Kendi Emir Erlerinden Oluşan Yönetici İmparatorluğu yıkılmalı

Karakuş; Stajyer öğretmenliğin kaldırılması sürecine ilişkin belirlenen yönteme son verilmeli, ‘performans değerlendirmesi’, ‘sözlü sınav’ gibi açık uçlu uygulamalara, sübjektif değerlendirmelere müsaade edilmemelidir

Kendi Emir Erlerinden Oluşan Yönetici İmparatorluğu yıkılmalı

Karakuş; Stajyer öğretmenliğin kaldırılması sürecine ilişkin belirlenen yönteme son verilmeli, ‘performans değerlendirmesi’, ‘sözlü sınav’ gibi açık uçlu uygulamalara, sübjektif değerlendirmelere müsaade edilmemelidir

Kendi Emir Erlerinden Oluşan Yönetici İmparatorluğu yıkılmalı
18 Haziran 2015 - 11:50

Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı Hikmet KARAKU޸   Uzun yıllar başarıyla idarecilik yapmış, makamıyla bütünleşmiş, okullarına sayısız hizmet vermiş yöneticilerin bu şekilde öğretmenliğe geri döndürülmeleri asla kabul edilemez olduğunu belirten Karakuş ;  Yandaşlıkla donatılmış MEB Kanunu geri çekilerek, Yönetici Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği hakkaniyete uygun olarak yeniden düzenlenerek, yargı kararlarına uyularak haksızlığa uğrayan tüm yöneticilerimize kaybettikleri itibarının geri verilmesi, onların görevlerine iade edilmesi bir zorunluluktur. Yönetici atamada, görevde yükselmelerde kriter yazılı sınav olmalıdır. Okullarda siyasallaştırılma devri kapanmalı, iktidarın Kendi Emir Erlerinden Oluşan Yönetici İmparatorluğu yıkılmalı, MEB’de yaptığı işe göre değil, sendikasına, siyasi görüşüne, ideolojisine göre okul yöneticisi görevlendirme işlemi son bulmalıdır.    Sözlü sınava dayalı yapılan şube müdürlüğü atamalarında yargı kararlarına uyulmalı; haksız, hukuksuz olarak yapılan tüm şube müdürü görevlendirmeleri iptal edilmelidir.    Ellerinde diplomaları ile boş gezen, başka iş yapmak zorunda kalan, annesinden babasından aldığı harçlıkla kitaplarını alan, KPSS’ye hazırlanan öğretmenlerimiz hepimizin yürek sızısıdır. Oysa bu ülkede öğretmen açığı ciddi bir sorundur. MEB öğretmen açığının bir kısmını girdiği ders başına ücret alan, iş güvencesi olmayan ücretli öğretmenlerle gidermeye çalışmaktadır. Sendikamızın yaptığı araştırmaya göre bu eğitim-öğretim yılında ülkemizde Türkiye’de ücretli öğretmen sayısının 78 ilde 79 bin 765’e ulaştığını görülmektedir. Soruyoruz: Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, öğretmenini atayacak güce nasıl sahip olamaz? Açık öğretim mezunlarının, iki yıllık yüksekokul mezunlarının da ücretli öğretmenlik yapabildiğini düşünürsek, en kıymetli varlığımız evlatlarımız nasıl olur da mesleki ehliyeti olmayan kişilere emanet edilir? Devlet nasıl olur da öğretmenlerini iş güvencesiz çalıştırabilir? Yeni kurulacak Hükümetin ve yeni Milli Eğitim Bakanı ile kurmaylarının öncelikli yapması gereken ücretli öğretmenliği tamamen ortadan kaldırması silmesi ve tüm öğretmenleri kadrolu olarak atamasıdır. Ayrıca kaliteli ve verimli eğitim için, öğretmen açığının giderilmesi için, atama bekleyen öğretmenler için 2015 yılında toplam 100 bin atama talep ediyoruz. Devletimiz, bu atama sayısını gerçekleştirecek maddi imkânlara sahiptir. Ayrıca genç işsizliğin tavan yaptığı ülkemizde işsizlik sorunu çözülmeli, sayıları 400 bini bulan işsiz İİBF mezunlarına istihdam alanları yaratılmalıdır. Stajyer öğretmenliğin kaldırılması sürecine ilişkin belirlenen yönteme son verilmeli, ‘performans değerlendirmesi’, ‘sözlü sınav’ gibi açık uçlu uygulamalara, sübjektif değerlendirmelere müsaade edilmemelidir. Aksi taktirde tıpkı yönetici atamalarında yaşandığı gibi, sözlü sınavlarda isim listelerinin hazırlanmayacağının, bu listelerin sözlü sınav komisyonun önüne konulmayacağının garantisini kim verecektir? Siyasi parti teşkilatlarının atama sürecine müdahil olmayacağını nasıl bilebiliriz? Siz hem diplomanızla hem de KPSS’den yeterli puan alarak rüştünüzü ispat edeceksiniz hem de stajyerliğinizin kaldırılması için başka hendekler atlamak zorunda bırakılacaksınız. Öğretmenleri daha mesleklerinin başında umutsuzluğa sevk eden, genç öğretmenlerin önüne engel üstüne engel koyan, yandaş yaratmayı hedefleyen bu uygulamayı kaldırmak eğitimimizin geleceği adına çok önemlidir.    Türk Eğitim-Sen en baştan beri rotasyona karşı çıktı. Sendikamız, rotasyon uygulamasının aile bütünlüğünü bozacağını, verim sağlamayacağını, yeni adaletsizliklere zemin hazırlayacağını söylemiş; rotasyon il içi de olsa, bazı ilçeler arasında 60-100 km. hatta 200 km. olduğunu, bu nedenle öğretmenlerin mağdur olacağını sık sık dile getirmişti. Ancak uyarılarımız şu ana kadar dikkate alınmamıştır. Bir sendika da “tebdili mekanda ferahlık vardır” diyerek, rotasyonu sonuna kadar destekledi. Hatta bu sendika rotasyonu kullanarak, öğretmenleri tehditle, şantajla ya da ‘merkez okullarda görev yapacaksınız’ vaatleriyle üye yapmaya çalıştı. Oysa ücra yerlerden merkez okullara gelmenin yolunun rotasyon olduğunu zannedenler, bu konuda MEB’e destek verenler ilçe gruplarının açıklanmasıyla nasıl bir yanlışa düştüklerinin şimdi farkına vardılar. Sendikamızın talebi; öğretmenlerin çalışma barışını bozacak, huzurunu dinamitleyecek, Türkiye genelinde binlerce öğretmeni gereksiz yere yerinden edecek rotasyon uygulamasından ivedilikle vazgeçilmesidir.dedi.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum