Şanlıurfa\'da Kardioloji Kongresi

Harran Üniversitesi Tıp fakültesi kardiyoloji ABD tertiplediği,” 3 BOYUTLU EKO’nun kullanımı ve Pulmoner Hipertansiyona yaklaşım” konulu kongreye Şanlıurfa, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep ve diğer illerde Kardiyoloji uzmanları başta olmak üzere, Göğüs Hastalıkları ve Romatoloji hekimlerinden oluşan geniş bir hekim kitlesi katıldı.

Şanlıurfa\'da Kardioloji Kongresi

Harran Üniversitesi Tıp fakültesi kardiyoloji ABD tertiplediği,” 3 BOYUTLU EKO’nun kullanımı ve Pulmoner Hipertansiyona yaklaşım” konulu kongreye Şanlıurfa, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep ve diğer illerde Kardiyoloji uzmanları başta olmak üzere, Göğüs Hastalıkları ve Romatoloji hekimlerinden oluşan geniş bir hekim kitlesi katıldı.

Şanlıurfa\'da Kardioloji Kongresi
16 Haziran 2015 - 13:43

Harran Üniversitesi tıp fakültesi kardioloji ABD Öğretim üyesi ve Baş Tabib Yardımcısı Prof.Dr. Recep Demirbağ yaptığı açıklamada “Ekokardiyografi 1950’li yıllarda M-mode ile uygulanması kullanıma girmiş, 1970’lerde iki boyutlu, 1990’lı yıllarda 3 BOYUTLU ekokardiyografi ile genişlemiştir. 3 Boyutlu görüntü ile kardiyak yapılar gerçek hacimsel boyutları ile değerlendirilmektedir. En yaygın ve önerilen kullanımı alanları; sol ventrikül fonksiyonları, kalp kapakları ve konjenital kalp hastalıklarının değerlendirilmesidir. Sol ventrikül kitlesi, hacmi, şekli, duvar hareketlerinin değerlendirilmesi mümkün olmaktadır. Kapak ve konjenital hastalıklarda yapılacak cerrahi ve katater bazlı müdahaleler (mitra-clip, paravalvüler kaçak kapatılması, mitral balon valvüloplasti, atriyal fibrilasyon ablasyonu, ASD kapatılması, sol atriyal appendiks kapatılması gibi) öncesi kapakları oluşturan yapıların gerek anatomisi, gerekse fizyolojik ve morfolojik değerlendirilme imkânı sağlaması nedeniyle 3 Boyutlu eko öne çıkmaktadır. İyi bir 3 Boyutlu EKO görüntüsü için, hastanın normal EKO görüntüsünün iyi olması gerekir. Kalp çalışmasında düzensizlik (aritmi) olması görüntü kalitesini olumsuz etkilemektedir. Diğer bir sınırlaması normal ekoya göre daha uzun zaman almasıdır.

Pulmoner hipertansiyon, yavaş ilerleyen, çoğu kez tanısı geç konan, erken yaşta ölüme neden olan, ortalama pulmoner arter basıncında ve pulmoner vasküler dirençte artmayla karakterize yıkıcı bir hastalıktır. Kadınlarda daha sık görülmekte ve 35-50 yaş aralığında klinik tanı konulmaktadır. Genellikle altta yatan sebep bilinmemektedir. Nedenine göre beş ayrı grup olarak pulmoner hipertansiyon sınıflandırılmaktadır. En sık görüleni sol kalp hastalıklarına bağlı olandır. En sık görülen semptomu nefes darlığıdır. Özellikle öyküde eforla gelen, giderek artış gösteren nefes darlığı olanlarda pulmoner hipertansiyonda şüphelenmek gerekir. Tanı ve tedavi çok önemli ilerlemeler sağlandı. Dedi.

Dr.Demirbağ, konuşmalarının sonunda,hocalar başta olmak üzere, tüm katılımcı ve organizasyonda emeği geçenlere çok teşekkür etti.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum