir imam okumuştur. Sünnetinde, nişanında ve düğününde duayı da bir imam yapmıştır. Çocukken dini bilgileri ve Kuran eğitimini de ona yine bir imam vermiştir. Babası veya annesi hastalandığında ve ölüm döşeğinde onların yanında bir imam bulunmuş, Kuran okumuş ve d&icirc;n&icirc; telkinde bulunmuştur. Onların cenazeleri ile ilgili bütün işleri de yine bir imam yapmıştır. Bütün bunları ve daha pek fazlasını unutmuş imamların ne yaptıklarını sorgulamaktadır..<br /> İmamın arabası, evi, evinin içindeki eşyalar, giysileri, vs. çoğu zaman göze batar ve Ona çok görülür. Herkes kendi geliri ile veya konumu ile imamları kıyaslar. Allah muhafaza eğer imamları azıcıkta olsa üstün görürse vay haline imamların. Koca bir sosyologumuz bile yakın bir zamanda belki de siyasi bir mülahaza ile öğretmenlerle imamları kıyaslamaktan geri durmamıştır.<br /> Bütün bu zorluklara rağmen çok güzel bir meslektir imamlık. Namazın sonunda cemaate yüzünüzü döndüğünüzde, tepenizde kutsal kubbeyi görüp, karşınızda cemaatinizle kurduğunuz o manevi bağla bütün bu olumsuzlukları unutur, imam olduğunuz için Allaha hamd edersiniz.<br /> Öğrencinizin karşınıza gelip &ldquo;Hocam Fatihayı ezberledim&rdquo; deyip okumaya başladığında ne yorgunluk ne üzüntü ne de keder kalır insanda ve Elhamdülillah der şükredersiniz.<br /> Cemaatinize sohbet ederken &ldquo;Allahtan hakkiyle ancak &acirc;limler korkar&rdquo; emri ilahisini anlatırken ve &ldquo;müezzinlerin boyları mahşer günü herkesten uzun olacak&rdquo; beşareti Rasülullahı haber verirken imam olduğunuz içi bir kere daha Allaha hamd edersiniz.<br /> Bütün k&acirc;inata &ldquo;Allahü ekber&rdquo; sedaları ile Onun adını ve büyüklüğünü haykırmanın hazzını duyar, &ldquo;Halife olmasam müezzin olurdum&rdquo; diyen Hz. Ömerin gıpta ettiği bir yerde bulunmanın farkına varır ve bir kere daha Allaha şükredersiniz.Zordur ama güzeldir imamlık.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Ahmet Kaya</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/ahmet-kaya/zordur-ama-guzeldir-imamlik/1165/</link>
<pubDate>Thu, 03 Sep 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Maraş İsodu Karın Ağrıtır</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Şanlıurfa Fıstığını Antepe kaptıran Şıllık ve Çiğ Köftenin Patentlerini Adıyamana kaptıran Şanlıurfada Sırada isim hakkı kaptırılacak Ürün Biber olacak gibi gözüküyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Neden diyeceksiniz evet Bizler Şanlıurfalı olarak uyurken İlimiz gibi Biber yetiştiren İller çalışmalarını geliştiriyor, ilerletiyor, Kendilerine Has Ürünler ıslah ediyorlar. Yarın bir gün Biberin Patentini alırlarsa ah vah etmemek için Şanlıurfamıza, Biberimize, İsodumuza sahip çıkmalıyız. Biber üretimi yapan Çiftçilerimiz Daha kaliteli Ürün elde etmeli, Kurutma işlemlerinde daha fazla dikkat edilmeli, Kısa sürede Kurutma gerçekleştirilmeli, aflatoksin küfünün bulaşması engellenmelidir, &nbsp;Hastalık ve zararlılar kontrol altında tutulmalı, Şanlıurfada yetiştirilen Biberlere ve Biber işletme fabrikalarına Urfadaki yetkililer girişim yaprak en az Pamuk Bitkisi verilen destek kadar Tarımsal Destek verilmeli, Biber ekimi teşvik edilmeli, &nbsp;Elde edilen Kaliteli ürünler Türkiyenin dört Bir yanına Urfa Biberi olarak satılmalıdır. Şanlıurfadaki Profesör,Doçent,Yardımcı Doçent,Araştırma Görevlileri,Ziraat Mühendisler, yetkili veya özel kuruluşlar Biber ile ilgili Mutlaka araştırma geliştirme projeleri düzenlemelidir</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Şimdi yazımı okuyunca Sen Bir Şanlıurfalı olarak Biberinde elimizden gideceğini nasıl yazarsın diyenler olacaktır, Ciddiye almayanlar olacaktır ama bu bir gerçek Görünen köy Kılavuz istemez sevgili okuyucular, Geçenlerde bir resmi sitede okuduğum ve özet olarak sizleri bilgilendireceğim haberi paylaşıyorum.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Kahramanmaraş’ta özel bir tarımsal araştırma merkezi tarafından yurt dışı ve yurt içinden 420 çeşit biberin tozları ile yapılan deney sonucunda 252 kodlu yeni bir biber üretildi. Acaba bu 420 biber çeşidinin içinde Urfa bölgesinde yetiştirilen yerli biber tohumları var mı? Bu soru araştırılması gereken bir durum tabii ki bu araştırmayı Şanlıurfada görev yapan Sivil Toplum Kuruluşları yapacak</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Kahramanmaraşta Hibrit adı verilen 252 kodlu yeni bir tür melezlendi. Üretilen Hibrit biberinin diğerlerinden farkı ise ince zarlı, üretimin kolay ve ürünün daha fazla elde edilmesi sağlanıyor. Bölgede yetişen biberler dönümde 1 buçuk ton ürün verirken yeni üretilen biber ise dönümde 4 ton biber veriyor. Üretilen biberin yurt içi ve yurt dışındaki tüm biberlerden daha kaliteli ve verimi yüksek olduğunu kaydediliyor&hellip;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Hiçbir Ürünümüze sahip olamadık, Sırasıyla hepsi gitti bari İsot elimizde kalsın Şanlıurfamıza sahip çıkalım bakın artık diyemeyeceğiz Urfada çokça kullanılan ve gerçek olan Maraş isodu karnınızı ağrıtır gerçeğini söyleyemeyeceğiz çünkü adamlar Yetiştirdikleri Ürünleri ıslah ediyorlar ve Reklamını yapıyorlar ve Yarın veya yarındanda yakın bir günde Patentinide alırlar&hellip; Son olarak yazmak istediğim Şanlıurfamıza değerlerimize sahip çıkalım.</p>]]></content:encoded>
<author>Ahmet Yusuf Köylü</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/ahmet-yusuf-koylu/maras-isodu-karin-agritir/1162/</link>
<pubDate>Fri, 21 Aug 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title> İlçe belediyeleri ve Kaymakamlıklar</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Şanlıurfa tarihi ve kültürel zenginliğinin yanında GAP Projesinin merkez şehri durumunda bulunuyor. Şanlıurfa ili Büyükşehir olması ile Şanlıurfa merkezde 3 yeni ilçe kuruldu ve yaklaşık 1,5 yıldır Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ile Haliliye., Eyyüpiye ve Karaköprü Belediyeleri faaliyetlerini yürütüyor.</p>
<p class="MsoNormal">Şanlıurfadaki 4 ayrı Belediye olması vatandaşın halen hangi hizmeti hangi Belediyeden istediğini öğrenemedi.</p>
<p class="MsoNormal">Belediyenin dışında Mülki idare de aynı durumda. Şanlıurfa Valiliğine bağlı Haliliye, Eyüpiye ve Karaköprü Kaymakamlıkları kuruldu. Bu Kaymakamlıklara bağlı da Nufus, Kültür, Sağlık başta olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşlarının ilçe teşkilatları kuruldu. </p>
<p class="MsoNormal">Şimdi bakıyoruz;</p>
<p class="MsoNormal">İlçe &nbsp;Milli Eğitim Müdürlükleri Haliliye bölgesinde, karaköprü Kaymakamlığının ilçe teşkilatları yani kurum müdürlükleri farklı bölgelerde , Eyübiyenin kurum ve kuruluşları farklı ilçelerde bulunuyor. Şanlıurfa hazırlıksız yakalanmadı. İhmal edildi. Büyükşehir olacağı belli olan Şanlıurfada&nbsp; 1 adet Karaköprü,1 adet Haliliye, 1 adet ise Eyüpiye Hükümet Konakları yapılıp tüm kurum ve kuruluşları içinde barındırsa idi. Vatandaşlar mağdur olmazdı.</p>
<p class="MsoNormal">Halen vatandaşlar Şanlıurfa Hükümet konağına gidiyor oradan yönlendiriliyor. Büyükşehirin görev alanında giren konularda Karaköprü Belediyesine gidiyor veya Haliliye Belediyesine gidiyor. </p>
<p class="MsoNormal">Hem Belediyeler hem Kaymakamlıkların fiziki mekanları hem de yetki ve görev alanları ile vatandaşların geniş bir şekilde bilgilendirilmelerini gerek var.</p>
<p class="MsoNormal">Büyükşehir olurken en mağdur durumda olan Karaköprü, Haliliye ve Eyüpiye belediyeleri oldu. İl özel idaresinin kapanması ile Gayrimenkul olarak miras alamadılar. En büyük mirası Büyükşehir aldı. Bunları taksim edenler hak ve hukuku gözetmediler.</p>
<p class="MsoNormal">Sonucu görüyoruz olan vatandaşa oldu. </p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Mehmet Bakay</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/mehmet-bakay/ilce-belediyeleri-ve-kaymakamliklar/1160/</link>
<pubDate>Wed, 05 Aug 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÇAY</title>
<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Hasta gönüller açtır,<br />Çay yarana ilaçtır,<br />Sayma o bardak kaçtır,<br />Doldur saki çay doldur!</p>
<p dir="ltr">Çaydadır edeb erkan,<br />Demli iç, aşk ile yan,<br />Gafil olma, Rabb’i an,<br />Doldur saki çay doldur!</p>
<p dir="ltr">Nerde bir çayyaş görsem,<br />Tanır ve bilirim hem,<br />Dertli gönle sen her dem,<br />Doldur saki çay doldur!</p>
<p dir="ltr">Çay bedenin mazotu,<br />Gamlı ruhun nur otu,<br />Tercih et bergamotu,<br />Doldur saki çay doldur!</p>]]></content:encoded>
<author>Aslıhan Duran</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aslihan-duran/cay/1158/</link>
<pubDate>Thu, 23 Jul 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Güncele destek verenlere teşekkür</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">2007 yılından internet ortamında yayın yapan&nbsp;<a href="http://www.sanliurfaguncel.com/">www.sanliurfaguncel.com</a>&nbsp; internet sitesi 15 Temmuz 2015 tarihi itibari ile 9 bin 724 &nbsp;facebook takipçisi,8 bin 446 twettir takipçisi olmak üzere 17 bin 350 takipçisi, günlük giriş ve diğer sanal meyde takipçileri ile günlük yaklaşık 25 bin ile 30 bin arasında kişinin ziyaret ettiği bir site durumunda bulunuyor. &nbsp;Bu yılın başlarında ise yazılı mevkuteyi Şanlıurfa Güncel Gazetesi adıyla &nbsp;&ldquo;Günlük Bağımsız siyasi Gazete&rdquo; olarak çıkardık. Şanlıurfadaki vatandaşlarımızın, dostlarımızın desteği ile resmi ilan almadan 4 sayfası renkli 8 sayfa olarak dizgisi ile özel haberleri ile yayınımıza aralıksız devam ediyoruz.</p>
<p class="MsoNormal">Kadromuzu güçlendirerek Şanlıurfaya yeni bir ses getirdik. Güncel Gazetesini kısa sürede büyümesini ve takdir görmesi kabul edemeyen, çekemeyenler ilan alanlar ve almayanlar diye ikilik çıkarmaya başladılar. Cumhuriyet Savcılığına 5187 Sayılı Kanuna göre Beyanname veren gazeteler arasında &nbsp;kurum ve kuruluşlar ,partiler in ayırım yapmamaları gerekir. Önemli olan Devlet Desteği almadan yani resmi ilan almadan gazetecilik yapılmasıdır.</p>
<p class="MsoNormal">Şanlıurfada farklı fikirlerin ve seslerin olması gerek Şanlıurfanın sorunlarının çözümü, gerekse de farklı fikirlerin yer bulması açısından önem taşımaktadır.</p>
<p class="MsoNormal">Basını kontrol altına almak isteyen güçler ve Şanlıurfadaki uzantıları da medyanın tekelleşmesin sağlama gayretleri boşa çıkacaktır.</p>
<p class="MsoNormal">Ancak, Şanlıurfa Güncel Gazetesi ve internet sitesi doğruların, hakkın ve adaletin yanında olacaktır.</p>
<p>&nbsp;Şanlıurfa Güncel Gazetesi önümüzdeki günlerde önemli yayınlara ve çalışmalara imza atacaktır. Bekleyiniz&hellip;..</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Mehmet Bakay</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/mehmet-bakay/guncele-destek-verenlere-tesekkur/1157/</link>
<pubDate>Wed, 15 Jul 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ziraat Mühendisliği ve Bacasız Sanayi</title>
<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Türkiye Genelinde Yapılan Lisans Yerleştime Sınavının sonuçlarının açıklanmasından sonra Liseden Üniversiteye Geçme hayali kuran bir çok öğrenci hayallerinin gerçekleşmesi için Tercih yapacaklar.Bu Kapsamda Gerek Ülkemizde gerekse Şehrimiz Şanlıurfada öğrencilerimizin Şanlıurfamızın Tarımın Başkenti olduğunu unutmaması gerekmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Türkiyenin Nufüsunun hızla artığı,Şanlıurfanında nufüs artışında birinci sırada olduğunu düşünecek olursak artan nufüsun ihtiyaçlarının karşılanması için ekilebilir,dikilebilir alanlarımızın artmayacağına göre tarımsal verimi artırmalı ve Tarımsal işlemleri geliştirmeliyiz.Şanlıurfalı öğrencilerimizden Ziraat Mühendisliğinin bölümlerinden birini tercih edecek olanlarına tavsiyem Geçmiş Yıllarda İş Bulamayan Ziraat Mühendislerinin kendini geliştiren bilgisi taze ve güvenilir olanın ele geçmediği bir dönem yaşamaktayız.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Ziraat Mühendisleri Gerek Kamuda çalışan 15 bin kişi ile,Gerek Bitki koruma ürünleri satan Zirai İlaç bayilerini tek kendileri açabilmeleri açısından,Karaali gibi seracılığın geliştiği Seralarda,Diğer Özel Şirketlerde,Koperatiflerde,Sulama Birliklerinde,Belirli bir sınav sonucu Tarımsal Danışmanlık belgesi alarak Devlet Desteği ile Danışmanlık Şirketi kurabilmeleri açısından hemen hemen bir çok Ziraat Mühendisi bölümleri boş kalmamakta,Rızkını fazlası ile kazanmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Ziraat mühendislerinin daha bir çok çalışma alanı olduğu bilinmektedir.Az bilinen Zirai Danışmanlık hakkında sizlere bilgi vermek isterim.Zirai Danışmanlık belgelesini sınav ile aldıktan sonra gerek kendisi gerekse başka bir akrabası vesilesi ile Şirketi Kurup şirket bünyesinde yine danışmanlık belgesi olan meslektaşlarını şirkettinde çalıştırabilir.Devlet Desteği ile her mühendis ortalama 60 çiftçiye bakabiliyor,Devlette her çiftçi başı ilk dönemde 400 tl ikinci dönemde 200 tl Toplamda Yılda 600 TL Ziraat Mühendisine Destek ödemesi gerçekleştiriyor yani Tarımsal Danışmanlık yapan Ziraat Mühendisi yılda 36 bin tl devlet desteği alıyor,İlerleyen yıllarda bu desteğin 750 TL Olacağıda varsayılıyor.Devletin desteklediği bu meslek ilerleyen yıllarda dahada Kıymete binecektir.Şanlıurfamızdaki Tarımsal Danışmanlar sahada görev yaparak arazileri gezerek,Çiftçilerin ihtiyaçı olan bilgileri kendilerine sunuyor,hem kendilerini geliştiriyorlar hemde Şanlıurfanın Tarımının gelişmesine destek olacaktır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Lisans Yerleştirme Sınavının açıklanmasından sonra Ziraat Mühendisliği ve bölümlerini tercih edecek öğrenci hemşerilerime tavsiyem ilk zamanlarda pişmanlık duyabilirler,fakat iş bulma konusunda tereddüt etmemelerini,Rızkın Allahtan geldiğini,kimsenin söylediklerine kulak asmamalarını,önlerine koydukları hedefleri gerçekleştirmeleri,Bacasız Sanayi olan Tarımı geliştirmelerini,Ülkelerine ve Şehrimize Faydalı birer Meslektaş olmalarını tavsiye ediyorum.LYS Tercihlerinin haklarına hayırlı olmasını temenni ederim.</p>
<p> </p>]]></content:encoded>
<author>Ahmet Yusuf Köylü</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/ahmet-yusuf-koylu/ziraat-muhendisligi-ve-bacasiz-sanayi/1153/</link>
<pubDate>Sat, 04 Jul 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KONUŞABİLİR MİYİM?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>
<p class="MsoNormal">CHP ve MHP kendi programlarına göre ilkeler koymuşlardır, fakat bu ilkelerinin topluma yeterince faydalı olmadığını onlarda bilmektedirler. İktidar olma gibi bir dertleri olmadığından hep muhalefet olarak kalmaya devam edecekler. Bu iki partide ki aşırı kuralcı anlayış toplumun gelişmesi önünde engel teşkil etmektedir. Seçimlere giren bu iki parti, yenilikçilere açık olmuş olsaydı bugün ikisinden biri mutlaka iktidar olurdu. Parti genel başkanların istifa etme gibi bir derdi yok ve her zaman kendilerini başarılı görmektedirler.Tek dertleri koltuklarını sağlama almak ve gelişen genç fikirleri sindirmektir. Bu iki parti bu tutumlarıyla, kendini iyi yetiştirmiş gençlerin körelmesine sebep olmaktadırlar. Kuralcı, baskıcı ve dayatmacı bir anlayışı benimseyerek ayakta durmaya çalışmaktadırlar. 13 yıldır muhalefete kaldığınız halde topluma ne verdiniz ve toplum için ne gibi faydalı icraatlar gerçekleştirdiniz. Bana göre sizler halka faydadan çok zarar verdiniz. CHP ve MHPli gençler; eğer ki partinizin gelişmesini istiyorsanız, önce partinin ilkelerini tartışmaya açın ve bunun için mücadele edin. Kalıplaşmış kurallar gelişiminize engel olduğu gibi, hiçbir zaman sizi başarıya da götürmeyecektir. Yanlışları ve doğruları tartışmaya açın, mutlaka olumlu bir netice alırsınız.</p>
<p class="MsoNormal">CHP, MHP, HDPnin eline çok önemli bir fırsat geçmiş durumdadır. Üçlü bir koalisyon yapılabilir. Bu üç parti, Ak partinin hırsızlık yaptığını söylemekteler. Halk sizlere yetki verdiği bir koalisyon kurun ve bu hırsızları ortaya çıkarın, fail meçhul cinayetler, 4 bakanın yüce divana gönderilmesi, roboski katliamı, saraydaki israflar ve Soma da ölenlerin insanların durumu ve dayatmalar, düşünce özgürlüğünün önünde ki engeller ve en önemlisi Dış politikada yaşadığımız sorunlar. Bu şartlarda komşu devletlerle yaşanabilecek en küçük bir sorun, Türkiyeyi içinden çıkılamaz bir noktaya getirecektir. Türkiye ile Irak durumunu göz önünüze alın. Irakın fakirleşmesi kimlerin işine geldiğini hepimiz biliyoruz. Dış güçlerin esiri olduk, iç savaşlar devletlere kurulan tuzaklardır.Suriye politikası için aynı durum söz konusu. Komşu devletleri fakirleştirmek ve ellerinde bulunan petrolü ucuza alabilmektir. Suriye en az 20 yıl geriye gitti. Belki 5-6 yıl sonra sıra Türkiye veya İrana gelecektir. Bir iç savaş çıkaracaklar ve dış güçlerin istediklerini yapacaklar. Bu şekilde binlerce insanın ölümüne ve menfaatleri doğrultusunda insanların fakirleşmesine sebep olacaklardır. Bana göre sıranın Türkiye geldiği gezi olayları ve 6-7 ekim olayları başlangıcın belirtileridir.Türkiye çok iyi düşünmek zorundadır.Türkiye de jeopolitik konumu sebebiyle bir çok ırk ve dinden farklı etnik unsurlar vardır. Farklılıkların bu kadar yoğun olması sebebiyle Türkiye &lsquo;nin yok olması kaçınılmaz olacaktır. Çözümün tek noktası, çok iyi düşünmek ve çözüm sürecini hızlı bir şekilde harekette geçirmektir. Bana göre Türkiye bu tarz bir noktya gelmemesi için çözüm sürecini devam ettirmesi zaruridir. Atatürk düşüncelerine sahip olması sebebiyle CHP ,milliyetçi düşüncelere sahip olması sebebiyle MHP, barış sürecine hakimiyeti ile HDP halkın oylarını almaktadırlar.Bu noktada Ak parti de seçim sonucunda azalan oy oranını dikkate alarak kendi yanlışlarını sorgulamak zorundadır. Baskı ve dayatmalar ile yolsuzluk iddialarının hesabını vermelidir. Çözümün ortaya çıkabilmesi için Cumhurbaşkanı yanlışları açık bir dil ile halka anlatması gerekir. Halkın tekrar güvenini kazanmaları gerekir.Yanlış yapanlar derhal görevlerinden alınmalı ve adalet huzuruna çıkarılmalıdır.Gazete ve yazarların ifade özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. Diyanet başkanlığı özgürleştirilmelidir. Araştırmalar somut belgelerle ortaya atıldığı zaman toplumun gelişmesine etkili olur.Toplum adalete inanmıyor.Sonuç olarak küçük yaralar çoğaldıkça,büyük yaralar oluşur.Bu da büyük acıların habercisi olur.</p>
<p class="MsoNormal">HDP , seçim de kendilerini tam ifade edemediler. Büyük bir fırsatı ellerinde kaçırdılar. Bugün iktidarın gücü olabilirlerdi. Son birkaç ayda projelerini ortaya koydular ve halk bu projelerini tam olarak anlayamadı. Yine de oylarını %100 artırdılar. Kendilerini muhalefete hazırladılar. Eğer çalışmalarını bu şekilde devam ederlerse gelecek seçimlerde iktidarın yolu dahi kendilerine açılabilir. Her türlü eleştiriye açık olmalılar ve halka kendilerini iyi anlatabilmeleri gerekir. Yanlışlarını kabul ederek iktidara koşabiliriler. İl ve ilçe teşkilatını her zaman kontrol altında tutmak zorundadırlar. Toplumun aydın insanlarının ve yazarlarının görüşlerini dikkatte almaları gerekir. 80 vekil kazanmış olmaları iktidarın başlangıcının belirtisidir. Yanlış yapan kim olursa olsun cezalandırılmalı ve halka bunun öz eleştirisi verilmelidir. Gizli kalan lekeler toplumda nefret uyandırır. HDP kesinlikle kirli işlere ortak olmamalıdır ve her şeyi halka rahatlıkla anlatabilmesi gerekir. HDP sabit fikirlere sahip olması halinde MHPye benzeyecektir. Yalnızca bir kısım Kürtlerin oyunu alacaklardır. Bu da toplumda güven ortamını zedeler ve Kürtler yeni bir parti arayışına gireceklerdir. Sonuç olarak HDP bu önemli başarıyı elde etmişken, bugünden itibaren kendilerini iktidara hazırlamaları gerekir. Önemli fikir adamları ile çalışmalar, cezaevinde düşünce suçlularının af edilmesi, ev hapsi seçeneklerinin değerlendirilmesi gerekir. Fikirlerin körermesine kesinlikle izin verilmemelidir. Koltuk, makam, şöhret yerine topluma hizmet anlayışının benimsetilmesi gerekir. Koalisyon kurulmasa bile HDP bu haliyle yeni seçimde daha da güçlü çıkacaktır. HDP umuyorum ki bu haliyle başarının anahtarı olacak ve geriye başarının kapısını açması kalacaktır. Bu kapının açılması için bu yeteneğe sahip kişilerin harekete geçirilmesi gerekmektedir. Toplum, kirli işlere bulaşmış hiçbir partiye destek vermez. Partinin artı ve eksine bakar ve kendine yakın ve dürüst gördüğü partiye destek verir.</p>
<p class="MsoNormal">SORUN HEPİMİZİN ÇÖZÜM İSE OLUMLU DÜŞÜNEBİLENLERİNDİR.</p>
</p>]]></content:encoded>
<author>Aziz Işıklı</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aziz-isikli/konusabilir-miyim/1150/</link>
<pubDate>Tue, 23 Jun 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SABIR VE ŞÜKÜR...</title>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p>
<p class="MsoNormal">İnsan ömrünü hep dört mevsime benzetirim...ilkbahar-yaz,sonbahar-kış...Güneş açar ilkin,içiniz kıpır kıpırdır...Yediğiniz yemek bile size heyecan verir.Gözlerinizin içi güler,sabahları umutla uyanırsınız.Ama hayat bu...Hep böyle sürmez.Nimetinin yanında külfeti de vardır.Birden bulutlar kaplar...Güneş kaybolur...Yerini soğuk,kimi zaman gri bir gökyüzüne bırakır...Çicekleriniz solar...tıpkı umutlarınız gibi.Fakat sonra yine öyle birşey olur ki...ilkbahar yeniden gelir,güneş yeniden açar,umutlar yeniden yeşerir...Nasıl ki her mevsime uygun giyiniyorsak ruh dünyamızı da bu değişimlere uygun olarak hazırlamamız gerekir.Soğuk havada ince giyinerek hasta olmamız kaçınılmaz olduğu gibi ruhumuzu da bedenimiz gibi hayatın iniş çıkışlarına hazırlamamız hastalıklı bir aklı ve kalbi beraberinde getirecektir.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">İşte insanı yukarıdaki ruh hallerine hazırlayan aynı zamanda bir müslüman olarak bizlere birer imtihan vasıtası olarak sunulan iki mekanizma vardır.Bunlardan biri sabır diğeri ise şükürdür.İmanın hayat içindeki tezahür şekli,darlık zamanında &lsquo;sabır,bolluk zamanında ise &lsquo;şükürile kendini gösterir.Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim sabır ve şükrün birbirinden ayrılmaz olduğuna işaret etmektedir.Şöyle ki peygamberler içerisinde Hz. Süleyman şükrün,Hz.Eyüp ise sabrın timsalidir. Kuran-ı Kerimde Hz.Süleymanı anlatan ayetlerden sonra Hz.Eyüp peygamberden bahsedilir.Tüm bu işaretler bize şükür ile sabrın bir bütünün ayrılmaz parçaları olduğunu göstermektedir.Nitekim Peygamberimiz (s.a.v.) &lsquo;Müminin durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır.Üstelik bu başkasına değil,sadece mümine has bir durumdur.Ona memnun olacağı birşey gelse şükreder; bu hayırdır.Hoşlanmadığı bir zarar gelse sabreder; bu da onun için hayır olur.&lsquo;buyurmuştur.Yani kişi sabır halinde de şükür halinde de kazançtadır.Fakat her iki hususta da ayrımına varılması gereken noktalara işaret edelim.Bunlar hem ruh sağlığımız açısından hem de bir kul olarak imanımızın derecesi açısından önem arz eder.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;&nbsp;&nbsp; </p>
<p class="MsoNormal">Öncelikli olarak sabır musibetler karşısında eylemsizlik,hareketsizlik demek değildir.Sabır bir direniştir.İstenmeyen durumun Allahtan geldiğini bilip ve bunun bir imtihan olduğunun idrakine varabilme yetisidir.Diğer taraftan sabır başa gelen olayla ilk karşılaşma anında sergilenen tutum ve davranışlardır.Sabrın en faziletlisi budur.Daha sonra mecburiyet sebebi ile veyahut çaresizlikten gösterilen &lsquo;zoraki sabır -buna tasabbur denilmektedir- her ne kadar kişiyi sabra alıştırması sebebi ile reddedilmese de çok da kabul görmez.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">Sabır sadece musibetlere gösterilen bir direniş değildir.Bu açıdan sabrın çeşitleri vardır.İtaat ve ibadete sabır,musibete sabır ve masiyete sabır olarak sınıflandırmak mümkündür.Bir müslüman açısından bakıldığında bu saydıklarım arasında en zor olanının masiyete sabır olduğu kanatindeyim.Burada nefsin isteklerine,şeytanın aldatmacalarına karşı gösterilen bir sabır söz konusudur.Gündelik yaşamda bizi en çok yanılgıya düşürecek husus da bu noktada karşımıza çıkar.Bununla birlikte itaat ve ibadete sabır da yine süreklilik isteyen ve kulluk vazifelerimizin gerektirdiği bir durum olsa gerek...</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">Buraya kadar sabır konusuna değindim.Diğer mekanizma olan şükür noktasında öncelikle şu hususu belirtmekte fayda olduğunu düşünüyorum.Hamd ve şükrün iyi ayırtedilmesi gerekir.Hamd belalar,musibetler karşısında söylenir.Şükür ise Allahın vermiş olduğu nimetler karşında duyulan minnettarlığın ifadesidir.Şükür yalnızca söz ile olmaz.Ameli de gerektirir.Şükür Allaha duyulan hayranlığın,teşekkürün ve kulluğun bir ifadesi olmakla birlikte insani ilişkilerimiz ve ruh sağlığımız açısından da koruyucu ve onarıcı bir mekanizmadır.Şöyle ki şükreden kimse nimeti görür,bu nimetin Allah tarafından kendisine bahşedildiğini idrak eder ve çevresindeki herşeye de aynı nazar ile bakar.Dolayısıyla şükür kibri yok eder.Evet Allah bu nimeti vermiştir.Ancak istemezse bu nimeti vermeyebilirdi.Veyahut verilen her nimet bize birer emanet hükmündedir.Bu sebeple Allah bu nimeti geri de alabilir düşüncesiyle hareket eder.Bu açıdan baktığımızda şükür şımarıklığı,gururu,kendini yeterli görmeyi de engelleyen bir etkiye sahip değil mi? Şükreden kimse ne Allaha ne de kula karşı nankördür.Kendisinin müşkülünü çözmüş veya bir nimete kavuşmasına ortam hazırlayan kişiye teşekkür edeceği gibi Allahın bu nimetin kendisine ulaşması için&nbsp;&nbsp; o kimseyi vesile kıldığının da farkındadır.</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">Yazımın buraya kadar olan kısmında sabrı ve şükrü ağırlıklı olarak İslami açıdan değerlendirdim.İnsan ve toplum psikolojisi açısından olaya bakacak olursak darlık haline sabır, bolluk,rahatlık zamanında şükür halinde olan kimseler iç dünyasında huzur bulur.İç dünyası huzurlu kimselerin insani ilişkileri daha sağlıklıdır.Allahın kendisine verdiklerine şükür ederek vermediklerine isyan halinde olmaz.Bu şekilde de kıskançlık,hasetlik gibi tağuti hislerin de önüne geçme fırsatını elde eder.İç dünyası huzurlu bireylerden de yine aynı özellikleri taşıyan nesiller gelecektir.Tüm bunları göz önüne aldığımızda sabrın ve şükrün hem bu dünya hayatı hem de ahiret hayatı açısından önemli olduğunu görürüz...</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">Ömrümüzün dört mevsiminde de sabrı ve şükrü şiar edinmek dileyiğle....</p>
</p>]]></content:encoded>
<author>İrem Kaysı</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/irem-kaysi/sabir-ve-sukur/1146/</link>
<pubDate>Tue, 16 Jun 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>25 Milyon Doğu Türkistanllı Çin’in baskısı altında</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Dünyadaki Müslümanlara uygulanan zülümleri dile getiren Şanlıurfa’da&nbsp; çok az sayıda dernek var. Şanlıurfa’da Cuma günü Şanlıurfa Sivil Tolum Kuruluşları Cuma namazı sonrası Cezayir, Mali, Orta Afrika ve Ruandada Fransa, Güney Afrikada İngiliz, Çeçenistanda Rusya ve birçok Müslüman ülkedeki zulme dur demek için orada idam edilen ve zulme uğrayıp ölenler için gıyabi cenaze namazı kıldılar .</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Ruha Derneği Başkanı Mehmet Salih Samak, "Başta Firavun düzeni olmak üzere İslam ümmeti ve alimlerine karşı girişilen bu alçakça saldırıları kınıyor ve lanetliyoruz. Bir asırdan bu yana başsız ve sahipsiz bırakılan İslam ümmeti düşmanları tarafından akla ve hayale gelmeyen türlü tuzaklara düşürülmüş, düşürülmekte olduğunu belirtti.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Şanlıurfa’daki diğer STK’lerin de bu konuda artık duyarlı olması gerekiyor. Doğu Türkistanda başta olmak üzere Müslümanlara yapılan zulümlere karşı güç birliği yapılması gerekiyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Dünyadaki ülkelere bakıldığında iç savaşlar, mezhep kavgaları hep Müslüman ülkelerinde oluyor. Emperyalistler yardım adı altında örgütlendikleri bu ülkelerde kardeşleri birbirine düşürüyor. Birde Çin tarafından işgal edilen Doğu Türkistanlı kardeşlerimize yapılan zülüm ise kanları donduruyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Çok az sayıdaki medya kuruluşu gerçekleri gündeme getirmektedir. Haber 7de Serkan Üstünerin haberini okuyunca dünyanın sessiz kalması ve çine yaptırım uygulamamasına ve Birleşmiş milletlerin niçin kurulduğunu sorgulamanın ne kadar halkı olduğunu gözler önüne seriyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">İşte o haberden bir bölüm sizlerle paylaşıyorum. Çinin, Doğu Türkistandaki halka uyguladığı zulmün en önemli nedeni halkın Müslüman olmasıdır. Çünkü komünist Çin, bölge üzerindeki hakimiyet ve sultasını kuvvetlendirmeye karşı en büyük engel olarak halkın İslami kimliğini görmektedir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Halkı dininden vazgeçirmek için her türlü yıldırma ve baskı yöntemini kullanan Çin şovenizmi, en fanatik dönemini komünist diktatör Maonun 1966-1976 yılları arasında uygulattığı Kültür Devrimi esnasında yaşadı. Camiler yıkıldı, toplu ibadet yasaklandı, Kuran kursları kapatıldı ve bölgeye yerleştirilen Çinliler Müslümanları taciz etmek için her yolu denediler. Okullarda dinsizlik propagandası yapıldı. Ayrıca bütün iletişim araçları vasıtasıyla insanların dinden soğutulmaları için yoğun çaba harcandı. Dini ilimlerin öğrenilmesi ve dini bilgilere sahip öncü kişilerin halkı eğitmeleri ise tamamen yasaklandı. Buna rağmen halkın İslami kimliği yok edilemedi.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Günümüzde Müslüman halka uygulanan sindirme ve baskı yöntemlerinden biri ise eğitim alanında kendini göstermektedir. Bölgedeki üniversitelerde eğitim Çincedir. Bu üniversitelerde okumasına imkan tanınan Müslüman öğrencilerin oranı ise ancak %20dir. Ekonomik güçlükler ise, Müslüman halkın eğitim seviyesini düşüren önemli bir etkendir. Çince eğitim yapan orta dereceli okullar gelişmiş imkanlara sahipken, Uygur okullarında sıra bile bulunmamaktadır. Okullarda din dersi programlarının esası ateizm üzerine bina edilmiştir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Otuz yılda dört defa alfabelerinin değiştirilmiş olması da yine bölgedeki Müslümanlara yapılan asimilasyon uygulamalarının bir parçasıdır. Mao, kültür devrimine rağmen Çin alfabesine dokunmazken, Uygur alfabesini İslam harflerinden Kirilceye çevirmiştir. Bir müddet bu alfabe kullanıldıktan sonra Latin harflerine geçilmiş, ancak bu defa da Türkiye ile kültür köprüleri kurulmasın diye tekrar İslam harflerine dönülmüştür. Alfabe ile bu kadar sık oynamanın nesiller arası anlaşmayı ne kadar zor bir hale getireceği ise açıktır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">İslam coğrafyası, Suriyede savaş, Mısırda siyasi kaos ve katliamlar, Burmada Budist çetelerin terörü ile zor günler yaşarken, Çin zulmü altında ezilen Doğu Türkistandaki Uygurlar ise dünyanın sessizliğinin gölgesinde yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Birleşmiş Milletlerin soykırım için yaptığı tanım, Çin işgali altındaki Doğu Türkistandaki duruma tam olarak uymaktadır. Buna rağmen Doğu Türkistanlılar, Birleşmiş Milletlerin koruyucu şemsiyesi altına girememektedir. Birleşmiş Milletlere yapılan tüm başvurular geri çevrilmektedir. 25 milyon Doğu Türkistanlı Müslüman, halen Çin baskısı altındadır ve dünya bu zulme göz yummaktadır. Binlerce siyasi tutuklu vardır ve bazıları hapishanelerde "kaybolmuş" durumdadır. Tutuklulara işkence yapılması ise artık sıradan bir olay haline gelmiştir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Çin yönetimi, Doğu Türkistanda&nbsp; 400 kişiyi internet üzerinden propaganda yapmak suçlamasıyla gözaltına aldı. 26 Haziran-31 Ağustos tarihleri arasında 110 kişi bu tür suçlamalarla tutuklanırken, 164 kişi ise uyarıldı. Yakın zamanda Uygur bölgesinde mücahid oldukları gerekçesiyle 139 kişi tutuklandı.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">2013 yılı yazında Kaşgar bölgesinde İslami hassasiyetleriyle tanınan ve çevresinde sevilen, sayılan bir aile, kadınların başörtülerini çıkartmasını reddetmeleri üzerine ayrılıkçı terörist damgasıyla evlerinde diri diri yakılmıştır. Akabinde Karılıkta (Kargalık yakınlarında) işgalci, katil Çin yönetimi insansız hava araçlarından silahsız ve savunmasız bir grup Uygur gencini vahşice açılan ateşle katletti. Manzara o kadar vahim olmuştur ki, şehit gençlerin kimlikleri ancak et parçalarının DNA analizi sonucu tespit edilebilmiştir (edilmeye çalışılmıştır). Ağustos ayında Doğu Türkistanlı büyük İslam alimi Abdulkadir Karihacım vefat etmiş. Kaşgarda 30 bin Uygur sabah namazı sonrasında son yolculuğuna uğurlamıştır.</p>]]></content:encoded>
<author>Yusuf Güler</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/yusuf-guler/25-milyon-dogu-turkistanlli-cin-in-baskisi-altinda/1139/</link>
<pubDate>Thu, 23 Apr 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hira’nın Çocukları</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir yazıda Türk düşünce dünyasının önde gelen entellektüellerinden biri olan Cemil Meriçin kitabından bir alıntı ile karşılaştım.Aslında daha önce okumuş olduğum bu satırlar bu kez beni fazlasıyla etkilemişti...Çünkü tam da şu günlerde en net haliyle&nbsp; gördüğüm tabloyu Cemil Meriç bundan kırk yıl önce şu çarpıcı ifadeyle haber vermişti...&lsquo;Hala anlayamadık mı? Olimpos dağının çocukları,Hira dağının evlatlarını asla kabullenemeyecektir.&lsquo; Evet,ne kadar doğruydu...Tarihin hiçbir döneminde Müslümanlar kabullenilmedi.İşin kötü bir yanı daha vardı.Olimpos dağının çocukları tek türek iken Hiranın çocukları mahzun,parçalanmıştı.Sonra daha kötüsü oldu...Hiranın çocukları bu makus talihine razı olmaya karar verdi.Artık onlar için yapılacak çok birşey kalmamıştı.Bundan sonra kan,gözyaşı,ölüm bu coğrafyayı terk etmeyecekti.Ne pahasına olursa olsun Müslümanlar tek yürek olmamalıydı...Onların kaderi bu değildi...Bizler düşman medeniyetin çocuklarıydık.Bizler tehlikeliydik..Neden mi? Çünkü bizim medeniyetimiz ortaçağ karanlığına aydınlığı getirmişti.İslam dininin tüm güzelliklerini dünyanın dört bir yanına yaymış,insanları hoşgörü çerçevesinde birleştirmişti.Sanattan bilime,edebiyattan mimariye birçok alanda eşsiz eserler vücuda getirmişti...Bunlar tekrar yaşanmamalıydı.Avrupa buna yeniden tahammül edemezdi.Yine değerli hocamız Cemil Meriçin ifadesiyle;Asya cüzzamlılar diyarı olmalıydı...Peki ne mi yaptı Batı? Bir toplumda her çöküşün başı yozlaşma idi.Bir medeniyeti ne kadar bağlı olduğu değerlerden koparabilirseniz o medeniyet, çöküşü o denli hızlı yaşardı.O vakit Müslümanların sahip olduğu tüm değerlerden kopması gerekiyordu.Sonra bir menfaatler kavgası yaşatılmalıydı.Menfaat ne kadar büyük olursa kavganın şiddeti o denli büyük olurdu...İnsan nefsi paraya,güce ve iktidara karşı oldukça zayıftı.Bu kullanılmalıydı.Müslüman başka bir Müslüman kardeşini düşmanı olarak görmeliydi.Birinin varlık sebebi ötekinin yokluğu gibi gösterilmeli ve buna Müslümanlar inandırılmalıydı.Bundan başka İslam toplumunun bir zayıf noktası daha vardı.Müslümanlar Kuran ve sünnetin dışında Allaha ulaşmanın farklı yollarını benimsemişlerdi.Bunlar mezheplerdi.Her mezhep, dini kaideler noktasında farklı yorumlar getirmiş ve farklı Müslüman kitleleri etrafında toplamıştı.Bu ayrıştırmanın sağlanması adına Batının elindeki en güçlü silahtı.Gerekirse Kuran ve sünnete bağlı olmayan sapkın mezhepler türetilecek ve bunların Müslümanlar arasında yayılması sağlanacaktı.Nitekim bu silah da en vurucu haliyle Müslümanlar arasında etkisini gösterdi.Sonra ne mi oldu? Kavgalar başladı,müslümanlar ekonomik açıdan geriledi.Herşeyi Batıdan satın alır oldu.Müslüman coğrafyalar Batının sömürgesi haline geldi.Birçok alanda devrinin öncüsü olan bir medeniyetin torunları kendilerine dahi yetemez duruma düştüler.Bir Müslüman diğer Müslüman kardeşinin alnına silahın o soğuk namlusunu dayayıp tetiğe basmaktan çekinmedi.Üstelik bunu yaparken dininin öldürmeyin emri aklına hiç gelmedi...Aralarında güven duygusunun yok olduğu,mazisinden koparılmış,manevi değerleri yok edilmiş,para ve iktidar hırsı ile dolu bir topluluk artık patlamaya hazır bir bomba gibiydi.Tüm bunlara bir de cehalet eklenince kandırılmak kaçınılmazdı...</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Evet,yazdıklarım birkaç yüzyılın kısa bir öyküsü idi.Bugün silahlar susmadı...gözyaşı dinmedi.Akan kan durmadı. Aksine artarak devam ediyor.Un ufak olmuş bir coğrafyanın üzerinde halen oyunlar oynanıyor.Ne zaman ki Müslümanlar uyanacak,silkinip kendine gelmeye çalışacak.Ne zaman ki Kuran ve sünnetin yol göstericiliğini esas alıp manevi değerlerine dört elle sarılacak işte o gün bu oyun bozulacak...Olimpus dağının çocukları Hiranın evlatlarını o gün de kabul etmeyecek fakat ibre çoktan tersine dönmüş olacak...</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>İrem Kaysı</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/irem-kaysi/hira-nin-cocuklari/1138/</link>
<pubDate>Thu, 23 Apr 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Öyle Olsa ne?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Allah "kulum" desin, Peygamber "ümmet",<br />El "said" dese ne "şaki" dese ne,<br />Tuttuğun yol haksa orda sebat et,<br />Dil said dese ne şaki dese ne!</p>
<p>Akıldır insana hakkı bulduran,<br />Hep hataya düşer aklı unutan,<br />Onu gönül ile harmanlamayan,<br />Yolum ak dese ne kara dese ne!</p>
<p>Aklını ipotek etme kimseye,<br />Yalnız Hakk’a inan ve Peygamber’e,<br />Hakiki bir mürşid bulursan dinle,<br />Halk "saptı" dese ne "kaydı" dese ne!</p>
<p>Ol Mevlana Rumi Şems’e can oldu,<br />Millet anlamadı, söylendi durdu,<br />İkisi el ele Hakk’a kul oldu,<br />El &acirc;şık dese ne maşuk dese ne!</p>
<p>Ceddini bilmeyen kendin bilir mi?<br />Boş teneke dolu sesi verir mi?<br />Aşkı tanımayan hakkı bulur mu?<br />"Ben oldum" dese ne "buldum" dese ne!</p>
<p>Eli günü bırak, nefsine bir bak,<br />Kusuru pek çoktur, yaptıkları fak,<br />Nefse muhalif ol, ki olsun ak pak,<br />Artık bal yesen ne bulgur yesen ne!</p>
<p>Sırra erdin ise sakın bırakma,<br />Yolun haktır inan, şüpheyle bakma,<br />Yaşıyorken öl ki tekrar azıtma,<br />Gayrı çul giysen ne libas giysen ne,<br />Ruh diri olsun da, cismi soysan ne!</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Aslıhan Duran</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aslihan-duran/oyle-olsa-ne/1136/</link>
<pubDate>Mon, 20 Apr 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Özel Güvenlik kaldırılmalı mı?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong>Geçtiğimiz haftalarda Çağlayan Adliyesinde meydana gelen saldırı sonrasında Berkin Elvan davasının savcısı Sayın Mehmet Selim Kiraz terör örgütü üyeleri tarafından adliye binasındaki odasında şehit edildi.Savcımıza Allahtan rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum.Saldırının adliye binasında gerçekleşmesi ve 6 saatlik bir rehin alınma krizinin yaşanması,silah ve mühimmat ile adliye binasına giriş yapılması ve tüm bunların Türkiyenin en korunaklı adliyesi olduğu söylenen Çağlayan Adliyesinde meydana gelmesi güvenlik zaafiyetinin olduğu tartışmalarını da beraberinde getirdi.Hemen akabinde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanın &lsquo;özel güvenlikkaldırılmalı şeklindeki sözleri yeni bir tartışmanın da fitilini ateşlemiş oldu.Yazımın başında şunu öncelikli olarak belirtmek isterim ki beni konu hakkında yazmaya iten sebep hukuk fakültesi 2.sınıftayken İdare Hukuku dersinde özel güvenliğin hukuk sistemimizdeki yeri ve gelişimi hakkında yapmış olduğum bir çalışmadır.Burada özel güvenliğin tüm yönlerini ayrıntılı bir şekilde ele almak elbette mümkün değil.Fakat yetkileri,görev alanları ve hukuki düzenlemeleri noktasında oldukça az bilgi sahibi olduğumuz bir konunun ana hatları ile de olsa tartşılması,yazılması gerektiği kanısındayım.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong>Özel güvenlik Türkiyede 22.07.1981 tarih ve 2495 sayılı kanun ile yasal zemine oturtulmuştur.Ancak onun öncesinde 1950&lsquo;lerden itibaren özel mülkün korunması düşüncesi ile hiçbir yasal zemini olmamasına rağmen güvenlik şirketleri kurulmaya başlamıştır.2495 sayılı yasa yıllar içerisinde epey değişikliğe uğramış ve nihayet 2004 yılında yapılan köklü bir değişiklik neticesinde 5188 sayılı &lsquo;Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun yürürlüğe girmiştir.Bu kanunun özellikle 11 Eylül saldırıları sonrasında geliştirilen Amerikan modeli özel güvenlik ile birçok yönden benzediği görülmektedir.Ancak uygulamaya bakıldığında Türkiyede özel güvenlik hizmetlerinin gerek uygulamanın ithal olmasından kaynaklı gerekse sistemin kurumsallaşamamasından dolayı bir takım sıkıntıları bulunmaktadır.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong>Öncelikli olarak farkındalık oluşturmak istediğim bir ayrım var.Özel kolluk ile özel&nbsp; güvenlik ayrımı yapılmalıdır.Günlük kullanımdan kaynaklı bir hata olmakla beraber özel kolluk dediğimiz belirli bir bölgede ve belirli bir konuda faaliyet gösteren kamu görevlisi niteliğine haiz kolluk görevlileridir.Orman muhafaza memuru yada gümrük muhafaza memuru buna örnek olarak verilebilir.Ancak özel güvenlik hizmetleri tamamen özel hukuk kaynaklı, özel hukuk tüzel kişileri tarafından yerine getirilen hizmetlerdir.Bunlar kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyettedir.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong>Özel güvenlik hizmetleri ile ilgili olarak ilk etapta 5188 sayılı yasanın birçok yönden eksik olduğunu görmekteyiz.Öncelikli olarak kanunun kapsamının oldukça dar olması, bu hizmeti yerine getirecek kişi ve kuruluşların ruhsatlandırılması ve denetlenmesine ilişkin hususlar gibi oldukça sınırlı bir alanı düzenlemesi bu görevi ifa eden güvenlik görevlilerinin hakları,ücretleri,yetkilerinin sınırları gibi oldukça geniş bir kesimi ilgilendiren hususlarda herhangi bir yasal düzenlemenin yapılmaması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong>Bunun yanısıra özel güvenlik sisteminin ticari kaygıları üst düzeyde barındırması nedeniyle bu görevi yerine getirecek kimselerin eğitimi konusu önemsenmemektedir.Son istatistik verilerine göre 180.000 civarında güvenlik görevlisi bulunmasına rağmen toplumsal açıdan bir değerlendirme yapıldığında mesleğin imajının oldukça düşük olduğu görülmektedir.Bunun nedenleri araştırıldığında ise yine güvenlik görevlilerinin eğitimindeki yetersizlik ilk etapta göze çarpmaktadır.Şöyle ki çok kimsenin zihninde birkaç ay kursa giderim bir sertifika alırım ve güvenlik görevlisi olurum anlayışı bulunmaktadır.Oysa ki bir yerin güvenliğinin sağlanması oldukça önemli bir husustur.Ve önemle belirtmek gerekir ki ciddi bir eğitim süreci ve bazı becerilerin edinilmesi gerekmektedir.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong>Bu hizmeti yerine getirecek kimselerin özlük haklarını içeren yasal düzenlemelerin bulunmaması,özel güvenlik şirketlerinin düzenli ve ciddi denetimlerinin yapılmaması,maaş ve ücret noktasında belirli bir uygulamanın bulunmaması,çalıştırılacak yerin özelliğine mahsus bir eğitimin verilmiyor olması,yetki ve </strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong>sorumluluklarının sınırlarının çizlmemiş olması gibi daha birçok neden bu sistemin çok kez tıkanmasına ve işlemez bir konuma gelmesine neden olmaktadır.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong>Yapılan tartışmaların içeriğinde &lsquo;özel güvenlik sisteminin kaldırılması, yerine ya &lsquo;koruma memuru denilen tamamen kamusal nitelikli bir kurumun getirlmesi veyahut polisin birçok kurum ve kuruluşun güvenliğini sağlamasından bahsedilmektedir.Bunun birkaç yönden sakıncası olduğu görüşündeyim.Öncelikli olarak 180.000 civarında insanın mağduriyeti söz konusu olacaktır.Bununla beraber özel güvenlik hizmetinin sağlayıcıları olan özel güvenlik şirketleri kapanacak ve bu özel teşebbüsün engellenmesi anlamına geleceği gibi piyasada bir sektörün yok oluşu demektir.Modern devlet düzenlerinde devletler küçülme yoluna gitmek suretiyle&nbsp; kamusallığı azaltarak özelleşme politikalarını tercih ederken bizim ülkemizin tam tersi bir tutum sergilemesi sistemin gerisinde kalmamıza yol açacaktır.Ayrıca bu hizmeti verecek sayıda emniyet personelimizin bulunmaması hızlandırılmış polis alımları sonucunu doğuracak ve yine eğitim noktasında eksik kimselerin bu kez daha fazla yetkiyi üzerinde barındırmak suretiyle bu görevlere getirilmesi söz konusu olacaktır.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong>Burada sistemin aksayan yönleri,bunun nedenleri,bahsedilen yeni sistemin sakıncalarından dilim döndüğünce ve bildiğim kadarıyla bahsetmeye çalıştım.Elbette tüm bunlar yukarıda sayılanlarla sınırlı değil.Yalnız şunu belirtmek isterim ki aksak bir sistemi kökten kaldırmak yerine sistemin aksayan yönlerini düzeltmek ve bu şekilde işlerlik kazandırmak daha faydalı olacaktır.Başta eğitim olmak üzere güvenlik şirketlerinin üzerindeki ticari kaygıları bir nebze olsun azaltmak,denetim ve ruhsat mekanizmasının işleyişindeki aksaklık ve ciddiyetsizlikleri gidermek,güvenlik görevlilerinin özlük haklarını sağlam kanuni temellere dayandıracak düzenlemeleri yapmak hem bu görevi hali hazırda yapan kimseleri mağdur etmeyecek hem liberal ekonomiyi güçlendirecek hem de modern çağın uygulamalarının gerisinde kalmamızı önleyecektir.</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><strong style="mso-bidi-font-weight: normal;">&nbsp;</strong></p>]]></content:encoded>
<author>İrem Kaysı</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/irem-kaysi/ozel-guvenlik-kaldirilmali-mi/1135/</link>
<pubDate>Sun, 19 Apr 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Urfalıca Kelimeler</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Güneydoğu Bölgesinin İncisi GAPın başkenti Şanlıurfamız Yaşayan İnsanların Irkları bakımında Mozaik Bir Yapıya Sahiptir.Şanlıurfada Türk, Arap, Kürt olarak bir arada Kardeşçe yaşamaktadır.</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Bu defaki yazımda <strong>Urfa Ağzı</strong> Kelimelerini (Urfalıca ) yazmayı uygun gördüm sebebine gelince Geçmiş Yıllarda İlçelerden Şanlıurfa Merkeze göç eden Urfalı vatandaşların Şanlıurfa Merkezde yaşayan Urfalıların konuşmalarını Anlamamalarında dolayı Gerek Kendimin bildiği, Gerek Yüz yüze görüşerek büyüklerimden edindiğim bilgiler ile Gerekse Sosyal Medyadaki takipçilerimizden edindiğim bilgiler doğrultusunda Şanlıurfa Merkezde Konuşulan Urfa Ağzı Kelimeleri (Urfalıca) bir araya getirmeye çalıştım mutlaka eksiklikler,eksik kelimeler,Urfa Ağzı kelimelerin yazılışlarında sorunlar olabilir.Bu Araştırmaları Konuda Eğitimli Kişiler kitaplaştırmıştır, Fakat İnternet Ortamında Bulmak mümkün olmuyor Böyle Bir çalışmayı İnternet Ortamında 2 yada 3 Kişi yapmış oda aynı kelimler ile bu nedenle ben kendi imkanlarım ile araştırmalarıma devam edip eksik kelimeleri Araştırıp Urfa Ağzı Kelimeleri (<strong>Urfalıca</strong> ) İkinci Bir Köşe yazısı ile siz değerli Okuyucular ile Buluşturacağım.</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">Şanlıurfa Merkezde Kullanılan Urfa Ağzı Kelimelerde (Urfalıca) Öz Türkçe, Azerbaycan Türkçesinin olduğu Arapça, Kürtçe bazı kelimeler ile benzer olduğunu fakat aynı olmadığını anladım.Yapmış olduğum Çalışmanın birinci kısmını sizler değerli okuyucular ile paylaşıyorum</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Teckeleci:</strong> Güvensiz,Dalevereci</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Nişanba:</strong> Plastik, Naylon</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Cıncık:</strong> Cam</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kanne:</strong> Cam</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Arış ağacı:</strong> Asma ağacı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Ayze (Aize):</strong> Elbise</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Behteniz:</strong> Maydanoz</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Bibi:</strong> Hala</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çındır:</strong> Etteki Sinir</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Deleme:</strong> Topaç</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Has:</strong> Marul</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Suhra İş:</strong> Angarya İş</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Teberik:</strong> Türünün son örneği, Hatıra eşya</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yanfırı:</strong> Eğri</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Zuvah:</strong> Sokak</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Urup:</strong> Çeyrek</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çapıt:</strong> Bez Parçası</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kuşhana:</strong> Tencere</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Ülbe:</strong> Yoğurt Kovası</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Necek:</strong> Yazma (Eşarp )</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Eşkere Eşkere:</strong> Açık Açık</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kerıp:</strong> Urfalı olmayan Yabancı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Saray Nikahı:</strong> Resmi Nikah</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Hışır:</strong> Şanlıurfada altın ve gümüşten yapılan tüm takılara verilen isimdir.</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Hanek:</strong> Şaka</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Balcan:</strong>Patlıcan</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>İsot:</strong>Biber</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Frenk:</strong>Domates</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Pat Pat:</strong> Patlamış Mısır</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Güveği:</strong> Damat</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Asbab:</strong> Elbise</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Hap Hap:</strong>Takunya, tahta banyo terliği</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Uşah:</strong> Çocuk</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sini:</strong> Büyük bakır tepsi</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Külfet:</strong> Ev Halkı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Cücük:</strong>Civciv</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Hayatlı Ev:</strong> Avlulu ev</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Mıtrıp:</strong>Cimri</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>İrak:</strong> Uzak</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Zevzir:</strong> Sığırcık Kuşu</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Pisik:</strong> Kedi</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Dürmük:</strong>Dürüm</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>H&acirc;h&nbsp;:</strong> Yabancı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Hulh:</strong>Hal,Durum</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kırtik:</strong>Azıcık, Biraz</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Hıttı:</strong> Acur Çeşidi</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çimmak:</strong> Yıkanmak,Duş Almak</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Teşt:</strong> leğenin büyüğü</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yavan:</strong> Yanlız,Tek</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Mahana:</strong> Bahane</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Pirpirim:</strong>Semiz Otu</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Culluk:</strong> Hindi</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Küncü:</strong>Susam</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Apar:</strong> Götürmek, Götür</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kulunç:</strong> Sırtım</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Zebelleh:</strong> Büyük</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kiyt:</strong> Güvercin</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Herif:</strong>Koca</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Habbe:</strong>Taneli Lokma</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yusuf Tutan Kuşu:</strong>Kumru Kuşu</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Haket:</strong> Hikaye</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kıymalı:</strong>Lahmacun</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çeppik:</strong> Alkış</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Hülle:</strong> Hille</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Cemel:</strong> Duvar</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çepbel:</strong> Sakar, Genelde Futbol oynayanlara kullanılır</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Döğmeç:</strong> Kuru ekmeğin Islatıp suyunu sıkılması ile İçine kuru İsot,Domates Peynir Yeşillik ile karıştırılıp,sıkılması</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Şoriğ:</strong> Salya</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sille:</strong> Tokat</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Leyli:</strong> Salıncak</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Ezbeh:</strong>Çok zor</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Değenek:</strong>Sopa</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Essah mi</strong>: Gerçek mi</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Germeç:</strong> Damda elbise kurutmak İçin gerilen ip</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Tandırlık:</strong> Kiler-Zahire dam</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sehen:</strong>Tabak</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Zımzırık:</strong> Yumruk</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Mıslık:</strong> Musluk</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Lenğer:</strong> Büyük Tabak</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Angut:</strong> Kahverengi Güvercin</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Hamimilik:</strong>leblebi tozu</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Simsirik:</strong> Sümük</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Dolmuş:</strong> Otobüs</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Nene:</strong> Nine</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çıra:</strong> Lamba</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Döşşek:</strong> Yatak, Minder</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kurre</strong>:Efe</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Mıh</strong>:Büyük Çivi</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Ullİk</strong>: Çukur</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Dıbıh</strong>:Yapış Yapış</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çirtik</strong>:DüğünlerdeParmak ve elin sürtülmesi sonucu çıkarılan ses</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çimdik:</strong> El İle deriyi Bükmek</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çinnik</strong>: Urfalıca El ile ölçü miktarı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çuvap Etmek</strong>: Doktorun çare olmadığını, yapılacak bir şeyin olmadığı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Bir Batman:</strong> Bir Kadının yoğuracağı hamur miktarı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çığırmak</strong>:Şarkı söylemek</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Firkete:</strong> Çenkelli İğne</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Zelzele:</strong>Deprem,Yer sarsıntısı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Zılgıt:</strong> Dil ile Damak arasında Hızlıca çıkarılan ses</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Lolaz:</strong> Börülce</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kara Havuş:</strong> Çörek Otu</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Payam:</strong> Badem</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Annep:</strong> Harnup</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sıhım:</strong> Bir Avuç</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Geremeç:</strong> Kapı Önü</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kehke:</strong> Simit</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Tırıntaz:</strong> Bahaneci</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Cinnik:</strong> Şakak</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çömce :</strong> kepçe</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çin:</strong>Omuz</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Gülle:</strong> Misket</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Pıskılet:</strong>Bisiklet</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Mehle:</strong> Mahalle</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Şenik:</strong> Kalabalık</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Tas:</strong> Su için bardak</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Taka:</strong> Pencere</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Bayahtan</strong>:Demin az önce</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Eyvan:</strong> Evin Önü</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Tetirbe:</strong> Çıkmaz Sokak</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Zerzembe:</strong> Evin altında Işık görmeyen,Zehre saklanan Yer</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Tuman:</strong> Kilot, Don</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Pampa Puşo:</strong> Karahindiba çiçeği</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Gişi:</strong> Koca</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Şatır:</strong> Fırında Ekmeği Pişiren Kişi</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yalavuz:</strong> Yanlız</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sen siye gel Urfalı</strong> : kendine gel Urfalı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Mahsım</strong>: Mahsum</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kerkere</strong>: Oldukça Büyük</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Pöccük</strong>: İzmarit</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Tez:</strong> Erken</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yuha</strong>: Açık Ekmek</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Değirmi</strong>:Tırnaklı ekmek</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Cünk:</strong> Dip, köşe</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sıtıl:</strong> Kova</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Şire:</strong> Üzüm Pekmezi ile Yapılan Batık, Çekçek, Sucukun toptan adı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Bastık:</strong> Pestil, Üzüm Pekmezi ve Nişe ile yapılan Tatlı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çek Çek</strong>: Kesme, Üzüm Pekmezi ve Nişe ile yapılan Tatlı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Pırçıkli:</strong> Havuç</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kefçi:</strong> Meraklı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sako:</strong> Çeket</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Zahar:</strong> Herhalde</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Pehırik</strong>:İsli dumanlı pis hav</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sapkana</strong> : Kolay kolay olmayan</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yırlamak:</strong> Şarkı Söylemek</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Dellek:</strong> Tellak</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Loğloğ:</strong> makara</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Seklim:</strong> Sanki</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yellehçi:</strong> Yalaka, Yağcı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Şirlopçu:</strong> Bedavacı</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Çemırlemek</strong>: Kıvırmak, sıyırmak (paçaları çemirle ha)</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Rik atmak:</strong> Kafayı Takmak, Kişi ile Uğraşmak</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kınıfır:</strong> Karanfil</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Tırrefe:</strong> Alıngan</p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Bebaht:</strong> Mutsuz, bahtsız, talihsiz<a href="http://bedbaht.nedir.com/"> </a></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sizde Bu yazdığımız Urfalıca Kelimelerin dışında bildiklerinizi Yorum Olarak yazabilirsiniz bir Önemli Ricam ise Şanlıurfalıların Özünü Kaybetmemesi adına Urfalıca Kelimeleri Kardeşce yaşadığımız Tüm Urfalılara Öğretmeli, Onlarında Daha Sık Kullanmasını sağlamalıyız. </strong></p>]]></content:encoded>
<author>Ahmet Yusuf Köylü</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/ahmet-yusuf-koylu/urfalica-kelimeler/1134/</link>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İnsanlık Nereye Gidiyor ?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">İnsanoğlu tarih boyunca ihtiras ve benlik yüzünden meydana gelen kavga,&nbsp; kargaşa ve savaşlar nedeniyle çok ağır bedeller ödedi. İnsanlar doğuştan sahip oldukları dil, ırk, renk ve iradeleriyle tercih etikleri din, mezhep ve savundukları farklı fikirler için günümüzde;&nbsp; birbirleriyle yardımlaşmaktan çok, düşmanca muamelelerde bulunuyorlar.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Akıl sahibi olarak bütün insanların; &ldquo;Nereden geldik, niçin geldik ve nereye gidiyoruz?&rdquo; sorularını sormaları gerekmektedir. Bu soruların cevabını herkes farklı veriyor. İnsanlığın &ldquo;ebedi yok oluşa&rdquo; gittiğini düşünenler olduğu gibi; &ldquo;ebedi yaşama&rdquo; inananlar da vardır. Öncelikle kesin gerçeği hatırlatmak isterim; Kimse bu dünyada sonsuza kadar yaşayamıyor. Zaten yaşamak istese de olmuyor. Bize biçilen hayatı yaşıyor, belli bir süre sonra bu dünyadan göçüp gidiyoruz. Başıboş ve amaçsız bir şekilde dünyaya gelmediğimize inanan birisiyim. Adına &ldquo;insan&rdquo; denilen bir varlık olarak dünyaya gözlerimizi açıp ve sayılı yıllar yaşadıktan sonra &ldquo;ebedi yokluğa&rdquo; gittiğimize inananlardan değilim. &ldquo;İnsan nasıl bir varlıktır, nereden gelmiş, niçin gelmiş ve en önemlisi nereye gidiyor?&rdquo; sorusunun cevabı tarih boyunca tartışılmış, nihayetinde de bizi var eden Rabbim, insanlara elçilerini göndererek doğru yolu bulmasını istemiştir. Tabir yerinde ise yaratanının olduğunu hatırlatmıştır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Allah tarafından akıl sahibi olarak yaratılmış olan insanoğlu, yanlış ve doğruyu ayırt edebilmesi için de, irade verilmiştir. Yaşadığı toplumda içerisinde bulunduğu koşullar düşünce yapısının oluşmasına temel teşkil etmektedir. Bu düşünce yapısı neticesinde kendine bir yaşam felsefesi belirlemektedir. Aynı aile fertlerinin bile farklı düşünce ve ideoloji savunduğu günümüz koşullarında,&nbsp; farklı fikir ve düşüncesi olan insanları neden ötekileştiriyoruz ve saygı duymuyoruz?</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Bir fikir veya ideolojiyi savunurken çok sert düşünce yapısına sahip olabiliyoruz. Bediuzzaman Said Nursinin bu konuda şu sözü çok manidardır:&rdquo;Mesleğim haktır yahut daha güzeldir diyebilirsin. Yoksa hak yalnız benim mesleğimdir yahut güzel benim meşrebimdir diyemezsin.&rdquo; &ldquo;Benim düşüncem, ideolojim daha iyidir. Diğerleri batıldır&rdquo; düşüncesiyle hareket ederken, çok büyük yanlışlara düşme durumumuz olabiliyor. Sahip olduğum düşünceleri ve yaşam felsefemi başka kişilerin düşüncelerine, ideolojilerine karşı olduğum için değil, inandığım için savunmuşumdur. Beşeri münasebetlerin temeli olan hoşgörü ve anlayışı geliştirmek için öncelikle bunu istemeli ve çaba sarf etmeliyiz. Evrensel bir bakış açısına sahip olmak ve daha yapıcı düşünmek için kendimizi eğitmeli ve empati duygumuzu geliştirmeliyiz.&nbsp; İnsanoğlu isterse gezip görerek ve okuyarak zamanla daha evrensel bakış açısına sahip olabiliyor ve karşı görüşlere daha yapıcı yaklaşabiliyor. Hz. Ali (r.a.) şöyle buyurmuştur:&rdquo;Şu dünya bir dağ gibidir. Ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır. Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler söyle. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse dünya değişir.&rdquo; Yeter ki insanın kalbinde haset, kin ve düşmanlık olmasın.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Lütfen, başkaların savundukları fikir ve düşünceleri, ırk, dil ve inançları nedeniyle hemen mahk&ucirc;m etmeyelim. Onlara düşmanca yaklaşmayalım. Düşmanca bakış açıları yüzünden, dünyanın birçok yerinde,&nbsp; özellikle Ortadoğuda akan kan, katliam ve vahşetleri net görelim. Doğru analiz edelim. Allah dileseydi hepimizi tek renk, tek düşünceye sahip kılabilirdi. Her fikir ve düşünceye saygılı olmamız gerekiyor. Başkalarının düşüncelerine katılmak zorunda değilsiniz, ama düşmanlık yapmak da yanlıştır. Çünkü her insan düşüncesinin doğru olduğuna inanır. Bütün renk ve düşüncelere saygı duymalıyız. Mevl&acirc;n&acirc; Cel&acirc;ledd&icirc;n-&icirc; R&ucirc;m&icirc; ’nin dediği gibi: &lsquo;Mademki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik... Renk, ırk ve düşünceye takılmadan, ortak paydada, insanlıkta, buluşmak dileğiyle&hellip;</p>]]></content:encoded>
<author>Mehmet Emin Erdem</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/mehmet-emin-erdem/insanlik-nereye-gidiyor/1131/</link>
<pubDate>Sun, 05 Apr 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>En değerli yatırım</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Muhterem Kardeşlerim&hellip;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Bugün insanların en çok konuştuğu konulardan biri ekonomidir. Birçok sohbetin konusu, arsa, borsa, euro, dolar, altın, hisse senedi, devlet tahvilleri vs. İnsanlar; en değerli yatırım aracı hangisi ise, haklı olarak ona yönelmek istiyor. Bu normaldir, yadırganacak tarafı yoktur.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Unutmamalı ki bu yatırımlardan çok daha önemli bir yatırım daha var. O da çocuğa yapılan yatırım, insana yapılan yatırımdır. Dünyanın en zor işi insan yetiştirmektir. Bir insanın yetişmesinde birçok unsur rol alır. Bunlar içinde en önemlileri; aile, çevre, okul ve medyadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Dünyadaki bütün ülkeler, kendi çocuklarının ve gençlerinin dürüst, çalışkan, güzel ahlaklı, başarılı, kültürlü, topluma faydalı, vatansever, eğitimli ve kendi öz değerlerine saygılı insanlar olarak yetişmesini ister. Bunun için çaba harcar. Bunu başaran ülkelerin, diğer sıkıntıları daha kolay ve daha çabuk çözülür. Çünkü her şeyin başı insandır. İnsanın iyi yetişmesi için hiçbir masraftan ve güçlükten kaçınmayanlar, başarının ve medeniyetin zirvesine yükseldiler. Osmanlı böyle yaptı. Amerika ve Avrupa şimdi [Osmanlıyı taklit ederek] böyle yapıyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Ülkemiz, yukarıda bahsedilen bir insanın yetişmesinde en önemli rolü üstlenen kurumlar konusunda yetersizdir. Çocuklarımız, h&acirc;l&acirc; kalabalık sınıflarda, laboratuarsız, bilgisayarsız ortamlarda ders görüyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Büyük şehirler başta olmak üzere, çevremiz de pek tekin değil. Yani, dışarısı tehlikelerle dolu.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Görüntülü ve yazılı medyanın büyük bir bölümü şiddet ve cinsel konulara ağırlık veriyor...İnsanın edep duygularını zedelediği ve çeşitli kötülükleri cazip h&acirc;le getirdiği için izlenmesi, okunması sakıncalı bir sürü yayın var.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Geriye ne kaldı... Bir tek aile...</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Bütün ebeveynlerin biricik derdi, çocukların iyi bir şekilde yetiştirmektir. Bu konuda kendi gayretleri yeterli değil. Çocukları, kötü arkadaşların, görüntülü ve yazılı medyanın zararlarından korumak lazım.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Evet, size de tavsiye edeceğimiz, bu konuda yıllardır yüzümüzü ağartan bir yayın var. Biz ona "En iyi arkadaş" diyoruz. İyi ki var. Çocuklarımızı, birer hanımefendi birer beyefendi olarak yetiştirmek için gayret sarf ediyor. Onlara vatan-millet-bayrak sevgisini, ecdada saygıyı, kendi kültürüne ve değerlerine sahip çıkmayı öğretiyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Onlara çalışkan, sabırlı, kibar ve zarif olmayı, başarılı olmanın yollarını öğretiyor, anne babaya saygıyı öğretiyor. Okuma alışkanlığı kazandırıyor. Onları eğlendirirken, çok değerli bilgiler veriyor. Zek&acirc;larının gelişmesi için özel bulmacalar, zek&acirc; oyunları hazırlıyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Tek başına bir çocuğu yetiştirmek de mümkün değildir. İyi bir çevreye gitmeli, iyi insanlarla komşuluk etmelidir. Türkiye Gazetesi yayınları, Türkiye Çocuk gibi faydalı eserler okumalı ve okutmalıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Her şeyi, zıddı kırar. Kötü huyları, iyi huylar yok eder. Bu bakımdan kendini zorla da olsa iyi işler yapmaya alıştırmalı, onları &acirc;det haline getirmelidir. Çocuk, işleri ve ahlakı iyi olan insanlarla arkadaşlık ettirilirse, güzel huylar kendiliğinden onun tabiatı olur. Bu esaslar d&acirc;hilinde çocuklar yetiştirilirse dünya ve ahiret saadeti elde edilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Kıyamet günü, ana baba, çocuğuna öğretmesi gereken ilimlerden mesul olacak, vazifesini yapmamış ise yahut kusur etmiş ise cezaya çaptırılacaktır. Çocuklarını İslam terbiyesi üzerine yetiştirmeyenler, dünya ve ahiret felaketine maruz kalacaklardır. Ne mutlu çocuğunu İslam ahlakı ile yetiştirenlere..</p>]]></content:encoded>
<author>Müslüm Abacıoğlu</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/muslum-abacioglu/en-degerli-yatirim/1130/</link>
<pubDate>Thu, 02 Apr 2015 00:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Asi evlat</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Kardeşlerim&hellip;<br />Günümüzde anne babanın zayıflıkları veya onlardan birinin yanlış davranan evladından yana davranması o çocuğun asi olmasına ve günaha girmesine sebep olur.<br />Zaten; dininin emirlerini yerine getirmeyen, namazını kılmayan, en önemlisi dinini en iyi şekilde sahih kaynaklardan öğrenmeyen evlad, anne babasını da dinlemiyorsa vay o evladın haline. Yanlış hareketinde, ana babanın beddua etmesi bile o evladı helak eder.<br />Salih ana babanın dine uygun emirlerini dinlemeyen evlat günaha girer. <br />Peygamber Efendimiz bildiriyor ki: &ldquo;Allahü Te&acirc;l&acirc;, Musa aleyhisselama, &lsquo;&Acirc;si olanın sözünün ağırlığı, dünyadaki bütün kumların ağırlığına eşittir buyurunca, Musa, &lsquo;Ya Rabb&icirc;, bu &acirc;si kimdir dedi. Allahü Te&acirc;l&acirc;, &lsquo;Ana babasının sözünü dinlemeyendir buyurdu.&rdquo; [Ebu Nuaym]</p>
<p>Ana babaya sert davranmak<br />Din kitaplarında, &ldquo;Ana baba k&acirc;fir ise, onları kiliseden, meyhaneden, sırtta taşıyarak bile, geri getirmek gerekir&rdquo; deniyor. Onların iyiliği için, &ldquo;Kiliseye gitmeniz yanlıştır. Ben getirmem, gittiğiniz gibi geri gelin&rdquo; denmez.</p>
<p>Yine din kitaplarında, &ldquo;Ana babası günah işleyen evlat, sert konuşmadan bunlara bir defa nasihat eder. Kabul etmezlerse susar. Onlara dua eder&rdquo; buyuruluyor. Onun iyiliğine diye sık sık söylenmez.</p>
<p>Ana baba zalim olup, evlada zulmetseler de, günah işlemeyi emretseler de, yine onları üzmek caiz olmaz. Günah olan emirleri yapılmaz ama yine de onlara sert konuşmak, üzmek caiz olmaz. <br />Bir Hadis-i Şerif meali de şöyledir:<br />&ldquo;Rabbin rızası, ana babanın rızasında, gazabı da, ana babanın gazabındadır.&rdquo; [Buhari]</p>
<p>Ana babanın iyiliği için onlara sert davranan rızalarını almış olmaz, aksine onları üzmüş olur. Bir &acirc;yet-i kerime meali şöyledir:<br />&ldquo;Rabbin, yalnız kendisine kulluk etmenizi, ana babanıza da iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine öf bile deme, ağır söz söyleme, onlarla yumuşak ve tatlı konuş! Onlara acı, tevazu kanadını ger! &lsquo;Rabbim, küçükken beni yetiştirdikleri gibi, sen de onlara merhamet et diye dua et.&rdquo; [İsra 23, 24]</p>
<p>Hasan-ı Basri hazretleri, &ldquo;&Acirc;lim bir evladın ana babası k&acirc;fir olsa, kuyudan su çekmeleri için ona muhtaç olsalar, o da birkaç kova çektikten sonra öf dese, bu sebeple bütün amellerinin sevabı yok olur&rdquo; buyuruyor. <br />Şu h&acirc;lde, ana babanın iyiliği için onlara sert davranmak caiz değildir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Müslüm Abacıoğlu</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/muslum-abacioglu/asi-evlat/1127/</link>
<pubDate>Sun, 29 Mar 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>EZAN</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Ezanın pek çok önemi ve faydası vardır. Bunların en başta geleni, ezan okunan yerde müslümanların varlığının ispat edilmiş olmasıdır. Bu yer İslam toprağıdır. Ayrıca ibadet vaktinin girdiği müslümanlara ezanla haber verilir. Ezan, müslümanları cemaat olmaya ve bir araya getirmeye davettir. İslam’ın temel esasları bütün insanlara günde beş defa ezan sayesinde açıkça duyurulmuş olur. İslam &acirc;limleri ezanda dört hikmet bulunduğunu söylerler. Bunlar: Şi&acirc;r-ı İslam oluşu, yani İslamın bir parolası, bir sembolü olması, kelime-i tevh&icirc;di ve kelime-i şeh&acirc;deti herkese açıkça il&acirc;n etmesi, namaz vaktinin ve kılınacağı yerin duyurulması ve müslümanları cemaate davettir.&nbsp;<br /><br /><br /></p>
<p>1035.&nbsp;Eb&ucirc; Hüreyre radıyallahu anhden riv&acirc;yet edildiğine göre, Res&ucirc;lullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br /><strong>&ldquo;İnsanlar ezan okumanın ve namazda birinci safta bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, sonra bunları yapabilmek için kura çekmek zorunda kalsalardı kura çekerlerdi. Şayet camide cemaate erken yetişmenin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, birbirleriyle yarışa girerlerdi. Eğer yatsı namazı ile sabah namazındaki fazileti bilselerdi, emekleyerek ve sürünerek de olsa bu iki namaza gelirlerdi. &ldquo;</strong>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Ahmet Kaya</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/ahmet-kaya/ezan/1126/</link>
<pubDate>Sun, 29 Mar 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Geçmişten Günümüze Türkmenler Paneli</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Şanlıurfa Türk Ocaklarının 13 Mart 2015 günü Urfa City AVM konferans salonunda düzendiği ve Fırat Üniversitesinden Prof.Dr.Mustafa Öztürk, Gaziosmanpaşa Üniversitesinden Doç.Dr.Erkan Göksu , Marmara Üniversitesinden Doç.Dr.Mustafa Aksoy ve Ali Rıza Özdemirin panelist olarak katıldığı Geçmişten Günümüze Türkmenler konulu panelin amacına ulaştığını belirtmek istiyorum. Panele Şanlıurfada yaşayan Iraklı Türkmenler, Suriyeli Türkmenler, Ceylanpınarda yaşayan Özbekler, Şanlıurfa merkez ve ilçelerinde yaşayan Türkmenler katıldı. Panelin yerel ve yaygın medyada&nbsp; geniş yer aldı.&nbsp; Ancak halkın seçtiği milletvekillerinin olmaması ise dikkat çekti.</p>
<p class="MsoNormal">Gerek düşünce, gerekse de zamanlama açısından böyle bir etkinliğin düzenlenmesini sağlayan Türk Ocakları Şanlıurfa Şubesi Başkanı Cemil Demiri ve Yönetim Kurulu kutluyorum. Şanlıurfanın Kerkük, Musul gibi bir Türkmenlerin yoğunluklu olduğu bir kenttir.Osmanlı döneminde Şanlıurfadaki nüfusun savaşlar nedeni ile azalması gayrimüslierin nufusunun artış göstermesi durumlarında Osmanlı ;Kerkük başta olmak üzere Türkmeneli bölgesinden Şanlıurfaya nüfus kaydırması yapıldığı bilinmektedir. &nbsp;Türk Ocakları Şanlıurfa Şube Başkanı &nbsp;Cemil Demirin dediği gibi Şanlıurfada Türkmenlerin varlığı Türklerin Anadoluya girdiği ilk dönemlerde başladığı, Türkmen gruplar Horasandan Anadoluya göç ederken bu çoğrafyayı bir geçiş yolu olarak kullanmışlar. Şanlıurfada yaşayan Türkmenler çoğrafyanın&nbsp; ve komşularının etkisiyle dillerini unuttukları, fakat Türkmen kültürünü unutmayarak yaşatmışlardır. Alaaddinli, Didanlı, Picanlı, Bazaki, Açarlı, Karakeçili, Döğerli, izollu, Badıllı, Türkan aşireti gibi etkili Türkmen alilerin olduğu yazılı kaynaklarda bilinmektedir.</p>
<p class="MsoNormal">Türkmenler, çoğunlukla&nbsp;Türkmenistanda, ufak bir kısmı da&nbsp;İranda yaşayan Türk halkıdır. Tarihi bakımdan bütün&nbsp;Oğuz&nbsp;kolundan Batı Türklerine (Anadolu ve&nbsp;Suriye)&nbsp;Türkmen&nbsp;denilmesine karşın günümüzde&nbsp;Türkmen&nbsp;kelimesi uluslararası kullanım olarak genellikle&nbsp;Türkmenistanda ve&nbsp;Orta Asyanın bazı bölgeleri ile&nbsp;Kafkasyada (Kafkas Türkmenleri) yaşayan halklar ve&nbsp;Irak Türkmenleri&nbsp;için kullanıldığı gibi yaygın biçimde&nbsp;Türkiye Türkmenleri&nbsp;için de kullanılmaktadır.</p>
<p class="MsoNormal">Wikipedia.org internet sitesindeki bilgilere göre Türkmeneli Bölgesi Irak&nbsp;sınırları içinde, Türkiye-Suriye-Irak sınırının kesiştiği noktadan başlayarak kuzeybatı-güneydoğu istikametindeki bir yayı içine alır. Sırasıyla&nbsp;Telafer,&nbsp;Musul,&nbsp;Erbil,&nbsp;Altunköprü,&nbsp;Kerkük,&nbsp;Tazehurmatu,&nbsp;Tuzhurmatu,&nbsp;Kifri,&nbsp;Karatepe,&nbsp;Hanekin,&nbsp;Diyala,Mendeli&nbsp;ve&nbsp;Bedreyi kapsayarak, Bağdatın güneydoğusunda, &Icirc;ran sınırında sonlanır. Irakı bu eksende bölen hat ve&nbsp;Irak Türklerinin bulunduğu yer, aynı zamanda kuzeydeki dağlık Kürt bölgesi (Irak Kürdistanı) ile güneydeki çöllük Arap bölgesini birbirinden bir tampon bölge misali ayırır.</p>
<p class="MsoNormal">1785&nbsp;yılından kalma&nbsp;William Guthrie&nbsp;yapımı bir harita "Turcomania" (Türkmeneli) yazısı Iraktaki Türkmen varlığının kanıtı olarak kullanılmıştır.</p>
<p class="MsoNormal">Irakın İngiliz işgali döneminde bölge valisi olan W.R. Hay, bölge ile ilgili yazdığı bir kitapta, Türkmenlerin Irakta dağınık olarak değil, bölgesel şekilde yerleştiklerini tespit etmiştir ve tespitini şu satırlar ile yazmıştır:</p>
<p class="MsoNormal">"Belli bir şerit üzerinde bazı şehirler vardır. Bu şehirlerde yerleşik vatandaşlar Türkçe konuşurlar. Bu şerit, çoğunluğu Kürt olan bölgeyle çoğunluğu Arap olan bölgeyi birbirinden ayırır. Kerkük, Türklerin yoğun olduğu merkezdir. I. Dünya Savaşından önce nüfusu 30.000 idi. Şehrin etrafında da Türkçe konuşulan birçok köy vardır."&nbsp;.</p>
<p class="MsoNormal">Günümüz Türkmenelinde Musul, Kerkük ve Tel Aferde, Türkçe resmi dil olmuştur. Bölgede yaşayan Türklerin sayısı çeşitli kaynaklarda 2,5-3,5 milyon arasında bulunmaktadır. Zengin bir tarih ve kültür barındırmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">Irak 2010 genel seçimlerinde Irak meclisine Musul, Kerkük ve Selahaddin illerinden 10 Türkmen milletvekili seçilmiştir.</p>]]></content:encoded>
<author>Halil Güler</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/halil-guler/gecmisten-gunumuze-turkmenler-paneli/1125/</link>
<pubDate>Thu, 26 Mar 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>STK’ların aday adayları için oy kullanması</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">AK Partinin aday belirlemesinde bütün seçimlerde parti delegeleri, Belediye Başkanları,. Meclis üyeleri ve İl Genel Meclisi Başkanları, Teşkilat Başkanları temayül adı altında oy kullanması ve Ankarada AK Parti Genel Merkezinde mülakata alınması süreci sonunda anket gibi aşamalar bulunuyordu.</p>
<p class="MsoNormal">AK Partiye müracaat eden 286 aday adayı arasında Türkiye genelinde Sivil toplum örgütlerinin görüşlerine de başvurdu.24 Mart 2015 günü GAP Arena Kapalı Spor salonunda sivil toplum örgütlerinin oy kullandı.</p>
<p class="MsoNormal">AK Parti İl Başkanlığının binanın iki kapısının girişinde &ldquo;Oy kullanma salonunda aday tanıtım kartlarının dağıtılmaması rica olunur&rdquo; diye uyarı yazısı yazmasına rağmen kapalı salonunun girişlerini tutan ellerinde aday adaylarının resimleri bulunan kişilerin olması ve broşür ve kartları zorla gelenlere vermeleri güzel bir davranış değildi. İkinci olarak ise oy kullananların yanına giden aday adayları kendilerine oy vermeleri için yakarmaları ise anlatılacak gibi bir davranış değildir.</p>
<p class="MsoNormal">Oylamanın yapıldığı masaların yanına aday adaylarının girmemesi gerekirdi. Tribünde izlemeleri daha şık olurdu.</p>
<p class="MsoNormal">Tüm bunlara rağmen Şanlıurfadaki Sivil toplum örgütlerinin görüşlerinin alınması diğer partilere örnek olacak bir yöntem diye düşünüyorum. Çünkü; Sivil Toplum örgütleri içinde AK Partiye yakın olanların dışında CHP; MHPye ve HDPye ve diğer partilere yakın insanlarda var. Bunun için farklı görüşleri olar Sivil Toplum örgütlerinin görüşlerinin alınması doğru değerlendirme yapılmasında önemli bir rol oynayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Mehmet Bakay</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/mehmet-bakay/stk-larin-aday-adaylari-icin-oy-kullanmasi/1124/</link>
<pubDate>Wed, 25 Mar 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Urfa Uyanıyor</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sayın Bakanımız Faruk Çelik, yerel seçim öncesi Ceylanpınara gelerek, Ceylanpınar halkına, tapularının verileceği sözünü vermişti. Bunların tamamı kayıtlarda mevcuttur. Genel seçimlere 78 gün kala hala tapu sorunun çözülmemiş olması, bizde tapu sorunun bu defa da genel seçimler için malzeme olarak kullanılacağı şüphesini oluşturmaktadır. Ceylanpınar halkı bu sebeple kendini kandırılmış hissetmektedir. Ceylanpınar ilçesinin toplama bir kent olduğunu ve ekonomik kaygılarla nüfusunun artarak ilçeye dönüştüğünü hepimiz biliyoruz. Babalarımız uzun yıllar önce fakirdi, memleketlerinde iş olmadığı için Ceylanpınara göç etmek zorunda kalmışlardı. TİGEM yeni kurulduğundan, çok sayıda işçiye ihtiyaçları vardı. Dile kolay dünyanın en büyük devlet üretme çiftliğiydi sonuçta. Babalarımız; o gün babalarını, yani dedelerimizi Ceylanpınara getirememişlerdi belki, fakat kardeşlerini berberlerinde getirdiler. TİGEMe ömürlerini verdiler. Kerpiç evlerde büyümüştük biz. Kışın yağmur yağdığında kerpiç evlerin köşelerine sığınırdık. Babalarımız çocuk sahibi olmayı çok severlerdi. Erkek sayısının çokluğu ile övünürlerdi. Başlarda köy konumunda olan Ceylanpınar ilçesi, zamanla nüfusun artmasıyla ilçeye dönüştü. </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ne var ki yarım asırdır ilçe olan memleketimin halen bir tapusu bile yok. Birileri bu sorunu Ak Parti halleder dediğinde, herkes buna bir umut inanmıştı. Yerel seçimde halk önceki belediye başkanının değerli hizmetlerine rağmen, Ak Partiye destek vererek yerel seçimlerde belediyeyi almasını sağlamıştı. Halk Ak Partinin tüm vaatlerine içtenlikle inanmıştı. En önemli sorunumuz tapu, hastane ve Suriye kapısının açılmasıydı. Suriye deki olaylar nedeniyle sınır kapısı açılmadı, buna itirazımız yok, fakat tapu ve hastane sorunun çözülmemiş olmasının bahanesi yoktur. Ceylanpınarda tapu sorunu yüzünden ilçe halkı ve belediye personelleri karşı karşıya geldi. Bu olaylar sebebiyle 1 vatandaşımız öldü ve 11 insanımız yaralandı. Benzer olay birkaç gün önce yine tekrarlandı. Halk ile belediye yine karşı karşıya geldi. Emniyet birimlerinin, Şanlıurfa Valisi Sayın İzzettin Küçükün ve yargının olumlu kararları sayesinde olaylar büyümeden sona erdi. Halk, sorunun nerden kaynaklandığını çok iyi biliyor artık. Çözüm için olaylar yaratarak değil hedef noktayı çok iyi analiz ederek çözüme ulaşmamız gerekir. Yöneticiler, eğitim kalitesinin yükseldikçe sorgulama mekanizmasının daha da güçlendiğini hesaba katarak hareket etmek zorundadırlar. Artık hiç kimse koltuğunda rahat oturamayacaktır. Herkes kendisine verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmek zorundadır. Provokasyonlarla toplumu kandırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Halkımız uyanıyor. Şanlıurfamız uyanıyor. Dürüst basın sesimize ortak oluyor. </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">SORUN HEPİMİZİN,ÇÖZÜM İSE OLUMLU DÜŞÜNEBİLENLERİNDİR.</p>]]></content:encoded>
<author>Aziz Işıklı</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aziz-isikli/urfa-uyaniyor/1121/</link>
<pubDate>Sat, 21 Mar 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Neden Şanlıurfa Güncel</title>
<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<p> </p>
<p class="MsoNoSpacing"><a href="../">www.sanliurfaguncel.com</a> internet sitesi 1.1.2007 tarihinde yayına başladı. Sitenin editörlerinin ve muhabirlerinin özel haberleri, 24 saat esasına göre güncelleme ile birlikte Şanlıurfada en fazla takip edilen siteler arasına girdi. 13 Mart 2015 tarihi itibari ile <a href="https://www.facebook.com/sanliurfaguncel">facebook</a> takipçisi 4 bin 589, <a href="https://twitter.com/sanliurfaguncel">twitter</a> takipçisi 7 bin 598 olmak üzere toplam 12 bin 187, diğer sosyal medya takipçileri ile birlikte yaklaşık 20 binin üzerinde takipçisi bulunuyor.</p>
<p class="MsoNoSpacing">Siteye günlük doğrudan ve dolayı girişler ile önemli bir kitle tarafından takip edilen <a href="../">www.sanliurfaguncel</a> sitesi yayın kurulu ve ekibi yazılı mevkute çıkarılması fikrini uzun zamandır tartışıyorduk. İstişareler sonucu günlük olarak <strong>Şanlıurfa Güncel Gazetesini</strong> çıkarılması üzerinde mutabık kaldık.</p>
<p class="MsoNoSpacing">Bugün ilk sayımızı çıkardık. Kısa sürede muhabir kadromuzu daha da güçlendirip yazılı haberler mevkutede, sitede ise haberlerin büyük bölümünün görüntülü olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gazetemizde önümüzdeki aylarda sağlık ,ekonomi ve turizm sektörü &nbsp;başta olmak üzere spor,kültür alanlarında &nbsp;özel çalışmalar yaparak ekler çıkarmayı da hedefliyoruz. Yaygın dağıtım ağımızla Şanlıurfanın her noktasına ulaştırılacak gazetemizde birbirinden değerli köşe yazarlarımızın düşünce ve önerileri kamuoyuna sunulacak. Abone başta olmak üzere çalışmalarımız tamamlandığında &nbsp;Basın İlan Kurumunun &nbsp;kriterlerini tamamlayıp resmi ilan başvurusunu da yapmak hedeflerimiz arasındadır.</p>
<p class="MsoNoSpacing">Doğruların yanında olacağız. Şanlıurfanın sorunlarını, problemlerini ve çözüm yollarını devamlı gündeme getirip Şanlıurfayı hak ettiği yere gelmesi için üzerimize düşeni yerine getirmeye çalışacağız.</p>
<p class="MsoNoSpacing">Allah bizi mahçup etmesin.</p>
<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Mehmet Bakay</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/mehmet-bakay/neden-sanliurfa-guncel/1117/</link>
<pubDate>Thu, 12 Mar 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Davacıyım Hakim bey</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Umutlarım, hayallerim çalındı. Davacıyım H&acirc;kim Bey...</p>
<p>Ben henüz altı yaşında bile değildim. İçimde bir aşk vardı, adı öğretmenlik. O dönemde Doğunun adı "mahrumiyet/terör" bölgesi idi. Oraya atanan öğretmenleri görürdük haberlerde her gün. "Ben gitmem, gitmeyeceğim" derlerdi. Çocuk kalbim ezilir, üzülürdü. "Orası da bizim memleketimiz. Doğulu çocuklar da bizim çocuklarımız. Onlar neden boynu bükük kalsın ki? Ben öğretmen olacağım ve gönüllü olarak Doğu’ya gideceğim." demiştim kendime o zaman.</p>
<p>Üniversiteye giriş yılı geldi çattı. Yıllarca öğretmen olup gönüllü olarak Doğu’ya gitmenin hayaliyle yaşamış olan ben, öğretmenlik tercih edemedim. Neden mi? Çünkü başımda Allah’ın emri vardı ve onunla öğretmenlik fakültesine girmek mümkün değildi. O fakültenin dekanı sabahları okulun bahçesinde bekliyor; örtülü kızların örtüsünü, peruklu kızların peruklarını başlarından çekiyordu. Hayal değil H&acirc;kim Bey, hakikatın ta kendisinden bahsediyorum sana. O yıllarda bu fakültenin bahçesine dahi giremezdin örtünle. Mühendislik Fakültesi nisbeten daha iyiydi. Okul binasına değilse de en azından bahçeye girebiliyordun. Düşündüm o vakit. Öğretmenlik seçsem okuyamayacağım. Okusam bitirsem çalışamayacağım. Mecburiyetten mühendislik seçtim. Üçüncülükle girdim fakülteme. Girdim girmesine ya okurken neler çektim bir Allah bilir...</p>
<p>Okulun ikinci haftasında tramvaydan indiğimiz noktaya diktikleri güven(siz)lik görevlileri ’durun, başınızı açmadan giremezsiniz’ dediler. Beklemediğimiz bir uygulamaydı. Şaşırdık, şok olduk. Orası sokağın ortasıydı. Nasıl yani? Açan orda açacak, peruk takan orda mı takacaktı? Giremedik. Kapıda durup ne yapsak diye düşünüyorduk. Bir tane yerel gazeteden bir muhabir geldi. Kamerası yok, herhangi bir kayıt cihazı yok. Sadece gözlem yapıp gazetesinde yazacaktı. Kapıdaki güven(siz)lik görevlileri muhabiri kulübelerine alıp dövmeye başladılar. Çam yarması gibi beş kişi, bir kişiye yumruk tekme girişmişlerdi. Gözümüzün önünde muhabirin kemiklerini kırdılar H&acirc;kim Bey. Sonra polis kamerası geldi. Sivil kıyafetle içimize sızıp tek tek suratlarımızı çekmeye başladı. Sonradan öğrendik ki maksat kim olduğumuzu tespit edip kimliklerimizi toplamakmış. Sonra polis panzerleri geldi. Üstümüze sürdüler. Ben ne suç işledim H&acirc;kim Bey? Hırsız mıydım arsız mıydım? Terörist miydim? Kapı baca mı indirdim? Devletin malına mı göz diktim? Polise taş mı attım? Sokaklara molotof atıp cam çerçeve mi indirdim? Ben vatanını sevmek, bayrağına &acirc;şık olmak dışında hiç bir şey yapmamıştım. Tüm yaşadıklarımı bunlardan ibaret mi sanıyorsun? Yanılıyorsun H&acirc;kim Bey. Hepsini anlatsam roman olur. Ne zaman yeter ne gün...</p>
<p>O yaşımda polis panzerleri namlusunu niye bana döndü H&acirc;kim Bey? Allah’ın emrine t&acirc;bi olmak neden suç sayıldı? Bu millet "Namlusunu halka çevirmiş tanka selam durmam!" diyen Anadolu yiğitlerini gördüğü gibi, "Tanklar yürüdüyse ne olmuş yani, 29 Ekim’de de tanklar yürüyor." diyecek kadar ileri gitmiş siyasileri de gördü. Bu millet neler çekti H&acirc;kim Bey. Ben bir gün gezmeye giderken mahalle arasında sokak ortasında bir sivil tarafından durduruldum ve "aç bakayım çantanı, sohbete mi gidiyorsun sen?" laflarını duydum. Özgürlük mü? Bize akrabamıza gezmeye gitmek özgürlüğü bile tanınmadı. "Siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz?!"</p>
<p>Dönemin Adalet Bakanı ifadesinde "şikayetçi değilim" demiş. Bu onun bireysel davası mı ki şikayetçi değilim diyor? Bu soru ona birey olduğu için değil,&nbsp; devrin Adalet Bakanı olduğu için sorulmuştu. Konuyu basite alıp "Şikayetçi değilim" deme hakkı yoktu. Ben hakkımı isterim H&acirc;kim Bey. Umutlarım, hayallerim çalındı benim! Ben 28 Şubatçılardan da o lafı eden eski Adalet Bakanı’ndan da davacıyım. Hakkımı isterim H&acirc;kim Bey. Ama burada ama Mahkeme-i Kübra’da. Ben çalınan hayallerimin hakkını isterim!</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Aslıhan Duran</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aslihan-duran/davaciyim-hakim-bey/1112/</link>
<pubDate>Sun, 01 Mar 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Muhacir ve Ensar’ın imtihanı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Kardeşlerim&hellip;<br />Sınır komşumuz, kardeş ülke Suriyede çıkan iç savaş (İslamiyete fitne sokanların, dinimizin düşmanlarının oyunları) nedeniyle ülkemize ve özellikle ilimiz Şanlıurfaya sığınan Suriyeli Kürt, Türkmen, Arap, Yezidi her kim olursa olsun onlara gönül kapılarımızı dahi açmış olduğumuz inkar edilemez. Zira bizler İslam dininin mensupları, son peygamber Hz.Muhammed &lsquo;sellallahu aleyhi vesellemin ümmetiyiz. Dolayısıyla üzerimize düşeni fazlasıyla yapmak zorundayız. Yani bizlere sığınan &lsquo;Muhacir kardeşlerimize karşı Ensar görevimizi yerine getirmeliyiz diye düşünerek elimizden geleni esirgemiyor ve yiyecek, içecek, giyecek, sığınacak yerlerimizi paylaşıyoruz. Yapılması gereken de budur tabii. Tek cümle ile söylersek; &lsquo;her iki taraf da imtihandan geçirilmektedir. </p>
<p>Tabi ki; her toplumun iyisi de, kötüleri de vardır. Allahu Te&acirc;l&acirc; iyilerin yardımcısı olsun, kötüleri de ıslah eylesin. (Amin)</p>
<p>Efendim;<br />Biraz Suriyeli kardeşlerimiz ve onlar için yaptıklarımızdan bahsedelim, hatırlatalım&hellip; İnanmayan, görmezden gelen ve aramıza fitne sokanları utandıralım. Zira bizler Allahu Te&acirc;l&acirc; için elimizden geleni esirgemiyoruz. Kısaca; &lsquo;Yaradılanı Yaradandan ötürü seviyoruz, mecburuz.</p>
<p>Muhterem Kardeşlerim&hellip;.<br />Suriyede iç savaş başladığı andan itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak Hükümetimiz yapılması gerekenleri ince eleyip, sık dokuyarak, istişareler yaparak alınması gereken tedbirleri almış, yapılması gerekenleri de yapmıştır ve halen de yapmaktadır. Bu arada; gerek AK Parti teşkilatları, Belediyeler, Türk Kızılayı, çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları, hayırsever zenginlerimiz ile vatandaşlar da ellerinden gelen gayreti göstermişlerdir. Halen de maddi-manevi yardımlarımız devam etmektedir. </p>
<p>AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcımız, aynı zamanda Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Parlamenterler Asamblesi (AGİT PA) Başkan Yardımcısı ve Türk Gurubu Başkanı olan Şanlıurfa Milletvekilimiz Abdülkadir Emin Önenin de Suriyeliler için yaptıkları küçümsenecek gibi değildir. AGİT PA Başkanı Ilkka Kanerva, AGİT PA Demokrasi, İnsan Hakları ve İnsani Meseleler Komitesi Bşk. Portekiz Milletvekili Isabel Santos, AGİT PA Genel Sekreteri Spencer Oliver, AGİT PA Başkan Danışmanı Konsta Heikkila ve AGİT PA Başkanlık İdaresi Direktörü Roberto Montellayı Şanlıurfaya davet edip, Suriyelilerin durumlarını, Türkiye ve Şanlıurfa olarak onlar için neler yaptığımız, Avrupa ülkelerinin neler yapması gerektiğini gözleriyle görüp, AGİT üyesi 57 ülke temsilcilerine konunun ciddiyetini anlatıp, bir an evvel Suriyedeki iç savaşın sona erdirilmesine çalışılması, Suriyenin yeniden inşası ve Suriyeli sığınmacıların da yurtlarına-yuvalarına dönmelerinin sağlanması konusunda acil çalışmalar yapılması gerektiğini gösterdi. Aynı zamanda, Akçakale, Harran, Suruç bölgelerinde Çadır Kent, Konteynır Kent ve yerleşim alanlarında kalan Suriyeli Arap, Kürt ve Türkmen aileleri de ziyaret ederek yerinde tesbitlerde bulunarak ilgili makamlara da iletmiş olduğu gibi; hemen her yıl mübarek Ramazan ayında 3 binin üzerinde ihtiyaç sahibi aileye bir ay yetecek kadar gıda yardımı dağıtımında, Suriyelileri de unutmamıştır ve bizzat şahsımın da öncülük ettiği bir gurup arkadaşlarımızın gayretiyle de kendilerine ulaştırılmıştır. Özellikle ilk yıl kendi imk&acirc;nları ile ilimize gelip boş arazilerde çadır kuran, kendi imk&acirc;nları ile kiralık evler tutarak yerleşen ve hatta hayırseverlerimizin desteğiyle yerleştikleri mek&acirc;nlara bile yardım malzemeleri ulaştırılmaya çalışılmıştır. </p>
<p>Hatırlatmak gerekirse; Nisan 2011’den itibaren Suriyeli mültecilerin, Suriye’den göç edenlerin Türkiye’ye getirdiği bir maddi yükte var. Bunu çok fazla dile getirmiyor, bir Ensar anlayışı içerisinde, Türkiye’nin pahası ne olursa olsun bu yükü karşılayacağını biliyor ve her vesile ile ilan ediyoruz. Ama sadece hatırlatmak babından söylüyoruz. Türkiye’nin bu süre içerisinde yaptığı hizmetlerin toplamı 4.5 milyar doları aşmıştır. Bunun içinde 800 bin dolar Sivil Toplum Kuruluşlarımızın katkıları vardır. Türkiye’nin bu insani drama katkısı fevkalade bir seviyededir. Halen de devam etmektedir. Maalesef uluslararası camianın yardımı yaklaşık 200 milyon dolardır. </p>
<p>Gelinen noktada siyasi karar alıcılardan entelektüel camiaya kadar birçok kesimdeki ortak kanı, krizin boyutlarının arttığı ve derinleştiği yönündedir. 28 Avrupa Birliği ülkesi Türkiyenin barındırdığı Suriyeli vatandaşın onda birinden az Suriyeli kabul etmiştir. ABD ise, sadece 166 Suriyeli vatandaşı kabul etmiştir.<br />Türkiyede sığınmacı olarak 221 bin 810u geçici barınma merkezlerinde, 1 milyon 432 bin 71i geçici barınma merkezi dışında olmak üzere toplam 1 milyon 653 bin 881 (aslında bu sayı 2 milyonu aşmıştır) Suriyeli bulunmaktadır. Bu durum; Türkiyenin iç siyasetini negatif yönde etkileyecek şekilde toplumsal, siyasal ya da güvenlik bağlamında ciddi bir soruna yol açmamışlardır.</p>
<p>Bir &acirc;yeti kerime meali;<br />&ldquo;[Eshabdan] Muhacir ve Ensarla iyilikte onların izinden gidenlerden, [onlara uyanlardan] Allah razıdır. Onlar da, Allahtan razıdır. Allah onlara Cenneti hazırladı.&rdquo; [Tevbe 100]</p>
<p>Bu &acirc;yet-i kerimede, Eshab-ı kirama ve onların izinden giden T&acirc;bi&icirc;n denilen zatlara uymak gerektiği bildiriliyor. Eshab-ı kirama t&acirc;bi olanlara Tabi&icirc;n denildi.</p>
<p>Bir hadis-i şerif meali de şöyle;<br />&ldquo;Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine t&acirc;bi olursanız hidayete erersiniz.&rdquo; [Taberani, Beyhek&icirc;, İ. Asakir, Hat&icirc;b, Deylem&icirc;, Darim&icirc;, İ. Münav&icirc;, İ. Adiy]</p>
<p>Buharideki bir hadis-i şerifte de, &ldquo;Benden sonra sünnetime ve Hulefa-i raşidinin sünnetine uyun&rdquo; buyuruluyor. Burada da, Hulefa-i raşidinin, Resulullah’ın yolunda olduğunu bildiriyor. Allahü Te&acirc;l&acirc; da, &ldquo;Yalnız bana uyun, yalnız bana itaat edin&rdquo; demiyor, &ldquo;Allaha ve Resulüne itaat edin&rdquo; buyuruyor. (&Acirc;l-i İmran 32)</p>
<p>Efendim;<br />Resul’e uyan da, Allahü Te&acirc;l&acirc;ya uymuş oluyor. </p>
<p>Bir &acirc;yet-i kerime meali:<br />&ldquo;Resule itaat eden, Allaha itaat etmiş olur.&rdquo; [Nisa 80]</p>
<p>Demek ki, Resulullah’ın yolu, Allah’ın bildirdiği yoldan farklı değildir. Eshab-ı kirama uyan Resulullah’a uymuş olur. Çünkü Eshab-ı kiramın yolu, Resulullah’ın yolundan farklı değildir. T&acirc;bi&icirc;ne uyan da, Eshab-ı kirama uymuş olur. İmam-ı A’zam hazretleri, T&acirc;bi&icirc;nden idi. Demek ki İmam-ı A’zamın mezhebinden olan, silsile yoluyla Eshab-ı kirama, Resulullah’a ve Allahü Te&acirc;l&acirc;ya uymuş olur. Ama Kur’andan anladığına uyan, Allah’a uymuş olmaz, kendi anladığına uymuş olur. Kur’an-ı kerimi Resulullah efendimiz açıklamıştır. Onun sözlerini Eshab-ı kiram açıklamıştır. Eshab-ı kiramın sözlerini de &acirc;limler, mezhep imamları açıklamıştır. Bu incelikleri anlayıp herkes haddini bilmeli, &acirc;yetten ve hadisten hüküm çıkarmaya kalkmamalıdır.</p>
<p>Efendim;<br />Suriyeli kardeşlerimizden de bir ricamız, nasihatimiz olacak. Suriyeli kardeşlerimiz muhacir gibi davranmalı, sabretmeli, her haline şükretmeli ve tekrar yurtlarına-yuvalarına dönmeleri için sürekli Allahu Te&acirc;l&acirc;ya dua etmelidirler. (Bizler de dua ediyoruz zaten.) Hiçbir zaman kendi aralarında Kürt-Türkmen-Arap ayrımı yapmamalı, her şeye rağmen düştükleri bu hazin durumu hiç unutmamalıdırlar. El ele verip inşaallah yakındır, yakın zamanda yurtlarına döndüklerinde neler yapmaları konusunda fikir alış verişinde bulunmalı, ortak hareket etmelidirler. Bizler zaten elimizden geldiğince destek oluyoruz. Dileriz ki bütün bunlar hepimiz için birer imtihan vesilesidir. Bizler de bu imtihandan alnımızın akıyla çıkarız inşaallah. </p>
<p>Allahu Te&acirc;l&acirc; cümle ümmeti Muhammedin yar ve yardımcısı olsun. (Amin)</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Müslüm Abacıoğlu</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/muslum-abacioglu/muhacir-ve-ensar-in-imtihani/1111/</link>
<pubDate>Sat, 28 Feb 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Kadın Olmak mı ? İnsan olmak mı ?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Ülkemizi harcamaya gerek yok bu bir insanlık dramı insanlık suçu. Hayır malum yazar gibi olayı hafife alıp da ABDde her iki saatte bir kadın öldürülüyor demeyeceğim. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir kadın, hiçbir insan, hiçbir yaşlı, hiçbir masum öldürülmesin diyeceğim. Haberlerin sürekli içinde biri olarak kimi günler üzerimden tır geçmiş gibi bir acıyla yaşadığımı hissediyorum. Hayatıma bakıyorum mideme kramplar sokacak bir durum yok. &ldquo;Peki bu acı ne?&rdquo; diye söyleniyorum. Bu birkaç ay sürdükten sonra fark ettim. Gün içinde yaptığım haberler bilinçaltımda büyük bir acıya dönüşüyor. Somadan dakika dakika bilgi verirken de aynı acı vardı, Ermenekte de. Seçim günü ve gecesindeki&nbsp; uykusuzluğumda da aynı kaygılar vardı içimde. En çok Gizemde yanmıştı içim. Bir sabah uyanıp ilk onun tecavüze uğradığı ve bir ormanda ağaç altında yakılmış cesedinin bulunduğunu öğrendiğimde yine aynı kramplar girmişti karnıma. Şeker toplayan çocuklar, tecavüze uğrayan erkek çocuklar, kaçırılanlar, dilendirilenler, Suriyeden gelip karda kışta sokağımızda yanıbaşımızda bebeğine sarılıp uyuyanlar&hellip; </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Şöyle bir müziği açıp eline kahvemi aldığında bile mutlu olamadığımı fark ettim. Evimde ısınırken dışarıdaki üşüyen tüm canlılara yanıyor içim. Karın kışın kayaktan, şaşalı kaz tüyü montlardan, sıcacık eldivenlerden daha fazlası olduğunu biliyor hissediyordum. Hele canımdan sevdiğim bir ablanın &ldquo;yeter artık kış bitsin iliklerime kadar dondum&rdquo; diyerek ağlaması ve ardından yine dönüp tövbe etmesi Yaradana. Tevekkül ve rıza&hellip; </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Sonrasında Özgecan geldi oturdu böğrümüze. Yoktu Gizemden farkı. Gizemde gösterilmeyen tepki bu kez büyüdü. İşte bu kez birleştik acıyla. Hele Özgecanın anne ve babasının vakur duruşu, metaneti verdiği insanlık dersleri, katili bile empati ile anlamaya çalışması&hellip; </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Toplumu bir araya getirmişti psikolog olmayan isteyen Özgecan. Tıpkı babasıyla hayallerindeki gibi insanlığa ölmez bir hizmette bulunmuştu. Toplumsal bir farkındalığın, kadına şiddetin, istismarın simgesi olmuştu. Milyonlarca kadın onun çığlığını sürdürdü. Tıpkı onun gibi yüzbinlerce mağdur anlatmaya başladı. Kadınlar başlarına gelenleri haykırdılar, erkekler destek oldu. </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Elim günlerdir yazmaya gitmiyordu bu konuda. Çünkü çevredeki insanların iyi niyetli olanlar istisna&hellip;. Bu konudan nasıl nemalanmaya nasıl prim yapmaya çalıştıklarını gördükçe sızlıyordu içim. Ne ahlak düşkünleri çıktı, ne namus budalaları, o kızın o saatte orada ne işi vardı denebildi pervasızca, ya da mini etek giyiyorsa tecavüze hak ettiği ima edildi.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Kadın olmak zor iş. İnsan olmak daha zor. 52 parçalara bölünüp konteynerlara atılmaya başlandı kadınlar&hellip; Sesi biraz çıksa sonsuza kadar kesildi. Kadına şiddetin esasında yatan ise çocuğa şiddetti belki de. Bu da başka bir konunun yazısı olsun diyorum ve bu hüzünlü yazı için affınıza sığınıyorum. </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Neslihan Sultan PALA </p>]]></content:encoded>
<author>Neslihan Sultan Pala</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/neslihan-sultan-pala/kadin-olmak-mi-insan-olmak-mi/1109/</link>
<pubDate>Tue, 24 Feb 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Cihat Hocaya saygısızlık yapılmıştır</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Cihat hoca’nın basın toplantısında söylediklerini,bir çoğumuz anlayamamışız anlayanlarda yanlış anlamış,ben açıklık getireyim.Cihat hoca ilk olarak koltuk sevadalısı degilim dedi,herkes bunu eski yönetim yada yeni yönetimle alkalı sandı halbuki işin özü şuydu Antalyaspor maçı 2-0 olunca yönetimden birileri büyük bir saygısızlık yaparak Osman Özköylüyü aradı,Osman Özköylüde daha görevde olan meslektaşına büyük bir saygısızlık yaparak görüşmeyi ve anlaşmayı uygun gördü,tabi Cihat hoca’nın bu görüşmelerden haberi oldu ve kırıldı koltuk sevdalısı dedigi kişi Osman Özköylü’nün ta kendisiydi,ve cihat hoca her ne kader karekterli duruş sergileyip söylemediysede istifasının gerçek nedeni yapılan bu görüşmeydi,her ne kadar yönetimimiz bu teklifi şık olmayacak şekilde yaptıysada 0sman Özköylününde henüz meslektaşı maçtayken böyle bir görüşme yapması Cihat hocaya yapılmış en büyük saygısızlıktır diye düşünüyorum....</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">VE Urfasporda henüz teknikdirektör konusu çözülemedi her nekadar Osman özköylü ve Yılmaz Vural’la görüşmeler yapıldıysada henüz netlik kazanılmış bir durum yok umarım her iki hocaylada anlaşılmaz bu satten sonra pahalıya mal olacak bir teknik adamın oluşu takıma maddi külfetten başka bir şey kazandırmaz daha mütevazi ekonomik anlamdada parayı kovalayan degil kariyer yapmaya çalışan bir hoca bulunup sözleşme yapılması kanaatimce daha makul olur diye düşünüyorum...</p>]]></content:encoded>
<author>İbrahim Tekatlı</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/ibrahim-tekatli/cihat-hocaya-saygisizlik-yapilmistir/1105/</link>
<pubDate>Wed, 11 Feb 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Güzel ahlak</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Evet iyi bir müslüman olmak için güzel ahlaka sahip olmak, kötü ahlaktan uzak durmak gerekir. Ancak bununla dünya ve ahiret saadeti elde edilir.<br />Güzel ahlak, ilim ve edep öğrenmekle, iyi insanlarla arkadaşlık etmekle elde edilir. Kötü ahlak da bunun tersidir. Yani cahil kalmak, edepsiz olmak, kötü insanlarla arkadaşlık etmekten hasıl olur. Cenab-ı Hak, Peygamber efendimizi överken (Gerçekte sen büyük bir ahlak üzeresin) buyuruyor. (Kalem 4)<br />İyi insan, iyi ahlaklı insan demektir. Dinimiz iyi huylar edinmemizi, kötü huylardan kaçınmamızı emretmektedir.</p>
<p>Güzel ahlaka sahip kimselere gıpta etmek, onlar gibi olmaya gayret etmek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />(Nimete kavuşmuş olanlardan, tevazu gösterene ve kendini hep kusurlu bilene, helalden kazanıp, hayırlı yerde sarf edene, fıkıh bilgileri ile hikmeti [tasavvufu] birleştirene, helale harama dikkat edene, fakirlere acıyana, işlerini Allah rızası için yapana, huyu güzel olana, kimseye kötülük yapmayana, ilmi ile amel edene ve malının fazlasını dağıtıp, lafının fazlasını saklayana müjdeler olsun.) [Taberani]</p>
<p>Güzel sözler<br />Ahlak hakkında İslam &acirc;limleri buyuruyor ki:<br />"Kötü ahlaklı, parçalanmış testiye benzer. Ne yamanır, ne de eskisi gibi çamur olur."<br />"Her binanın bir temeli vardır. İslamın temeli de güzel ahlaktır."<br />"Kötü ahlak, öyle bir fenalıktır ki, onunla yapılan birçok iyilikler fayda vermez. Güzel ahlak, öyle bir iyiliktir ki, onunla yapılan günahlar bile affa uğrar."<br />"Yükselen bütün insanlar ancak güzel ahlakları sayesinde yükselmişlerdir."<br />"Güzel ahlak güler yüzlülük, cömertlik ve kimseyi üzmemek demektir."<br />"Güzel ahlak, kimseyle çekişmemek ve kimseyi çekiştirmemektir."<br />"Güzel ahlak, eziyet vermemek ve meşakkatlere katlanmaktır."<br />"Güzel ahlak, genişlikte ve darlıkta insanları razı etmeye çalışmak demektir."<br />"Güzel ahlak, Allahtan razı olmak demektir. Yani hayrı ve şerri Allahtan bilmek, nimetlere şükür, belalara sabretmektir."<br />"Güzel ahlakın en azı, meşakkatlere göğüs germek, yaptığı iyiliklerden karşılık beklememek, bütün insanlara karşı şefkatli olmaktır."<br />"Güzel ahlak, haramlardan kaçıp helali aramak, diğer insanlarla olduğu gibi aile efradıyla da iyi geçinip onların maişetlerini temin etmektir."<br />"Güzel ahlak, Yaratanı düşünerek, yaratılanları hoş görmek, onların eziyetlerine sabretmektir."</p>
<p>Bir müslümana çatık kaşla bakmak haramdır. Güler yüzlü olmayan kimse mümin sıfatlı değildir. Herkese karşı güler yüzlü olmalıdır.<br />Hadis-i şerifte, Allaha ve ahiret gününe iman edenin, misafirine ve komşusuna ikram etmesi, ya hayır söylemesi veya susması emredilmiştir. (Buhari)<br />Başkasının kötü ahlakından şikayet eden kimsenin kendisi kötü ahlaklıdır. Başkalarının kötülüklerinden bahsediyorsak, bu kendimizin kötü olduğunun alametidir. Güzel ahlak, eziyetleri sineye çekmektir.</p>
<p>Güzel ahlaklı olmanın alameti şunlardır<br />İnsaflı olmak, arkadaşlarının hatasını görmemek, hüsnü zan etmek, suizandan [kötü zandan] kaçınmak, arkadaşlarının eziyetlerine göğüs germek, onlardan şikayetçi olmamak, hep kendi ayıp ve kusurlarıyla meşgul olmak, kendi nefsini kınamak, güler yüzlü olup, herkesle yumuşak konuşmaktır.<br />Güzel ahlaklı kimse, edeplidir az konuşur, hatası azdır, gıybet etmez, Allah için sever, Allah için buğzeder, emanete riayet eder, komşu ve arkadaşını korur. Bütün hasletlerin başı ise hayadır.</p>
<p>Hazret-i Hızır buyurdu ki:<br />(Güler yüzlü ol, hiddetlenme! Hep faydalı iş yap, az da olsa zararlı iş yapma! Lüzumsuz dolaşma, boş yere gülme, hiç kimseyi kusurundan dolayı ayıplama, günahların için ağla!)</p>
<p>Büyüklerden Ebu Osman El-Hayriyi ziyafete davet ettiler. Davet yerine vardığı zaman kendine (Kusura bakma, çok insan geldi seni kabul edemeyeceğiz) dediler. Az gidince tekrar çağırdılar. Gelince tekrar, kabul edemeyeceklerini bildirdiler. Böyle birkaç defa çağırıp geri döndürdükten sonra (Biz seni denemek için bunu yaptık. Gerçekten güzel ahlaklıymışsın) dediler. Cevabında buyurdu ki: (Bu ahlak o kadar güzel midir? Bir köpeği de çağırsanız gelir, kovsanız gider.)</p>
<p>Ahlakı güzelleştirmek<br />Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:<br />(Sizin imanca en güzeliniz, ahlakça en güzel olanınızdır.) [Hakim]<br />(Ya Rabbi senden, sıhhat, afiyet ve güzel ahlak dilerim.) [Har&acirc;iti]<br />(Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.) [Beyheki]<br />(Güzel ahlak, büyük günahları, suyun kirleri temizlemesi gibi temizler. Kötü ahlak ise, salih amelleri, sirkenin balı bozduğu gibi bozar.) [İ. Hibban]<br />(Allahü te&acirc;l&acirc; indinde kötü ahlaktan büyük günah yoktur. Çünkü, kötü ahlaklı bir günahtan tevbe edip kurtulursa, bir başka günaha düşer. Hiçbir vakit günahtan kurtulamaz.) [İsfehani]<br />(Bir kimse tevbe ederse, tevbesini Allahü te&acirc;l&acirc; kabul eder. Kötü ahlaklı kimsenin tevbesi makbul olmaz. Zira bir günahtan tevbe ederse kötü ahlakı sebebiyle, daha büyük günah işler.)<br />[Taberani]<br />(Güzel ahlak, senden kesilen akrabanı ziyaret etmek, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir.) [Beyheki]<br />(Din, güzel ahlaktır.) [Deylemi]<br />(Müminlerin iman yönünden en faziletlisi ahlakça en iyi olanıdır.) [Tirmizi]<br />(Şüphesiz güzel ahlak, güneşin buzu erittiği gibi günahları eritir.) [Har&acirc;iti]<br />(Bir müslüman güzel ahlakı sayesinde, gündüzleri oruç tutan, geceleri ibadet eden kimselerin derecesine kavuşur.) [İ. Ahmed]<br />(Bir insan az ibadet etse de, güzel ahlakı sayesinde en yüksek dereceye kavuşur.) [Taberani]<br />(Yumuşak davran! Sertlikten sakın! Yumuşaklık insanı süsler, çirkinliği giderir.) [Müslim]<br />(Yumuşak davranmayan, hayır yapmamış olur.) [Müslim]<br />(En çok sevdiğim kimse, huyu en güzel olandır.) [Buhari]<br />(Yumuşak olan kimseye, dünya ve ahiret iyilikleri verilmiştir.) [Tirmizi]<br />(Yumuşak olanlar ve kolaylık gösterenler, hayvanın yularını tutan kimse gibidir. Durdurmak isterse hayvan ona uyar. Taşın üzerine sürmek isterse hayvan oraya koşar.) [Ebu Davud]<br />(Cennete götüren sebeplerin başlıcası, Allahü te&acirc;l&acirc;dan korkmak ve iyi huylu olmaktır. Cehenneme götüren sebeplerin başlıcası da, dünya nimetlerinden ayrılınca üzülmek, bu nimetlere kavuşunca sevinmek, azgınlık yapmaktır.) [Tirmizi]<br />(İmanı en kuvvetli kişi, ahlakı en güzel ve hanımına en yumuşak olandır.) [Tirmizi]<br />(İnsan, güzel huyu ile, Cennetin en üstün derecelerine kavuşur. [Nafile] İbadetlerle bu derecelere kavuşamaz. Kötü huy, insanı Cehennemin en aşağısına sürükler.) [Taberani]<br />(İbadetlerin en kolayı, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır.) [İbni Ebiddünya]<br />(Şu üç şey bulunan kimsenin imanı k&acirc;mildir: Herkesle iyi geçinen güzel ahlak, kendini haramlardan alıkoyan vera, cehlini örten hilm.) [Nesai]<br />(Dünyada veya ahirette özür dilemek zorunda kalacağın söz ve hareketten uzak durmaya çalış!) [Hakim]<br />(Söz veriyorum ki, münakaşa etmeyen, haklı olsa da, dili ile kimseyi incitmeyen, şaka ile veya yanındakileri güldürmek için, yalan söylemeyen, iyi huylu olan müslüman Cennete girecektir.) [Tirmizi]</p>
<p>(Allahü te&acirc;l&acirc; buyuruyor ki: &ldquo;Size gönderdiğim İslam dininden razıyım, [bu dini kabul edip, bu dinin emir ve yasaklarına riayet edenlerden razı olur, onları severim.] Bu dinin tamam olması, ancak cömertlikle ve iyi huylu olmakla olur. Dininizin tamam olduğunu her gün, bu ikisi ile belli ediniz!) [Taberani]<br />(Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi huylu olmak, günahları eritir, yok eder. Sirke balı bozup yenilmez h&acirc;le soktuğu gibi, kötü huylu olmak, ibadetleri bozup yok eder.) [Taberani]<br />(Hak te&acirc;l&acirc; yumuşak huyluya yardım eder, sert ve öfkeliye yardım etmez.) [Taberani]<br />(Yumuşak olan, kızmayan müslümanın Cehenneme girmesi haramdır.) [Tirmizi]<br />(Yavaş, yumuşak davranmak, Allahü te&acirc;l&acirc;nın kuluna verdiği büyük bir ihsandır. Aceleci olmak, şeytanın yoludur. Allahü te&acirc;l&acirc;nın sevdiği şey, yumuşak ve ağırbaşlı olmaktır.) [E.Yala]<br />(Kişi, yumuşaklığı, tatlı dili ile, gündüzleri oruç tutanın ve geceleri namaz kılanın derecesine kavuşur.) [İ. Hibban]<br />(Kızınca, öfkesini yenerek yumuşak davrananı Allahü te&acirc;l&acirc; sever.) [İsfehani]<br />(Güler yüzle selam veren, sadaka verenin sevabına kavuşur.) [İ.E.dünya]<br />Bir kimse Resulullah efendimizden nasihat istedi, (Kızma, sinirlenme) buyurdu. Birkaç kere sordu, hepsine de (Kızma, sinirlenme) buyurdu. (Buhari)</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Müslüm Abacıoğlu</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/muslum-abacioglu/guzel-ahlak/1103/</link>
<pubDate>Sun, 08 Feb 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Ben sana ne yaptım...</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Halime o gün kendini yorgun ve tükenmiş hissediyordu. Gönlü kırılmıştı. Üstelik bu kaçıncı kırılışıydı kendisi bile hatırlamıyordu. "Neden hep böyle oluyor?" diye düşündü. "Kollarının altına kedi gibi sokulacağım bir adam istemiştim sadece. Kolu olan çoktu. Ama içlerinde ADAM olan yoktu." diye iç geçirdi. Hiç bir kötü niyeti yoktu. Kimsenin fenalığını istemez, hep iyilik için çalışırdı. Gönlünü korkusuzca teslim edebileceği bir yiğit aramaktaydı. Belki de tek hatası bir beklenti içerisinde olmasıydı. Ama o biliyordu ki bulanlar sadece arayanlardı. İşte bu yüzden, şairin dediği gibi, "seni bulmaktan vazgeçtim ama aramaktan vazgeçemedim." diyordu hayali sevdiğine. Her defasında yeni bir umutla yollara dökülüyor, "acaba nasibim bu mudur?" diye gönlünü açıyordu muhatabına. Ne var ki bir çuval pirincin içindeki kara taşlar misali, ne kadar münasebetsiz vicdansız varsa Halime’yi buluyordu. O da her seferinde "bunda da vardır bir hayır" deyip, kırık dökük de olsa yola devam ediyordu.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Fakat bu defa başkaydı. Hem yılların verdiği yorgunluk, hem yaşadığı son olayın eşsiz kırgınlığı; Halime’yi "son" noktasına getirmişti. Öyle kötü bir ruhani h&acirc;l içerisindeydi ki, kendi kendine düşündü:</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">"Yıllardır iyi niyetle aradım, çabaladım. İyi niyetimin iyi bir karşılık bulmasını bekledim ancak olmadı. Nerede hata yapıyorum acaba? Sevince çok sevmek hatalarımdan biri. Güvenmek zaten en büyük hata. Ben de az suçlu değilim. Ama bu sondu. Tükendim artık. Daha fazla gücüm kalmadı. Adeta eriyip bittim bu konuda. Olmayınca olmayabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Benim asıl gücüme giden, iyi niyetimin kullanılması. Sevmeden sever görünenler var. Vakit geçirmek isteğinde olanlar var. Temiz duyguları zalim düşüncelerine alet etmek isteyenler var. Niçin bu kadar kötü bu insanlar? Madem düşlediğim mutluluk kovaladıkça benden kaçıyor, o halde vazgeçeceğim. Son, sadece son bir kişiye yol verip, o da olmazsa bu arzudan bütün bütün uzaklaşacağım. Hayatıma, kendime son bir şans tanıyorum. Karşıma çıkacak aday benim için son olacak. Ya olacak ya ölecek hislerim." dedi.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Bu düşüncesinde aslında hatalıydı. Zira her yeni gün, her yeni nefes; insana verilmiş yeni bir fırsat, yeni bir umuttu aslında. Ancak Halime o gün bunu düşünebilecek vaziyette değildi. Kalben yorgun, bitkin, kırgın bir haldeydi.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">İşte durumlar böyleyken başladı Halime’yle Raşit’in öyküsü. Raşit Halime’yle tanışmak istemiş, hatta bu konuda zavallı kızcağızı bir hayli zorlamıştı. Halime görüşeceği kişinin onun evlilik yolunda tanışacağı son insan olduğunu bildiği için temkinli hareket ediyor, hemen razı olmak istemiyordu tanışmaya. Fakat imtihan bu ya, olaylar o noktaya geldi ve Halime-Raşit yolculuğu başladı.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Başlangıçta her şey çok güzeldi. Raşit hakikaten Halime’nin şimdiye kadar tanıştığı insanlardan çok farklıydı. Yumuşacık, merhametli bir kalbi; kibar bir dili vardı. Halime de bu mutlu yolculuğa kendini kaptırmış gidiyordu. Yazık ki yine "çok sevme" yolunda ilerliyordu farkına bile varmadan. Her şeye rağmen, şimdiye kadar edindiği tecrübelerden ötürü bir kurt da kalbini kemirmiyor değildi. Acaba, diyordu, acaba bu işin altından da görünmeyen bir yüz çıkacak mı? O yüzün görünmesi bu defa biraz zaman almıştı. Raşit Halime’yi kendine iyice alıştırıp bağladıktan sonra aniden ortadan kaybolmuş, bir korkak gibi tek söz etmeden kayıplara karışmıştı. Acaba başında bir h&acirc;l mi vardı ya da ölmüş müydü? Ama hayır. Halime bir gün Raşit’in sapasağlam bir hayat sürdüğünü gördü gözleriyle. Üstelik çok da mutlu görünüyordu. O an ona seslenecek gücü kendinde bulamasa da, içinden şu cümleyi tekrarladı Halime:</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">"Ben sana ne yaptım? Ben sana ne yaptım ki bana bu kötülüğü ettin?..."</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Tüm bu olanlara "YİNE" bir anlam veremedi Halime. "Neden?" diyordu, "neden?" Acaba Raşit bir ruh hastası mıydı? Yoksa sadece egolarının peşinde koşan bir bencil miydi? Kendi küçük dünyası içinde umutlarla yaşayan bu kızcağızdan ne istemişti acaba? Niçin onun sade ve saf dünyasını başına yıkmıştı? Eline ne geçmişti ki bunu yapmakla?</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Raşit bu vicdansızlığından ne elde etti bilinmez. Lakin Halimecik bu defa hakikaten kararlıydı kendine verdiği sözü tutmakta. O günden sonra asla hayatına &nbsp;kimseyi almadı. Kalbine girmek isteyenlere müsaade etmedi. Kim bilir, bunların içinde belki de gerçekten layık olan doğru insan da vardı. Ama Halime bu riske girmeyi bir kez daha göze alamadı. Şimdiye kadar hayatına giren yanlış insanlar kötü ise, Raşit kötünün de kötüsü olmuştu. Zira o bilmiyordu ama, Halime için o son şanstı...</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Bu hikaye mutlu bitmedi. Halime, niçin kandırıldığını hiç anlamadan yapayalnız ve renksiz bir hayat sürdü. Raşit mi? O her zamanki gibi kendisini iyi biri olduğuna inandırıp, hiç bir şey olmamış gibi bencilce hayat yolculuğuna devam etti...</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Aslıhan Duran</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aslihan-duran/ben-sana-ne-yaptim/1100/</link>
<pubDate>Thu, 05 Feb 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Bizim değerlerimiz ne alınır, ne de satılır</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Saygı değer Kardeşlerim, Değerli okuyucularım bu ülkede sağcı, solcu; ilerici, gerici yoktur. </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Doğruya inananlar, yanlışın peşinden gidenler vardır. Siz doğruya inanlardan olunuz. Göreceksiniz ki inanmışlar ordusu olarak çoğunluktasınız. </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Makam-mevki, koltuk sevdasına düşüp; adama adamlıktan vazgeçin dava adamı olun. Güç peşinde parçalanmaktan onur şahsiyet namus gibi değerlerinizi unutturmaya çalışan, milli manevi duygularınızı istismar eden, komiteci koltuk makam tutkunlarına uymayınız amelinizi bozmayın bozdurtmayın. Başınızı bir kaldırıp baksanız ülkedeki tek gücün siz ve kardeşleriniz olduğunu göreceksiniz. </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Gün devekuşu misali, işine geldiğinde deve, işine geldiğinde kuş olma zamanı değil. Kafanızı kumdan çıkarın. Dün duyduğunuz saygı ve sevgiyi bugün menfaat ve çıkarlarınız uğruna satmayın; satılırsınız... Bizim değerlerimiz ne alınır, ne de satılır dostça kalınız</p>]]></content:encoded>
<author>Feridun Öncel</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/feridun-oncel/bizim-degerlerimiz-ne-alinir-ne-de-satilir/1099/</link>
<pubDate>Sun, 01 Feb 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Koltuğundan kalk!</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Eleştiri, kişinin doğru yolu bulmasına yardımcı olur. Kişinin düşünmesini ve olabilecek ihtimaller üzerinde yoğunlaşmasını sağlar. Toplumun önemli bir kısmı eleştiriyi, karsındaki kişiyi aşağılama veya onu toplumda rencide etme anlamında algılamaktadır. Bu sebepledir ki, herkesin kusurlarının var olduğunu ve hiç birimizin hatasız olmadığını bilmemize rağmen eleştiriyi bir türlü kabul etmeyiz ve eleştiri yapana düşmanlık besleriz. Şüphesiz en kötü eleştiri yolu sosyal medya veya telefonla yapılan eleştiri şeklidir. Özellikle yüz yüze görüşmenin mümkün olduğu hallerde sosyal medya aracılığıyla yapılan eleştiriler faydadan çok zarar doğurabilmektedir. Bizler insan olarak yüz yüze konuşarak ve birbirimizin gözlerinin içine bakarak ancak gerçek anlamıyla birbirimizi anlayabiliriz. Eleştirilerden ve eleştiren kişilerden uzak durdukça eleştirilerin şiddeti artmakta ve kişi bunlara cevap vermekte zorlanmaktadır. Eğer hatalarım var ise ve bu hatalarımın farkında değilsem düşünürüm, hatalarımın geldiği yöne bakarım. Eleştirinin sebebini bulmaya ve kendimi sorgulamaya çalışırım. Kendimi niye ifade edemiyorum. Güç ve bilgiyi bulmak için araştırma yaparım. Toplumda çok değerli insanların varlığında habersiziz mesela. Her toplumda sorunların var olduğunu hepimiz biliyoruz. Sorunların en aza indirmek için neden çözüm noktasında bir şeyler yapmaktan aciziz hissediyoruz kendimizi, anlayamıyorum. Bir keresinde caddenin ortasında iki öğrencinin kavga ettiklerini görmüştüm. </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Kendilerine yaklaştığımda kavga etmekten vazgeçtiler. Sorun nedir diye sorduğumda tek tek konuşmaya başladılar. Sorunlarını dinledikten sonra çözüm noktasını bulmak pek zor olmadı. Çünkü bende aynı dönemi yaşamıştım, çözüm yolunu, tecrübemden ve sahip olduğum bilgi birikimden almıştım. Bu sayede kavga ile sonuçlanacak bir sosyal sorunu sulh ile çözümleyebildim. Koltukta oturanlar maalesef, sorunlardan kaçarak huzur bulacaklarını sanmaktadırlar. Toplumu yönetenler, ya sorumluğun bilincinde değiller ya da bildikleri halde bu yolu tercih etmiyorlar. Bazı insanları ezerek ayakta durmak için uğraşıyorlar. .Bu tip insanlar, Allahın gücünün farkında değildirler ve geldikleri gibi gideceklerini düşünmemektedirler. Kalbi kirli olanın bedeni kirlidir. Attığı adım, söylediği söz, gördüğü göz, yediği yemek hatta duyduğu ses bile kirlidir artık. Oturduğun koltuktan kalk, dört duvarın arkasında saklanmaktan vazgeç, halktan gelen sese kulak ver! İnsanları hor görme, dinle ve konuş, sorunları anlamaya çalış! Kaybedeceğin hiçbir şey yok bu şekilde. Toplumu kazanırsın ve toplumda iz bırakırsın sadece. Geçenlerde yaklaşık 1000 kişilik çalışanı olan bir kurum müdürü ile sohbet ettim. Eleştirilerde bulundum. Müdür haklı olarak kendini savunmaya çalıştı tabi ki. Fakat yinede temiz fikirlerle ve iyi niyetli sorularımla kendisinde iz bıraktığıma inanıyorum. Toplumsal duyarlığı göstermek zor değildir. Bugünü düşündüğümüz gibi yarını da düşünmemiz gerekir. Çocuklarımızın geleceğini ateşe atmak istemiyorsak koltukta oturanları ayağa kaldırmamız gerekiyor. Onlara sorumluluklarının ne olduğunu hatırlatmamız gerekir. </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">SORUN HEPİMİZİN ÇÖZÜM İSE OLUMLU DÜŞÜNEBİLENLERİNDİR!</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Aziz Işıklı</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aziz-isikli/koltugundan-kalk/1095/</link>
<pubDate>Wed, 21 Jan 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Urfa Hipodromu İstihdama katkı sağlıyor</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Şanlıurfa Hipodromu 788 bin 500 dönüm arazi üzerine, Şehir merkezine 18 km. uzaklıkta Mardin yolu üzerinde kurulu Şanlıurfa Hipodromunda bin 700 metre uzunluğunda 20 metre genişliğinde Kum Yarış Pisti, 17 metre genişliğinde ve 1570 metre uzunluğunda olan kum antrenman pisti bulunan. Şanlıurfa Hipodrumu 24 blok dan 558 ahır box kapasitesiyle hizmet veriyor.&nbsp; Şanlıurfa Hipodromunda aydınlatma işlemleri tamamlanarak 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren gece yarışları yapılmaya başlandı. Şanlıurfa Hipodromundaki tribün bin 500 kişilik seyirci kapasitesine sahiptir. Hipodrom içerisinde takribi 57 bin&nbsp; metrekare peyzaj amaçlı çim alan, 3 0 bin adet değişik türlerde ağaç bulunuyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Şanlıurfa Hipodromu içerisinde İdare Binası, Tribün Binası, Eyerleme ve Jokey Binası, Yarış öncesi Kan alma Merkezi, Doping Merkezi, At Hastanesi, Pony Ahırları, Çocuk Parkı, Piknik alanları, Kantin, Kır Kahvesi, Berber Dükk&acirc;nı, At Sahipleri Derneği Lokali ve 300 araçlık otoparkı ile Hipodrom ve Yarış severlere hizmet veriyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Bu hipodromun kurulmasında dönemin Şanlıurfa milletvekili Necmettin Cevherinin de katkısı olan Şanlıurfa Hipodromunun kısaca fiziki yapısından bahsetmeye çalıştım.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">TJK dernekler kanununa bağlı kamu yararına hizmet veren bir dernek. Derneğe ait iktisadi işletmelerin gelirlerinin %99luk kısmını Müşterek Bahis gelirleri oluşturuyor.&nbsp; Toplam hasılat üzerinden ilk olarak KDVsini ödüyor. KDV hariç satış hasılatının %50lik kısmını yarış severlere dağıtılıyor. Yine KDV hariç toplam hasılatın %26lık kısmını TJKnın yatırım ve işletme giderlerini karşılamak üzere kulüp bütçesini oluşturuyor. Geriye kalan kısım ise şans oyunları vergisi, katma değer vergisi, belediye eğlence vergisi ve kamu payı olarak belediyelere ve devlet hazinesine aktarılıyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Şanlıurfa Hipodromu Şanlıurfa ekonomisine büyük bir katkı sağlıyor. Mehmet Kazoğlu Hipodromun Müdürlüğünü uzun yıllardır başarı ile yürütüyor. Şanlıurfada ciddi, profesyonel&nbsp; bir yönetim var. Yarışlar ilgi yoğun oluyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Türkiye Jokey Kulubunun resmi internet sitesinden edindiğin bilgiye göre; İstanbul Veliefendi, Adana Yeşiloba, Ankara 75.yıl, Bursa Osmangazi,&nbsp; Diyarbakır, İzmir Şirinyer, Kocaeli Kartepe ve Şanlıurfa Hipodromu olmak üzere Türkiyede 9 hipodrom bulunuyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Şanlıurfa’nın değerlerinin ve potansiyelinin değerlendirildiğinde Hipodrom gibi tesisler çıkıyor. Hem Şanlıurfa ekonomisine katkı sağladığı gibi istihdam konusunda da fayda sağlıyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Karacadağ Kayak Tesisleri, Bozova ve Halfeti ilçelerinde yaz sporları tesisleri, Karaali bölgesinde Kaplıca tesislerinin Türkiyeye hitap edebilecek Termal Turizm potansiyelinin değerlendirilmesi başta olmak üzere yüzlerce değerlendirilecek imkan ve potansiyelinin değerlendirilmesi ile Şanlıurfa ili hak ettiği yere gelebilecektir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">Hipodromu yapanlar ve başarılı bir şekilde işletmesine katkıda bulunanlara Şanlıurfalı olarak teşekkür etmek boynumuzun borcudur.</p>]]></content:encoded>
<author>Yusuf Güler</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/yusuf-guler/urfa-hipodromu-istihdama-katki-sagliyor/1094/</link>
<pubDate>Sun, 18 Jan 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Ahde Vefa</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Muhterem Kardeşlerim&hellip;</p>
<p><br />60 yaşına geldik. Allahu Teala cümlemize hayırlı uzun ömürler versin, son nefesimizde de imanla ölmeyi nasib eylesin. Efendim, kendimizi bildik bileli hiç ön plana çıkmadık, mümkün olduğunca &lsquo;ben demekten kaçındık ve hep &lsquo;biz demeye gayret ettik. Zira inandıklarımız, sevdiklerimiz; &ldquo;En kötü tek kelime BEN&rdquo; derlerdi. <br />27 yıl Peygamber mesleği kabul ettiğimiz Öğretmenlik ile meşgul olduk ve başkalarının çocuklarıyla ilgilenmekten kendi çocuklarımıza zaman ayıramadık. Yaklaşık 46 yıldan beri de fotoğrafçılık ve dolayısıyla Gazetecilikle uğraşıyoruz. Kısaca; öğretmenlikten emekli olduk ancak gazetecilikten halen emekli olamadık. Yaşımızın gereği biraz yavaşlattık, ancak yerinde koşuşturmayı da ihmal etmiyoruz. Zaman zaman da sevdiğimiz gençleri öne sürüyor, ondan bilgileri alarak yine haberleştiriyoruz.. Biraz ulusal, biraz da yerel gazetelerde ülkemizi, milletimizi, memleketimizi kötülemeden, kimsenin malına, canına zarar vermeden, huzur bozmadan ve en önemlisi doğrulardan şaşmadan haber ve köşe yazılarımızın yayınlanmasını sağlıyoruz. Tabi hemen herkese de yardım etmekten kaçmadık ve halen de kaçmıyoruz&hellip; Ancak hiç kimseden vefa görmediğimiz halde hiç umursamadık, görmezden, duymazdan, bilmezden geldik. &lsquo;Yaptıklarımızı Allahu Teala biliyor ya yeter diye düşündük. (Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul, zurna az.)</p>
<p>Efendim&hellip;<br />Büyüklerimiz; &lsquo;İnsanoğlu çiğ süt emmiş derlerdi&hellip; Bu Ata sözündeki &lsquo;çiğ süt mecaz anlamdadır, olgun değil anlamındadır. Kötü insanlardan zarar beklenir anlamındadır. Kötü insan, iyiliğin kıymetini bilmez, zararı dokunabilir demektir. Daha da önemlisi; bazıları, çıkarı olan işte kendisine iyilik edene bile nankörlük ederler demektir. İşte şimdilerde, iyilik edenlere hep kötülük ediyorlar. Günümüzde ahde vefa kalmamış&hellip;</p>
<p>Vefa, sevgide devamlılık demektir. Vefa demek, ihtiyaç h&acirc;linde ona yardım etmektir. Arkadaş, öldükten sonra, onun çoluk çocuğunu, yakınlarını sevmek, onlarla ilgiyi kesmemek de vefadandır. Müslüman vefak&acirc;r olur. Vefak&acirc;r olmanın, yani sırf Allah rızası için sevmenin mükafatı büyüktür.<br />Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />&ldquo;Kıyamette hiçbir himayenin bulunmadığı zaman, Allahü Te&acirc;l&acirc;nın himayesinde bulunacak yedi kişiden biri, birbirini [sırf Allah rızası için] sevenlerdir.&rdquo; [Buhari]<br />Vefa, dostlukta, bağlılıkta sebat etmektir. Arkadaşa yaptığı iyiliği az görmek, onun yaptığını çok bilmek vefadandır. Şimdilerde nerde öyle arkadaşlar&hellip;</p>
<p>Vefa demek, gerek hayatta iken ve gerekse öldükten sonra sevgi ve ilgiyi devam ettirmek demektir. Ölen bir kimseye az bir vefa göstermek, hayatta yapılan çok iyiliklerden daha makbuldür. Çünkü insan, hayattaki arkadaşına bir iyilik edince, belki bir karşılık bekleyebilir. Öldükten sonra yapılacak iyiliğe riya karışması zor olur. Ölüler için dua ve istiğfar edilir. Yapılan iyiliklerin sevabı bağışlanır. Hayattaki akrabalarına, dostlarına iyilik edilir. Peygamber efendimiz, ihtiyar bir kadına ikramda bulundu. Sebebini soranlara, &ldquo;Bu kadın, Hatice hayatta iken bize gelir giderdi. Ahde vefa, dindendir&rdquo; buyurdu.</p>
<p>Vefanın gereğindendir ki, insan sevdiği arkadaşının dostlarını, akrabalarını da sevip haklarını gözetmelidir. Çünkü insan, yakınlarına gösterilen ilgiye daha çok memnun olur. Sevgi, sevgilinin her şeyini, ona yakından uzaktan ilgili olan her şeyi sevgili kılar. Bunun için, &ldquo;Sevgilinin kapısındaki köpek, sevenin kalbinde diğer köpeklerden üstün ve ayrı bir yer tutar&rdquo; denmiştir.</p>
<p>&Acirc;limler, &ldquo;Evlada hizmet, babasına hizmet demektir&rdquo; buyurmuşlardır. Evlada hizmet babayı sevindirdiği gibi, evlada düşmanlık da babayı üzer. Diğer yakınlarının durumu da böyledir. Arkadaşının dostu ile düşman olmamak veya düşmanı ile dost olmamak da vefadandır. Arkadaş vefat ettikten sonra da, onun yakınlarına ilgi göstermek, sağlığında ilgi göstermekten daha kıymetlidir. Arkadaşın yanında, &ldquo;Şu benim, şu senin&rdquo; dememeli. İbrahim bin Şeyban hazretleri, &ldquo;Bu benim kalemim, diyenle arkadaşlık etmezdik&rdquo; buyururdu. &ldquo;Bunu senin için yaptım&rdquo; demek de onu minnet altında bırakmak olur, soğukluğa sebep olur. &Acirc;limler, &ldquo;Çağırdığımız zaman nereye, diye soranla arkadaşlık etmezdik&rdquo; buyurmuşlardır. Arkadaşın kusurlarını görmemek, mürüvvetten, vefadandır.</p>
<p>Ama günümüzde öyle arkadaşlar kalmadı, varsa da parmakla sayılacak kadar veya vefasızların görmezden geldikleridir &hellip;.<br />Arkadaşın dost ve akrabalarını arayıp sormak vefak&acirc;rlığın şartlarındandır. Onların haklarına riayet, arkadaşa ikram etmekten daha kıymetlidir&hellip;</p>
<p>Vefasızlık şeytanın hoşuna gider. Mesela arkadaşlar arasındaki sevginin azalması, kırgınlığın zuhur etmesi şeytanı çok sevindirir. Şeytanı sevindirmemek, onun oyununa gelmemek için vefak&acirc;r olmalı, arkadaşın kusurlarını fazilet, hakaretlerini de iltifat kabul etmeli. İki arkadaştan biri, diğerine sert bakınca, şeytan sevinip oynar. Allahü Te&acirc;l&acirc;, &ldquo;Şeytan, aralarını bozmaması için, kullarım güzel konuşsun&rdquo; buyuruyor. (İsra 53)<br />Onun için kırıcı ve üzücü konuşmaktan ve sert bakmaktan uzak durmalıdır! Allah dostlarının duruşu bile sevgi telkin eder. Böyle bir kimse, makam sahibi de olsa, eski arkadaşlarını arar. &ldquo;Kerem sahipleri, darlık zamanlarında kendileriyle düşüp kalkanları, genişlik zamanlarında da ararlar&rdquo; denmiştir.</p>
<p>Sıkıntılı anında arkadaşın yardımına koşmalı, &ldquo;Kara gün dostu&rdquo; olmalıdır. Şeytan, nefs ve kötü arkadaş, ara bozmaya çalıştığı için arkadaşlığı devam ettirmek zor olur. Bunun için, &ldquo;Arkadaşlık ince ve l&acirc;tif bir cevherdir. Korunmasını bilmezsen kazaya uğrar&rdquo; demişlerdir. Bu cevheri korumak; arkadaşta kusur aramamak ve hiçbir hatasını görmemekle olur. Çünkü kusursuz insan olmaz. Kusurunu görünce, onu bırakmamalı&hellip; Elhamdülillah biz her arkadaşımızı olduğu gibi kabul ettik. Ancak inancımıza zarar vermediği müddetçe de Allahın selamını kesmedik.</p>
<p>Kusursuz insanla herkes geçinir. Asıl yiğitlik, kusurlu arkadaşla iyi geçinmektir. Daima onu kendine tercih etmelidir. Vefak&acirc;r olmanın şartlarından biri de, dostun sevmediklerini, düşmanlarını sevmemektir. Dostun düşmanı ile birlikte gezmek, düşmanlıkta ortak olmak demektir. Şükürler olsun ki; biz kusurlu arkadaşlarımızı da sevdik, mümkün olduğunca incitmemeye gayret ettik, her zaman halini hatırını sorduk, yardımlarına koştuk. Ancak onlardan aynı vefayı göremedik, yinede dostluğumuzu kesmedik, biraz ölçülü davranmaya çalıştık&hellip;</p>
<p>Eski zatlardan birinin oğluna vasiyeti şöyle idi;<br />&ldquo;Oğlum, herkesle arkadaşlık edilmez. İhtiyaç içinde olduğun zaman senden uzaklaşan, genişlik zamanında malına göz diken ve yükseldiği vakit sana üstünlük taslayan kimse ile arkadaş olma!&rdquo;<br />O halde, ihtiyacı olan arkadaşa yardım etmeli, ondan bir menfaat beklememeli ve ona karşı hiçbir üstünlük göstermemelidir! Her şeye itiraz eden; &lsquo;hayır öyle değil diyen arkadaşlarını düşman etmekle kalmaz, bütün insanların nefretini kazanır.</p>
<p>Herkes dost gibiydi, şimdi yabancı bize,<br />Zira işi düşünce, dost görünüyor o bize&hellip;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Müslüm Abacıoğlu</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/muslum-abacioglu/ahde-vefa/1092/</link>
<pubDate>Tue, 13 Jan 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Sitemkar</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Aylar var ki Ağam, seni görmedim, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yokluğunda asla huzra ermedim, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sanma kimselere haber sormadım, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yine de gelmedin, sitemk&acirc;rım çok. </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Ben senin yanında küçük bir kuzu, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yüreği yaralı, dert çalar sazı, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yazmakla tükenmez gayrı bu yazı, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Bir selam vermedin, sitemk&acirc;rım çok. </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Yaşım büyük küçük, ne fark eder ki? </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Ağası olan kul naz sarf eder ki, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>&ldquo;Küskün&rdquo; bekler hayat bir çark eder ki, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Fazlaca beklettin, sitemk&acirc;rım çok. </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Hiç mi düşünmezsin, kardeşin yalnız, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Dert ona yapışmış, çıkmıyor, sakız, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Gün güne sönüyor, eriyor yıldız, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Bir kelam etmedin, sitemk&acirc;rım çok. </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>&nbsp;</strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Kuzun pek çaresiz, neylesin sensiz? </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Tek günü yoktur ki geçsin kedersiz, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Gel hele bir yol da gülsün bu öksüz, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Sırlı cam ardından bakma, hükmü yok, </strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><strong>Daha susacaksan, sitemk&acirc;rım çok.</strong></p>
<p class="MsoNoSpacing" style="margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Aslıhan Duran</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/aslihan-duran/sitemkar/1087/</link>
<pubDate>Wed, 07 Jan 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Atasözlerinin çoğu Hadis-i şerif mealidir</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı kimseler, atalarımızın tecrübe mahsulü kıymetli sözlerindeki incelikleri anlamadıkları veya ters anladıkları için, ceddimize dil uzatıyorlar. Halbuki atasözlerinin çoğu hadis-i şerif mealleridir. Yahut İslam &acirc;limlerinin sözleridir.</p>
<p><br />* &ldquo;Geç olsun da güç olmasın!&rdquo; atasözüne de saldırılmaktadır. İnsanın fıtratında acelecilik vardır. Kur’an-ı kerimde mealen &ldquo;İnsan pek acelecidir&rdquo; buyuruluyor. [İsra 11]</p>
<p>Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:<br />&ldquo;Acele şeytandan, teenni Allahtandır.&rdquo; [Tirmizi]<br />&ldquo;Teenni eden isabet eder, acele eden hata eder.&rdquo; [Beyheki] [Teenni, acelenin zıddıdır]<br />O halde, işlerde acele etmemeli ve hemen karar vermemelidir! Acele ile verilen kararlara şeytan karışır. Nefsin istediği bir şey hatıra gelince şeytan, "Fırsatı kaçırma, hemen yap!" der. Onun için kalbe gelen şeyi yapmadan önce, bu işten Allahü Te&acirc;l&acirc; razı olur mu, sevap mıdır, günah mıdır diye düşünmelidir! Günah değil ise yapmalıdır! Böylece teenni edilmiş, yani acele edilmemiş olur. Yalnız 5 yerde acele gerekir:<br />1- Misafir gelince yemek vermeli!<br />2- Günah işleyince, tevbe etmeli!<br />3- Vakti girince namazı kılmalı!<br />4- Çocuklara din bilgilerini ve namaz kılmayı öğrettikten sonra, büluğa erip dengi çıkınca, hemen evlendirmeli! Hadis-i şerifte, &ldquo;Üç şeyi geciktirme! Namazı vakti girince kıl, cenaze namazını hemen kıl! Kızını dengi isteyince, hemen ver!&rdquo; buyuruldu. O halde, namazını kılan, günahlardan sakınan ve nafakasını helalden kazanan biri bulununca, kızını hemen onunla evlendirmelidir! hadis-i şerifte, &ldquo;Dinini, ahlakını beğendiğiniz bir kimse, kızınıza talip olursa, hemen evlendirin! Evlendirmezseniz, fitne ve fesada sebep olursunuz&rdquo; buyuruldu. (Tirmizi)<br />5- Defin işini de acele yapmalıdır!<br />İbadetleri ve hayırlı işleri yapmakta acele etmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />&ldquo;Ölmeden önce tevbe edin. Hayırlı işleri yapmaya mani çıkmadan önce acele edin. Allahü Te&acirc;l&acirc;yı çok hatırlayın. Zek&acirc;t ve sadaka vermekte acele edin. Böylece Rabbinizin rızıklarına ve yardımına kavuşun!&rdquo; [İbni Mace]<br />&ldquo;En akıllınız, ölümü çok hatırlayan, ahiret için azık toplamakta acele edendir.&rdquo; [Taberani]<br />&ldquo;Sadaka vermekte acele edin, çünkü bela sadakayı geçemez.&rdquo; [Beyheki]</p>
<p>Zek&acirc;tını vermeyen ve malını ahiret yolunda sarf etmeyen kimse, fakir olunca çok pişman olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />&ldquo;Tesvif eden helak olur.&rdquo; [Berika] [Tesvif, hayırlı iş yapmayı sonraya bırakmaktır.]<br />Tembellik, bir işi geciktirmek, sonraya bırakmak nasıl kötü ise, acele etmek de kötüdür. Bunun biri ifrat, diğeri tefrittir. Dinimiz orta yolu, aşırılıklardan uzak olmayı emretmektedir. Hadis-i şerifte, &ldquo;Aşırı giden helak olur&rdquo; buyuruldu. Bir kimse, müsrif olursa buna ifrat denebilir. Bir kimse de cimrilik ederse, buna da tefrit denebilir. Dinimiz, her iki aşırılığı da yasaklamıştır. Furkan suresinin 67. &acirc;yet-i kerimesinde, israf edenlerle cimrilik edenler kötülenmiş, ikisinin ortası olanlar övülmüştür.</p>
<p>Acele eden fütura düşer. Yani gevşeklik ve bezginlik hasıl olur. Hayırlı bir işin olması için acele eden, gecikince, bezginliğe, ümitsizliğe düşer. Dua eder, hemen duasının kabul olmasını ister. Duası gecikince duayı bırakır, maksudundan mahrum kalır. Acele edenin ihlası, takvası bozulabilir. Şüpheli şeylere, hatta haramlara dalabilir. Namaz kılarken acele eden, tadil-i erkanı terk edebilir. Hızlı okurken tecvide uymayabilir, yanlış okuyabilir. Onun için ağırbaşlı olmalı, düşünerek hareket etmelidir.</p>
<p>* &ldquo;İyilikten maraz doğar&rdquo; ve &ldquo;İyiliğe iyilik olsaydı kara öküze bıçak olmazdı&rdquo; atasözlerine saldırıyorlar. Bu sözlerin iyilik etmeyi engellediğini sanıyorlar. Genel olarak kötü kimseler, kadirşinas değildir, nankördür. Nitekim Kur’an-ı kerimde mealen &ldquo;Allah ve Resulü kendi lütuflarından onları [kötüleri] zenginleştirdiği için öç almaya kalkıştılar&rdquo; buyuruluyor. (Tevbe 74)<br />Demek ki kötü kimselerin, kendilerine iyilik edenlere zararları dokunabilir. Bunun için atalarımız, &ldquo;İyilik et kele, duyursun seni ele&rdquo; de, demişlerdir. Bu atasözleri, iyiliğin mutlaka zararlı olduğunu göstermiyor, kötülere iyilik edince onlardan bazı zararların gelebileceğini gösteriyor.<br />Hazret-i Ali, &ldquo;Kerim kimse, iyilik görünce yumuşar, kötü kimse de, kendisine iyilik yapılınca katılaşır&rdquo; buyuruyor.<br />Hazret-i Ömer de, &ldquo;Kötü insanları mürüvvetsiz veya mürüvvetlerinin az olduğunu gördüm&rdquo; buyurmaktadır.</p>
<p>Ebu Amr bin Ala buyuruyor ki:<br />&ldquo;İyiye ihanet edince, kötüye iyilik edince, akıllıyı sıkıntıya sokunca, ahmağa acıyınca, kötü ile düşüp kalkınca şerrinden sakın!&rdquo;<br />Allahü Te&acirc;l&acirc;, &ldquo;Kendisine iyilik edene kötülük eden, benim nimetime nankörlük etmiş olur, kendisine kötülük edene iyilik eden de, bana şükretmiş olur&rdquo; buyuruyor. Bir menfaat elde etmek için seninle arkadaşlık edenin şerrinden sakın! Çünkü beklediği şey kesilince; özür kabul etmez. (Şuab-ül-iman)</p>
<p>* &ldquo;Güzele bakmak sevaptır&rdquo; sözünün sanki tek anlamı varmış gibi tenkit edilmektedir. Güzele rağbet etmeyen olmaz. Çünkü hadis-i şerifte, &ldquo;Allah güzeli sever&rdquo; buyuruluyor. Mubah olanı güzeli sevmek, ona rağbet kınanmamalıdır. Hakimin rivayet ettiği &ldquo;Alinin güzel yüzüne bakmak ibadettir&rdquo; hadis-i şerifi de, helal olan güzele bakmanın sevap olduğunu göstermektedir. <br />Berikada diyor ki:<br />&ldquo;Güzel yüze bakmak gözü kuvvetlendirir&rdquo; hadis-i şerifi, bakması helal olan şeylere bakmanın faydasını bildirmektedir. Yoksa haram olan yabancı kadınlara bakmak, gözü zayıflatır ve kalbi karartır.</p>
<p>İmam-ı Gazali hazretleri de buyurdu ki:<br />Bir kimseyi, ettiği iyilikten dolayı değil, bizzat zatından dolayı sevmek, yok olup tükenmeyen gerçek sevgidir. Bu da güzeli sevmek demektir. Güzelliği anlayan güzeli sever. Güzelliği sevmek, güzelliğin zatındandır. Çünkü ondaki güzelliği anlamak, zevkin kendisidir. Güzeli anlamak da bir zevktir. Akarsu, yeşillik ve tabiattaki güzellikler yiyip içildikleri için değil, sırf güzel oldukları için sevilir. Bu, insanın elinde olmayan sevgidir. Güzel bir çiçeğe bakmak, onu koklamak ruha tatlı gelir. Ruhun Allahü Te&acirc;l&acirc;nın varlığını, büyüklüğünü anlamasına, Onun emirlerine uymasına sebep olur. Allahü Te&acirc;l&acirc;nın güzel olduğu bilinirse, Onu da sevmemek imkansızdır. O ise, güzeller güzelidir. Hadis-i şerifte, &ldquo;Allah güzeldir, güzeli sever&rdquo; buyuruldu. Kendine hiçbir faydası olmasa da insan, güzeli, güzelliğinden dolayı sever. Beş duyu ile de anlaşılmayan; fakat kalb gözü ile görülen güzellikler de vardır. Güzel ahlak böyledir. İmam-ı azamı ve birçok evliyayı güzel vasıflarından dolayı severiz. [Güzel bir kitap, güzel bir şiir, güzel bir bina, güzel bir bahçe, güzel bir idare, güzel ahlaklı bir idareci, güzel bir alet, güzel yemekler, güzel içecekler, güzel öten kuşlar, güzel çiçekler. Tabiatta güzel olan ne varsa sırf güzel olduğu için sevilir.] Mutlak güzel, eşi, benzeri olmayan yalnız Allahü Te&acirc;l&acirc;dır.<br />Ne iyi o gözler ki, hep güzele bakıyor.<br />Ne talihli o kalb ki, Onun için yanıyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Müslüm Abacıoğlu</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/muslum-abacioglu/atasozlerinin-cogu-hadis-i-serif-mealidir/1088/</link>
<pubDate>Wed, 07 Jan 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title> Ucundan kıyısından var bir kalem sevdamız</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Öyle bir meslek ki bu meslek. Hem hayatın boyunca tatildeymişsin gibi hem de kendine ayıracak beş dakika vaktin yok. İşin kötüsü ağız tadıyla bir depresyona bile giremiyorsun. Tam hastalandım ay öldüm bittim havasında ense yapacak oluyorsun, televizyonda bir haber. Hangi ara ne zaman açarsın bilgisayarı ne zaman oturursun klavyenin başına hangi ara enterlar gönderirsin bilemezsin.&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">İki dakika kahve keyfi yapayım dersin elinde telefon haberleri okurken bulursun kendini. Film izleyeyim dersin bir sonraki yazının konusu kurgulanmıştır bile kafanda. Kitap alırsın eline hopp bir kırmızı kalem altını çiziktirmeye başlamışsındır çoktan.&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Yani azizim normal insanların keyif için yaptığı her şey senin mesleğinin bir parçasıdır. Bir magazin izlerken başıklar cirit atar kafanda. Bu konu ne kadar hit yapar hesaplarına başlamasındır üstelik. Devam konuları da cabası.&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Hava nasıl diye soracak olsalar bölge bölge anlatmaya başlayacaksındır, sıkıcısındır yani. Ya da hangi burçsun demeye kalkmasın biri uğurlu rengi şu, uğurlu taşı bu diye karakterik özelliklerine dalarsın. Tam bir mozaiksindir çünkü her tattan bir parça vardır sende. Çünkü sen gazetecisindir.&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;"></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Bu aralar bir bunalıma girmek istedim. Paşa gönlüm öyle istedi. Hava puslu deniz uslu benim neyim eksik dedim bu griliğe bir dalayım. Öyle sebep de aramama gerek yok ki, Kanlı Nigarın meşhur repliği yetişir imdadıma: &ldquo;Kuş kaçtı, süt taştı, bardak kırıldı, yemek ekşidi&hellip;..&rdquo; Derken bir de boğaz ağrısı gelip peydah olmaz mı ohhhh dedim tadından yenmez. Hazır fiziken de hastayım. Kutu kutu antibiyotiğim kapı gibi reçetem var. Artık bana karada ölüm yok. Sabahlar olmasın&hellip;&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Oldu&hellip;&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Sabahlar oldu bana inat hem de hele bugün bir de kalemdaşım demez mi ki Neslihan yazılar girilecek seninki nerede?&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">&ldquo;Tüh hani ben hastaydım ya, bir de depresyona girecektim hani. Hani böyle biraz ense yapayım beni bu kez yok sayın. Canım istemiyor benim değil mi yazmıycam köşe&hellip;.&rdquo; Falan diyecektim ki bir baktım şunu yazmışım cevaben: &ldquo;Tamam bana bir on dakika ver.&rdquo;&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Mesleki deformasyon. Meslek hastalığı, yok yok en iyisi meslek aşkı diyelim biz buna&hellip; Tembel membel de olsak ucundan kıyısından var bir kalem sevdamız. Okuyucum da beni anlar ya bugün hani canım hasta olmak istiyor ya hem öksürüyorum da ya, hem bir de offf hayat sıkıcı ya.&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Tamam tamam sustum ben sadece yazayım en iyisi&hellip;.</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Seviyorum sizi&hellip; seviyorum mesleğimi&hellip;. Seviyorum yazmayı&hellip;.&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt;">Neslihan Sultan PALA&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Neslihan Sultan Pala</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/neslihan-sultan-pala/ucundan-kiyisindan-var-bir-kalem-sevdamiz/1085/</link>
<pubDate>Sat, 03 Jan 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Taraftar grubları haklarını aramalı</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 8pt;">Şanlıurfaspor yönetiminden Sarı Şimşekler taraftarlar gurubu başkanı İsmail Arslan ve Şanlı Çarşı Eyyübiye gurubu başkanı Kerim Aktosun’a savcılıktan suç duyurusunda bulunulmu ve maçlara girememe cezası aldırılmış gerekçe olaraktan küfürü önleyememişler dava açılmış.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 8pt;">Takdir edersiniz ki Süper ligdeki hemen hemen tüm takımlar küfür olayından defalarca ceza almışlardır ancak hiç bir kulüp kendi taraftarını savcılığa şikayet etmemiştir.Kaldı ki bu iki başkan Giresun maçından önce takımın menfaati için birleşmiş ve numaralı tirübünde müthiş bir destek gösterisinde bulunmuş ve tüm kamuoyun’unda takdirini kazanmıştı tamda durum bu kadar iyiyken böyle bir davanın açılmasını ben manidar buluyorum.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 8pt;">Şanlıurfaspor yöneticilerin adet haline getirdiği savcılık şikayetlerinin nedeni küfür falan değil hafta içerisinde her iki dernek başkanın yönetim başarısız istifa etmeleri gerekiyor diye yaptığı açıklamalardır. belki Şanlıurfapor yöneticileri istifaya davet edilmelerinin suç olduğunu düşünüyor olabilirler ancak sportif faaliyetlerde başarısız olan her kimse istifaya davet edilir ve bu en demokratik haktır.bunu göz önünde bulundurmadılar ancak inanıyorum ki mahkemeler bu nu göz önünde bulunduracaktır,her iki değerli taraftar gurubu başkanında gerekli itirazları yapıp şahıslarını basitleştirme kamuoyunda saygınlığını düşürmesiyle alakalı karşı dava açmaları halinde konuyu mahkemeye taşıyıp orda haklarını aramalarını gerçek anlamda suçlu olanların akredite kartından ötürü kulübe ceza aldıran yöneticilerin mahkemede yargılanmalarını sağlamalarını tavsiye ederim ve kulüp yöneticilerinin 6222 nolu yasayı tekrar okumalarını ve orda ceza alacak yöneticilerin cezalarının 5 kat daha fazla olduğunu hatırlatırım kaldı ki bugüne kadar açılan davaların çoğu bu yasaya girmiyor bile her iki dernek başkanın tutacağı bir avukat bu işi fazlasıyla çözecektir</p>]]></content:encoded>
<author>İbrahim Tekatlı</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/ibrahim-tekatli/taraftar-grublari-haklarini-aramali/1084/</link>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Biz ne kadar Urfalıysak o kadar da Antepliyiz</title>
<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 8pt;">Ülkemizin değişik bölgelerinden Gaziantepe göç eden vatandaşlarımızla geleceğimizi beraber inşa ettiğimizi; eğitim, siyaset, ekonomi, sanayi ve spor gibi pek çok alanda vatandaşlarımızın özellikle de Şanlıurfalı hemşerilerimizin Gazi Şehrimize büyük katkı sağladıklarını görmek mümkündür.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 8pt;">Gelişen dünyada insanları ötekileştirmek kadar basit bir olay olamaz. &ldquo; Ben buralıyım,&nbsp; benim söylediğim doğrudur.&rdquo; gibi ifadeler bayatlamıştır. Bu ve buna benzer ifadeler insanları üzmekten başka bir şeye yaramamaktadır. İnsanlar, birileri hakkında olumsuz bir şey söylemeden önce iyice düşünmeli ve telafisi zor olan düşünce ve davranışlardan kaçınmalıdır.&nbsp;&nbsp;&nbsp; &ldquo;Pekinde kelebek kanat çırpar, okyanusta dalgalar oluşur&rdquo;&nbsp; (Çin) atasözünde ifade edildiği gibi bazen küçük gördüğümüz eylemler büyük olaylara sebep olmaktadır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 8pt;">Gerek Şanlıurfada gerekse ülkemizde insanlar doğduğu illerden farklı illere ve farklı ülkelere göç etmişlerdir.&nbsp; </p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 8pt;">Gaziantep,&nbsp; ciddi sayıda göç alan illerin başında gelmektedir.&nbsp; İlimizdeki nüfusun yüzde kırkını bölge illerden gelen vatandaşlarımız oluşturmaktadır. Göçün yüzde 50 sini Şanlıurfalı hemşerilerimiz oluşturuyor. Bu da yaklaşık olarak nüfusun yüzde 20 sine tekabül ediyor. Hemşerilerimizin Gaziantepe göçü dördüncü nesildir. <strong>ŞANLIDER</strong> genel başkanı Mustafa İsmet ERDOĞANın dediği gibi: &lsquo;Biz artık Antepin asli unsurlarıyız. <strong>Biz ne kadar Urfalıysak o kadar da Antepliyiz</strong>.Göç eden hemşerilerimiz için önemli olan husus, yaşadıkları bu şehri&nbsp; sevmeleri, buraya hizmet etmeleri,&nbsp; birlik ve beraberlik içinde yaşamalarıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 8pt;">Gerek çevre illerden göç eden kardeşlerimiz, gerekse hemşerilerimiz, Gazi şehrimizin çok değerli halkı ve ilimizde vazife gereği bulunan memur ve bürokratlarımız tarafından marka olan bu güzel gazi şehrimiz sahipsiz bırakılmamalıdır. Hoşgörünün ortaya çıkmasını sağlayacak etmenlerin oluşması açısından da farklılıklarımız ve kardeşliğimizi pekiştireceğine olan inancımız giderek artmaktır. İlimizdeki bu birlik ve beraberlik ruhu;&nbsp; ilimizi, ülkenin marka şehri haline getirmiştir. Sanayi ve ticaret alanında yapılan çalışmalarla kendinden söz ettiren şehrimiz, bu alanda emek veren, uğraşan, çabalayan patronundan çırağına kadar herkesin ciddi emekleri sonucunda başarıya ulaşmıştır. Gaziantepin gelişimine bir nebze de olsa katkıda bulunan, taş üstüne taş koyan,&nbsp; herkese sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Güzel çalışmaların devamının gelmesini temenni ederim. İlimizin kıymetli siyasetçileri ve bürokratlarının da yaptığı değerli çalışmalar takdire şayandır. Ancak burada Şanlıurfalı hemşerilerimizin yokluğu hissediliyor. Bu Şanlıurfalılar için bir sorun teşkil etmektedir. Bu problemin biran önce çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Yüce rabbimiz bizlere; Cuma suresi 10. Ayetin mealinde "Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allahın lütfundan isteyin. Allahı çok zikredin; umulur ki kurtuluşa erersiniz."demektedir.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 8pt;">Gaziantepte ikamet eden bütün vatandaşlarımız toplumumuzun kıymetli birer bireyi olarak ilimizi, ekonomik ve sosyal olarak zenginleştirdiği görülmektedir. İnsanların nereli olduğu veya nerede doğduğu önemli değil, önemli olan atasözümüzde de belirtildiği şekliyle &ldquo; Memleketin doğduğun yer değil, doyduğun yerdir.&rdquo; Olmalıdır. İnsanlarımızın ilimizde, ülkemizde ve dünya ülkelerine yaptıkları hizmetler takdir edilmeye değerdir. Gerisi toplumsal argümanda söylendiği şekilde hik&acirc;yedir.</p>
<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Mehmet Emin Erdem</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/mehmet-emin-erdem/biz-ne-kadar-urfaliysak-o-kadar-da-antepliyiz/1083/</link>
<pubDate>Fri, 02 Jan 2015 00:00:00 +0200</pubDate>
</item><item>
<title>Atalarımız böyle Adil idi</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbulun fethinden sonra, Osmanlı askerleri, Bizans hapishanelerini kontrol ettiler. En ücra bir mahzende üç papaz buldular. Alıp Fatih Sultan Mehmed Hana götürdüler. Sultan, onlara hapsedilmelerinin sebebini sordu. Papazlar, &ldquo;Biz, Bizansın en ileri gelen papazları idik. İmparatorun zulüm ve işkencelerinden, yaptığı rezalet ve sefahetten dolayı kendisini ikaz edip, sonunun yakın olduğunu söyledik. O da, bize kızdı zindanlara attırdı&rdquo; dediler.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed Han, papazların ellerine serbest dolaşma belgesi verip, memleketini gezip görmelerini, Osmanlı Devleti hakkında kendisine görüşlerini bildirmelerini istedi.</p>
<p>Papazlar, İstanbulda bir çarşıya girip, sabahın erken vaktinde bir şeyler almak istediler. Siftah yapan bir dükkandan, komşuları siftah yapmadan ikinci bir şey alamadılar.</p>
<p>Anadoluya geçtiler dolaşırken, ezan okunmaya başladı. Kimse dükkanını kapatmaya bile lüzum görmeden camiye gittiler. Hiç kimse, bir başkasının malına, canına, ırzına, namusuna zarar vermeyi aklından bile geçirmiyordu.</p>
<p>Papazlar, bütün bu hadiselerden dolayı şaşkına döndü. Kaç şehir dolaştıkları halde, bir mahkemeye tesadüf edemediler. Her kasabada k&acirc;dı var, fakat dava yoktu. Hırsızlık yok, katillik yok, namussuzluk yok, eşkıyalık ve dolandırıcılık yok, kötülük yoktu. Birkaç ay dolaştıktan sonra, şehrin birinde bir mahkemenin olacağını haber alıp, oraya koştular.</p>
<p>&ldquo;En sonunda Osmanlının aksak yönünü yakalarız ümidiyle dinleyici olarak içeri girdiler. Davalı ve davacı geldi. K&acirc;dı yerine geçip meseleyi dinledi.</p>
<p>Adamlardan biri anlattı: &ldquo;Efendim, bendeniz bu din kardeşimin tarlasını arzu ettiği fiyat üzerinden satın aldım. Birkaç sene ekip kaldırdım. Fakat bu sene çift sürerken, sabanımın demirine bir şey takıldı. Kazıp çıkardım. İçi altın dolu bir küptü. Küpü götürüp, daha önce tarlayı satın aldığım bu kardeşime vermek istedim. O kabul etmedi: &lsquo;Ben tarlamı, altı ve üstüyle birlikte sattım. Onun ekip kaldırdığında bir hakkım olmadığı gibi, toprağın altında da bir hakkım olamaz dedi.&rdquo;</p>
<p>Üç papaz, altın küpünün kimin olacağına dair mahkemeyi ibretle seyrediyorlardı. Tarlanın yeni sahibi çıkarttığı altın küpünü eski sahibine vermek istiyor, &ldquo;Toprağın altında küpün varlığından haberdar olsaydı, bana orayı satmazdı&rdquo; diyordu.<br />Eski sahibi ise, &ldquo;Efendim, durum kardeşimin anlattığı gibi v&acirc;ki oldu. Ancak, bendeniz ona, o tarlayı, altı ve üstüyle birlikte sattım. Onun ekip kaldırdığında bir hakkım olmadığı gibi, toprağın altında da bir hakkım olamaz. Senelerdir ben o tarlayı sürerim, benim nasibim olsaydı ben bulurdum&rdquo; diyordu.</p>
<p>K&acirc;dı efendi, bu iki Müslüman arasında hüküm vermekte güçlük çekmedi. Çünkü birinin temiz ve saliha bir kızı, diğerinin de salih bir oğlu vardı. &ldquo;Bu gençleri evlendirelim, bu küp altın da onların düğün hediyesi olsun&rdquo; diye teklif yaptı. Onlar da kabul ettiler. Davayı böylece halletmiş oldu. Papazlar da şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilemez bir halde oradan ayrıldılar.</p>
<p>Papazlar, Anadolu seyahatlerine devam ettiler... Yine bir gün, bir mahkemeye şahit oldular. K&acirc;dı efendi, davacıya söz verdi. O da meseleyi şöyle anlattı: &ldquo;Bir hafta önce bu kardeşimden bir at satın aldım. Evime götürüp bakımını yaptım. Ancak birkaç gün sonra at rahatsızlandı. Atın daha önceden hasta olması mümkün olabileceği gibi, ben aldıktan sonra da hastalanması mümkün idi. Atı satın aldığım arkadaşa bir şey diyemedim. Gelip durumu size arz edeyim ki, aramızı bulasınız diye düşündüm. Ancak o gün sizi bulamadım. Siz şehir dışına gitmiştiniz. Siz geri gelmeden de at öldü. Hükmünüzü talep ederim.&rdquo;</p>
<p>K&acirc;dı efendi düşündü. At ölmüş, onlar arasında dava bitmişti. Suç kendisinindi. Atı satanı suçlayamazdı. Çünkü atın durumu ortaya çıkmamıştı. Öbürü de vaktinde müracaatını yapmıştı. Tek eksik taraf; kendisinin şehirde, vazife yerinde bulunmaması idi. O halde atın ücretini o ödemeliydi. Atın fiyatını öğrenip, kendi cebinden bedelini verdi.</p>
<p>Böyle &acirc;dil bir k&acirc;dı efendinin ve böyle &acirc;dil bir mahkemenin mevcudiyetini akıllarına sığdıramayan Bizans papazlarının, hayretlerinden ağızları açık kaldı...</p>
<p>&ldquo;Anadoluda bu kadar dolaştığımız yeter&rdquo; diyen papazlar, İstanbula dönüp, İstanbul K&acirc;dısı Hızır Beyin huzurunda, Padişah Fatih Sultan Mehmed Han ile, bir Hıristiyan arasında bir davanın görüleceğini duydular.</p>
<p>Koca Osmanlı Devletinin Sultanı, çağ açıp çağ kapayan İstanbul Fatihi Sultan Mehmed Han ile bir hıristiyan mimar, K&acirc;dı Hızır Beyin karşısında ayakta bekliyorlardı. Fatih Sultan Mehmed Han, vazifesine ihanet eden Hıristiyan mimarı mahkemesiz cezalandırmış, Hıristiyan mimar da, K&acirc;dı Hızır Beye şikayet etmişti.</p>
<p>Hızır Bey, Fatih Sultan Mehmed Hanı haksız bulup aynı şekilde Sultanın da cezalandırılmasına hükmetti. Eğer mimar rıza gösterirse, diyetle kurtulabilecekti. Hıristiyan mimar, bu adalet karşısında ne yapacağını şaşırdı. Oracıkta, Kelime-i şehadet getirip Müslüman oldu...</p>
<p>Papazlar, fetihden sonraki İstanbul hayatını da çok merak ediyorlardı. Müslümanların oturdukları, yeni yeni yerleşmekte oldukları mahallelere gittiler. Onların tam bir teslimiyet ve sükunetle işlerini yaptıklarını tam bir temizlik ve titizlikle eşyalarını yerleştirdiklerini gördüler. İstanbul bambaşka olmuş, sanki birkaç ay önceki Bizans gitmiş, yerine gökten bir İstanbul inmişti.</p>
<p>Padişah tarafından Osmanlı ülkesini gezip görmekle vazifelendirilen papazlar, İstanbuldaki Hıristiyan mahallelerini de görmeden edemediler. Bugünkü Fatih Camiinin doğu taraflarına ve Fenere doğru gittiler. Hıristiyanlar bile değişmiş, sokaklardaki pislik azalmıştı. Kimse kimseye zulmetmeye cesaret edemiyordu. K&acirc;dı Hızır beyin, Padişaha bile ceza vermekten çekinmemesi onları korkutmuştu. Herkes sessiz, sakin işine devam ediyor, eskisi gibi içip içip, sokaklarda, n&acirc;r&acirc;lar atamıyorlardı. Kimseyi rahatsız edemiyorlardı. Hıristiyanların en fakirine bile ev verilmiş, kimse aç ve açıkta bırakılmamıştı. İstanbulda herkes huzur içerisinde idi.</p>
<p>Papazlar, bütün bunları gezip gördükten sonra, birkaç gün dinlenip düşündüler, izin isteyip padişahın huzuruna çıktılar. Gördüklerini bir bir arz edip; &ldquo;Bu millet ve devlet, böyle giderse, kıyamete kadar devam eder&rdquo; dediler. &ldquo;Böyle bir ahlak ve yaşayışa sahip olan insanların dini, elbette Allahü Te&acirc;l&acirc;nın hak dinidir&rdquo; dediler, Kelime-i şehadet getirip Müslüman olmakla şereflendiler.</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
<author>Müslüm Abacıoğlu</author>
<link>https://www.sanliurfaguncel.com/yazarlar/muslum-abacioglu/atalarimiz-boyle-adil-idi/1081/</link>
<pubDate>Mon, 29 Dec 2014 00:00:00 +0200</pubDate>
</item></channel>
</rss>